29.11.2021

Ermeni tehciri ile ABD vatandaşı Japonların tehciri aynıdır

Ermeni tehcirine soykırım diyen ABD Başkanı Biden, Japon uçaklarının Pearl Harbour saldırısından sonra, batı sahillerinde yaşayan Japon asıllı ABD vatandaşlarının iç bölgelere sürülmesine neden soykırım demiyor? Bunu Biden’a sormak her Türk vatandaşının hakkıdır.


Soykırım iddiasında bulunan Ermeniler ve bazı Türklerin 1918 yılında kurulan Ermenistan’ın ilk Başbakanı Ovanes Kaçaznuni’nin itiraflarını (Ovanes Kaçaznuni; Taşnak Partisi’nin Yapacağı Bir Şey Yok, 1923 Parti Konferansı’na Sunulan Rapor) okumaları gerekir. Bilal Şimşir’in “Malta Sürgünleri” adlı kitabında yazdığı gibi “Ermeni katliamı” iddiası hukukî açıdan çökmüştür. (Şimşir, s. 21) Yanda, sözde Ermeni soykırımı denilen bir olayın yaşanmadığının belgesi vardır. (Genelkurmay Başkanlığı, Arşiv Belgeleriyle Ermeni Faaliyetleri 1914-1918, Cilt II)

The New York Times’in 23 Ağustos 1895 tarihli sayısındaki haber bir gerçeği açıklamaktadır.

Rahip Cyrus Hamlin’inyazılı şahitliği şöyledir: “Katliama sebep olanlar Ermeni ihtilâlcileridir; toplanan paralar zimmete geçirilmiştir. Onlar istenen parayı vermeyen kendi soydaşlarını da öldürmektedirler.” Cyrus Hamlin, Ocak 1839’da Osmanlı Devletine gelmiş, 1860 yılında Robert Kolej’in kurulması çalışmalarına katılmıştır.

Tarihte ilk defa gerçek soykırımcılar 20 Kasım 1945 tarihinde başlayıp 1 Ekim 1946’da sona eren Nürnberg Duruşmaları sonucunda belirlenmiştir. Duruşmalar, savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçların hukuk diline girmesine ve bu alanda uluslararası mahkemelerin ortaya çıkmasına katkıda bulunmuştur. Nürnberg’de 24 Alman Nazi subayı yargılanmıştır. Alman sanayici Gustav Krupp, sağlık durumunun kötü olması sebebiyle davanın dışında bırakılmıştır. Yargılamalardan sonra sanıklardan on ikisi idam, dördü on ile yirmi yıl arası hapis, üçü ise müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır.

Nürnberg’teki müzeyi gezdim. Türkler soykırım yaptı diyenlere tavsiyem, bu müzeyi ziyaret etsinler. Soykırım yapanların kimler olduğunu, yargılama süreçlerini, belgeleri, verilen yargı kararlarını görsünler.

Ermeni İsyanları

Ermeni isyanları her ne kadar 93 Harbi’nden sonra artmaya başlamış olsa da, Rusya’nın ve Batılı ülkelerin kışkırtmasıyla 3 Kasım 1839 tarihinde ilan edilen Tanzimat Fermanı’nın ardından sosyal amaç görünümü ile kurulan dernekler tarafından başlatılmış, 23 Temmuz 1908’de ilan edilen İkinci Meşrutiyet’e kadar aralıksız devam etmiştir. 14 Nisan 1909’da Adana’da Ermeni isyanı başlamış, isyan domino etkisiyle önce bölgeye, ardından bütün Anadolu’ya yayılmıştır.

 

1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi’nden 24 Nisan 1915 Tehcir Kararı’na kadar geçen sürede Ermeni komitacıları; Kars, Ağrı, Doğubeyazıt, Ardahan, Erzurum, Erzincan, Sivas, Yozgat, Merzifon, Tokat, Trabzon, Bitlis, Bingöl/Kiğı, Harput (Elazığ), Malatya/Arapgir, Diyarbakır, Adana, Sis (Kozan), Haçin (Saimbeyli) Kayseri, Zeytun, Maraş, Van, Urfa ve Sason başta olmak üzere isyan hareketleri başlatmışlardır. Ermeni Devrimci Federasyonu üyeleri, 21 Temmuz 1905 tarihinde İkinci Abdülhamit’e Yıldız Hamidiye Camii önünde suikast girişiminde bulunarak 26 kişinin ölümüne, 58 kişinin de yaralanmasına yol açmışlardır.

Ermeniler; yukarıda sayılan bölgelerde genç-yaşlı, kadın-çocuk Müslüman ahaliyi katletmiş, gasp, yağma ve tecavüzlerle halka korku ve yılgınlık vererek bölgelerini terk etmelerine ve böylece demografik yapının lehlerine değişmesine çalışmışlardır.

1915 Tehcir Kararı

15 Nisan 1915 tarihinde valiliklere gönderilen yazı ile Ermeni komitalarının kapatılması, evrakına el konulması, komitaların ileri gelenlerinin, zararlı faaliyetlerde bulunan Ermenilerin ve bulundukları yerlerde ikametleri mahzurlu görülenlerin tutuklanması istenmiştir. Bu tedbirlerin, komitacıların teşebbüslerini engellemeye dönük olduğu ifade edilerek esas amacın, Müslüman halk ile Ermeniler arasında karşılıklı çatışma olmaması olduğu açıklanmıştır. Dahiliye Nâzırı Talat Paşa, 24 Nisan 1915 günü tehcir kararını uygulamaya koymuştur.

Ermeni tehcirine soykırım diyen ABD Başkanı Biden, Japon uçaklarının Pearl Harbour saldırısından sonra, batı sahillerinde yaşayan Japon asıllı ABD vatandaşlarının iç bölgelere sürülmesine neden soykırım demiyor? Bunu Biden’a sormak her Türk vatandaşının hakkıdır. ABD, millerce uzaklıktaki Japonya’nın tehdidi sebebiyle tehciri uygulamıştır. Tehcirden kaç kişi etkilendi, ölen oldu mu bilinmiyor. Savaştan sonra dönüş izni verildiğinde, tehcire uğrayanların eski evlerine dönmeleri de mümkün olmamıştır.

ABD’deki tehciri ile Ermeni tehcirinin amaçları aynıdır. Bu durumda ABD, Japon kökenli ABD vatandaşlarına soykırım suçu işlemiş olmuyor mu? Tehcirin soykırım olabilmesi için organize bir planın varlığı gerekir. Yukarıda, Mart 1942 tarihine ABD vatandaşları arasında yapılmış anketin sonuçları vardır. ABD vatandaşı olmayan Japonların Pasifik sahilinden uzaklaştırılmasına evet diyen Amerikalılar yüzde 93, ABD vatandaşı olan Japonların uzaklaştırılmasına evet diyen ABD vatandaşlarının oranı ise yüzde 59’dur (https://exhibitions.ushmm.org/americans-and-the-holocaust/main/us-public-opinion-on japanese-internment-1942)

Şimdi, kritik soruyu başta Orhan Pamuk olmak üzere 1,5 milyon Ermeni soykırıma uğradı tezine sahip çıkanlara sormak istiyorum. Şişli Üçüncü Asliye Hukuk Mahkemesi, İstanbul Şehit Anaları Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Pakize Alp Akbaba ve Ergenekon davasının tutuklu sanığı avukat Kemal Kerinçsiz’in de aralarında bulunduğu altı kişinin, Nobel Edebiyat ödüllü yazar Orhan Pamuk hakkında açtığı manevî tazminat davasında, davacıların her biri için bin TL olmak üzere toplam altı bin TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalı Orhan Pamuk’tan alınmasına karar vermiştir. Çünkü, Pamuk “Das Magazin” isimli dergiye verdiği röportajdaki “Otuz bin Kürt’ü ve bir milyon Ermeni’yi öldürdük. Türkiye’de hiç kimse bunu dile getirmeye cesaret edemiyor. Ben ediyorum” demişti.

Bir buçuk milyon Ermeni soykırıma uğradı tezine sahip çıkanlar, katledilen Ermenilerin mezarlarından çıkan kafataslarının neden Tuol Sleng Soykırım Müzesi’nde ve de Ruanda soykırımında olduğu gibi sergilenmediğine cevap vermelidirler. Ortalama 70 kg insanda 7 kg kemik vardır. Bir buçuk milyon Ermeni soykırıma uğradıysa 10.500.000 kg kemik (iskelet) eder. Bu da 10.500 ton kemiktir. On tonluk kamyon ile hesap edilirse bin kamyon kemik.

Sözde soykırıma ilişkin toplu mezarlar bulunmadığına, katledilenler Hindu  (antyeshti) geleneğine göre ya da Alman Nazilerinin yaptığı gibi kremasyonlarda (ölen kişinin cesedinin yaklaşık 900-1200 derece sıcaklıkta en az yetmiş dakika yakılması) yakılmadığına göre bir buçuk milyon kişinin kemikleri nerededir?

Bu soruya cevap verilmediği sürece tehcir, Türk milletine atılmak istenen iftiradan başka bir şey değildir. Kommagene Krallığı’nın beş büyük kentinden biri olan ve Roma döneminde de önemini koruyan Örenli Mahallesi’nde yer alan Perre Antik Kenti’nde iki bin yıllık kaya mezarlarının bulunduğu alanda yürütülen kazılarda 160 metre uzunluğunda bir merdiven yapısı ile 1500 yıl öncesine ait erkek iskeleti bulunmuştur.  “Bilecik’te bir apartman bahçesinde 8 bin 500 yıllık insan iskeleti bulundu. Konuya ilişkin yapılan açıklamada, iskelet üzerinde DNA çalışması yapılacağı bildirildi.”

Naziler, 1940-1945 yılları arasında Avrupa ülkelerinden topladıkları yüzde 90’ı Yahudi olan insanları trenlerle Auschwitz Toplama Kampı’na getirdiler. Kampta 1,1 milyon ile 1,5 milyon arasında insan gaz odalarında katledilmiştir. 27 Aralık 1945’te Sovyet ordusu tarafından kurtuluşunun yetmiş beşinci yılı sebebiyle Almanya Şansölyesi Angela Merkel, Auschwitz Toplama Kampı’nı ziyaret etmiştir. Merkel’den önce Başbakan Helmut Schmidt ile Başbakan Helmut Kohl de kampı ziyaret etmişlerdi.

Ben de bu kampı gezdim. Gaz odalarında duvarlara sinmiş ölüm gazı kokusunu hissettim ve irkildim.

Sağda görülebileceği gibi kampın girişindeki tabelada bir buçuk milyon Yahudi yazılıdır. Ermenilerin Sevr (Sevres) Anlaşması’nın imzalandığı Sevr Porselen Müzesinin önüne diktikleri anıtta da (sol taraf) bir buçuk milyon rakamı yer almıştır. Müzenin önüne sözde Ermeni soykırım anıtı dikilmesinin sebebi şudur: “Biz Ermeniler Türkiye Cumhuriyetini kuran Lozan Anlaşmasını tanımıyoruz. Bizler Sevr Anlaşması’nın halen yürürlükte olduğunu kabul ediyoruz. Çünkü Sevr’de büyük Ermenistan vardır.”

Bir buçuk milyon rakamının doğru olması imkânsızdır. Çünkü o tarihte bir buçuk milyon Ermeni yoktu. Bölgedeki toplam Ermeni nüfusu 736 bindir. Bu durumda Anadolu’daki toplam Ermeni nüfusundan fazlası nasıl oluyor soykırıma uğrayabiliyor?

Öldürülenlerin yanı sıra Ermeni zulmüne maruz kalan Türk nüfusunun önemli bir kısmı topraklarından kaçmak zorunda kalarak mülteci durumuna düşmüşlerdir. Aşağıdaki tablo, aynı zamanda bir demografi uzmanı olan Prof. Dr. Justin McCarthy’ye göre göç etmek zorunda kalan Türklerin bölgelerine göre sayılarını göstermektedir. Toplam nüfus 702,900’dür.

Justin McCarthy’e göre 1912-1922 yılları arasında Anadolu’da iki buçuk milyon (%18) Müslüman nüfus hayatını kaybetmiştir. Doğu vilayetlerinde hayatını kaybeden Türklerin sayısı ise 1,189,132’dir. Türkiye coğrafyasındaki katliamın yanı sıra, Trans Kafkasya’da Bakü, Gence, Tiflis, Kutaisi, Kars ve Revan (Erivan) bölgelerinde de 413.000 Türk ve Müslüman katledilmiştir. 1912-1922 yılları arasında Anadolu coğrafyasında katledilen 1.189.132 kişiye, Trans Kafkasya’da katledilen 413.000 kişi eklendiğinde katledilen Türk ve Müslümanların sayısı 1.602.132’ye ulaşmaktadır. Üstelik katledilen Türklerin durumu zorunlu göç sırasında hayatını kaybeden Ermenilerin durumundan çok farklıdır.

Ermenilerden ölenlerin çok büyük bir bölümü salgın hastalıklar ve yol şartları gibi sebeplerle hayatını kaybederken, Ermeniler tarafından katledilen Türkler ırkçı bir saldırının kurbanı olarak ağır işkenceler altında yok edilmiştir. Katledilenlerin yanı sıra Ermeni zulmüne maruz kalan yörelerin Türk nüfusunun önemli bir bölümü de katliamdan kurtulabilmek için topraklarını terk etmek zorunda kalmış ve mülteci durumuna düşürülmüştür. Prof. Dr. Justin McCarthy’nin nüfus istatistiklerinden yaptığı tespitlere göre göç etmek zorunda kalan Türklerin bölgelere göre durumu yukarıdaki tabloda gösterilmiştir (McCarthy, “Ölüm ve Sürgün”, s. 265)

Birinci Dünya Savaşı sırasında göçe zorlanan Ermeniler ile Ermeni katliamı ve Rus işgali sonucunda aynı zaman diliminde göçe zorlanan Türkler ve Müslümanlar arasında farklı araştırmacıların yaptıkları ölüm tahminlerini gösteren tablo aşağıdadır.

Justin McCarthy Türk ve Müslüman halkın kayıplarını hesaplama yöntemini açıklarken  “Abartmalı hesaplamalara dayandığım yolunda eleştirilere fırsat vermemek için daima kendi tezimin aleyhine olacak sayıları esas tutmak ilkesini kabullendiğimden metinde verdiğim, Müslümanların ölüm telefatına ilişkin sayıların, gerçek ölüm telefatına göre düşük kaldığı varsayılabilir” ifadesini kullanmıştır. Trans Kafkasya’da Bakü, Gence, Tiflis, Kutaisi, Kars ve Revan (Erivan) bölgelerinde katledilen Türklerin durumu zorunlu göç sırasında hayatını kaybeden Ermenilerin durumundan farklıdır. Ermenilerden ölenlerin çok büyük bir bölümü salgın hastalıklar ve yol şartları gibi sebeplerle hayatını kaybederken, Ermeniler tarafından katledilen Türkler ırkçı bir saldırının kurbanı olarak ağır işkenceler altında yok edilmiştir.

Ermeniler, katlettikleri Türklerin fotoğraflarını Türklerin katlettiği Ermeniler şeklinde göstererek sahtekârlıkta bulunmaktadırlar. New York’ta Rusça yayımlanan “V Novom Svete” gazetesinde, Eduard Pariyants isimli bir Ermeni, Hocalı soykırımında öldürülen Türk çocuklarının resimlerini, 1915 yılı sözde Ermeni soykırımı kurbanları olarak göstermiştir.

Ajansın haberine göre, bu gerçeği Florida’da yaşayan ve Ermeni terörüyle ilgili kitaplar yazan Felix Tzertvadze ortaya çıkarmıştır. Söz konusu resimleri görünce Hocalı soykırımı kurbanlarını hemen tanıyan Tzertvadze, Azerbaycan devlet kurumlarına ve diaspora teşkilatlarına başvuruda bulunarak durumu bildirmiştir. Buna benzer bir olay daha önce Almanya’da düzenlenen bir sergide de yaşanmıştır. Erivan’daki soykırım müzesinde de bu tür resimler sergilenmektedir.

 

 

Yazar

Sadık Rıdvan Karluk

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar