07.08.2022

Kırım Tatar Sürgününü Unutmadık: 18 Mayıs 1944 – 18 Mayıs 2022

Stalin'in 11 Mayıs 1944 tarihli kararıyla 17 Mayıs’ı 18 Mayıs’a bağlayan gece Kırım’ın her yerinde evler basılarak sürgün başlatılmıştır. Sürgün sonrası Kırım Tatarlarının oluşturduğu “Kırım Tatar Millî Hareketi”, Kırım Tatar Türklerinin vatanlarına dönme talepleriyle sesini yükseltmeyi başarmıştır.


Kırım Tatar Türkleri bundan 78 yıl önce 18 Mayıs 1944 gecesinde tarihî yurtları Kırım’dan hayvan vagonlarına bindirilerek Sibirya ve Orta Asya çöllerine sürgüne gönderilmiş,  yüz binlerce Tatar Türkü yolculuk sırasında ve götürüldükleri yerlerde hayatlarını kaybetmişlerdir.  İkinci büyük travma Kırım’ın Rusya tarafından işgal edilmesinde yaşanmıştır. 1783’te Çarlık Rusya’sının Kırım’ı ilhak etmesiyle 1 milyon 800 bini 1783-1922 yılları arasında Osmanlı topraklarına göç etmiştir.  Onlardan biri de rahmetli babam Süleyman Karluk’tur. Baba dedemin mezarı Ankara Cebeci Mezarlığındadır.  Babam Avrupa Birliği üyesi Romanya’dan göç ettiği için ben Avrupa Birliği vatandaşı oldum.

İkinci Dünya Savaşı başladığında Nazi Almanya’sı Kırım’a girince Kırım Tatarlarının bir kısmı Alman ordusuna esir düşerek orduya katılmak zorunda kalmış,  bir kısmı da Alman sanayisinde işgücü olarak kullanılmak üzere Almanya’ya götürülmüştür. Almanlara yardım ettiğini öne süren Stalin, 11 Mayıs 1944’te Tatar Türklerinin Kırım’dan sürülmesi kararını verince 17 Mayıs’ı 18 Mayıs’a bağlayan gece Kırım’ın her yerinde aynı anda evler basılarak sürgün başlatılmıştır. Hazırlanmaları için 15-20 dakika zaman verilen Kırım Tatarlarına,  sadece ellerinde taşıyabilecekleri kadar eşya almaları izni verilmiştir.

Hayvan vagonlarına doldurulan soydaşlarımız; Orta Asya, Urallar ve Sibirya’ya gönderilmiş, toplama kamplarında ağır şartlar altında yaşamak zorunda kalmış, sürgün yolculuğu ve izleyen yıllardaki 430 bin Kırım kökenli Türkün yarıya yakını hayatını kaybetmiştir. Sürgün sebebiyle boşalan bölgelere 1944’ten itibaren Rus ve Ukraynalılar yerleştirilmiştir.

Sürgünden sonra Kırım Tatarlarının “Kırım Tatar Millî Hareketi” adıyla oluşturduğu sivil toplum girişimi, Kırım Tatar Türklerinin vatanlarına dönme talepleriyle sesini yükseltmeye başlamıştır.

Sovyetler Birliği, 1967’de yayınlanan bir bildiri ile Kırım Tatarlarına haksızlık yapıldığını kabul etse de, Kırım’a dönen Tatarların iskânı engellenmiş, Kırım’da Slav unsurların iskânına hız verilmiştir. Kırım Tatarları, 1988’den itibaren yeniden Kırım’a dönmeye başlamış, Kırım Tatar Millî Kurultayı, Tatarların hukukunu korumak üzere 26 Haziran 1991’de Akmescit’te toplanarak Kırım Tatar Millî Meclisi Başkanlığına Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nu getirmiştir.

1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Kırım, bağımsız bir devlet haline gelen Ukrayna’ya bağlı bir Muhtar Cumhuriyet olmuştur. Kırım Tatar Millî Meclisi, 200 yılı aşkın süredir başlarına gelen felaketlerden Rusya’yı sorumlu tutarak  Kırım’ın Rusya’ya bağlanmasına karşı çıkmıştır. 27 Mart 1994’te yapılan seçimlerde Kırım Tatar Millî Kurultayı adaylarının 14 sandalye kazanmasına rağmen Kırım Tatarlarına bir defaya mahsus olarak verilen bu hak uzatılmamış, sadece Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile Rıfat Çubarov Ukrayna Parlamentosu’na girebilmiştir.

2014’e gelindiğinde Ukrayna’da yaşanan olaylar yeni bir Kırım krizini doğurmuş,  Ukrayna ile olan ikili anlaşma kapsamında Kırım’da Sovyet dönemindeki varlıklarını sürdüren Rus askeri üslerindeki birlikler, Şubat ayının sonunda yarımadanın kontrolünü ele geçirmiştir.  Devlet Başkanı Putin, Rus devlet televizyonunda yayınlanan belgeselde tüm işgal sürecinin planlı programlı yürütüldüğünü açıklamış, 16 Mart 2014’te yapılan referandumla Kırım’ın Rusya’ya bağlandığı ilan edilmiştir. Rusya, 21 Mart’ta Kırım’ı Rusya’ya bağlayan anlaşmayı imzalayarak işgalin ardından ilhak sürecini tamamlamıştır ama uluslararasında Kırım Ukrayna toprağı olarak kabul edilmeye devam etmiştir.

Rus işgalinden sonra Kırım Tatar Türklerinin lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Rıfat Çubarov’un Kırım’a girişine yasak getirilmiş,  KTMM’nin faaliyetleri durdurulmuş, Tatar Türklerinin yayın organı ATR televizyonun cihazlarına el konulmuştur.  Rusya, Sivastopol kentinin yakınındaki stratejik Balbek Hava Üssü’ne yeni sistemler eklemiş,
limanı üs olarak kullanan Rus donanması savaş gemileriyle takviye edilmiş, Kırım’a nükleer silah konuşlandırılacağı iddialarıysa Moskova tarafından yalanlanmamıştır.

Rusya’nın Kırım’ı işgal ve ilhakına tepkiler Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da yapılan NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda açıklanmış, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Rusya’nın Kırım’daki hukuk dışı ilhakını kınayarak, tanımayacaklarını açıklamıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan yayımladığı mesajında, büyük bir kıyıma uğrayan Kırım Tatar Türklerinin yaşadıklarının tarihe utanç verici kara bir leke olarak geçtiğini açıklamıştır. Kırım’ın Rusya tarafından ilhakının, Tatarlar için geçmişteki bir travma olduğunu hatırlatmıştır: “Kırım, 2014 yılında uluslararası hukuk hiçe sayılarak ilhak edilmiş, bölgede hak ihlalleri yeniden başlamıştır. Bu, kabul edilemez bir durumdur.”   

Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmî temaslarda bulunmak üzere Kıyiv’i ziyareti kapsamında Kırım Tatar halkının lideri, Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu Başkanlığındaki Kırım Tatar heyeti ile bir araya gelmiştir.
Kabulde, Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Kırım Tatar Millî Meclisi Başkanı Refat Çubarov, Ukrayna Dışişleri Bakan Yardımcısı Emine Ceppar, Türkiye-Ukrayna Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı, Ukrayna Milletvekili Rüstem Umerov, Kırım Tatar Millî Meclisi Başkan Yardımcısı, Ukrayna Milletvekili Ahtem Çiygöz yer almıştır.  Türkiye tarafında ise Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ile Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın bulunmuştur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yapılan görüşmede Türkiye’nin desteğiyle Kırım Tatar sığınmacıları için Herson, Mıkolayiv ve Kıyiv’de inşa edilecek konutlar konusu dâhil olarak birçok konunun görüşüldüğünü belirten Kırımoğlu; Herson, Mıkolayiv ve Kıyiv’de konut inşa etme projesini hızlandırma yolları, Ukrayna’nın İslam İşbirliği Teşkilatı ve Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı’na (TÜRKSOY) gözlemci olarak katılması, Ukrayna’da tedavi olamayan hastaların Türkiye’de tedavi görme sürecini kolaylaştırma, işgalden dolayı Kırım’ı terk etmek zorunda kalan ve Türkiye’ye yerleşen Kırım Tatarlarının oturum izni alma ile ilgili yaşadığı sorunları dile getirmiştir.

Bu süreçte İYİ Parti Grup Başkanı Prof. Dr. İsmail Tatlıoğlu ve İYİ Parti Grup Başkanvekilleri Müsavat Dervişoğlu ile Erhan Usta, TBMM Başkanı  Şentop’u ziyaret ederek Dünya Türklüğünün önemli ismi ve Kırım Tatar Türk halkının millî lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlunun Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmesi  için girişim başlatmıştır.

Ömrünü insan hakları mücadelesine adayan Kırım Tatar Millî Meclisi eski Başkanı ve Ukrayna Parlamentosu Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’na 2014 yılında Türkiye Cumhuriyeti Cumhuriyet Nişanı verildiğini belirten İYİ Parti Heyeti, Kırımoğlu’nun Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmesini önermiştir. Böylece, işgale direnen Kırım Türklerine de umut olacağı vurgulanmıştır.

Kırımoğlu (Mustafa Abdülcemil oğlu Cemilev (Qırımoğlu)), Мустафа Абдульджемиль Джемилев,  Rusça: Мустафа́ Абдулджеми́ль Джеми́лев,  Ukraynaca: Мустафа́ Абдульджемі́ль Джемі́лєв. Sayın Kırımoğlu, 1998’den  bu yana  Ukrayna Yüksek Şurası üyesidir. 1991’den 2013’e kadar  Kırım Tatar Millî Meclisi’nde başkanlık yapmış,  2009, 2011 ve 2015 yıllarında da Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmiştir.

İYİ Parti’nin bu girişimi, önceki girişimlerden daha farklıdır. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrasında dünya kamuoyunda Ukrayna’ya karşı çok olumlu bir hava oluşmuştur. Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Ukrayna Parlamentosu üyesi olup bir insan hakları savunucusudur. Bu sebeple TBMM Başkanı’nın girişime sahip çıkarak Ukrayna Parlamentosu Başkanı ile birlikte girişime destek vermesi, sonuca ulaşılması açısından çok önemlidir. Türkiye’de yaşayan Kırım Türklerinin arzusu bu yöndedir.

Kırım Haber Ajansı: Kırımoğlu’na Türkiye’de Cumhuriyet Nişanı Verilmesi Teklifi

21 Kasım 2013 tarihinde  Kırımoğlu’na “Türkiye Cumhuriyeti Cumhuriyet Nişanı” verilmesini önerdim.  Bu konuda daha önce hiçbir girişim yapılmamasını da  eleştirdim.  Kırım Haber Ajansı’nın bu konudaki haberi aşağıdadır.

“Anadolu Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Rıdvan Karluk, Sakarya gazetesindeki 18 Kasım tarihli yazısında Kırım Tatarlarının lideri Mustafa A. Kırımoğlu’na Türkiye Cumhuriyeti Cumhuriyet Nişanı verilmesi fikrini ortaya koydu. Prof. Dr. Rıdvan Karluk, 2009 yılındaki bir köşe yazısında yaptığı teklifini hatırlatarak Kırım Tatarlarının yoğun olarak yaşadığı Eskişehir’de bulunan Anadolu ve Eskişehir Osmangazi Üniversitelerinin Kırımoğlu’na fahri doktora unvanı verilmesi konusunun yeniden gündeme almasını önerdiğini, Eskişehir Osmangazi Üniversitesinin 26 Ağustos 2009 tarihli ve 22 sayılı Senato Kararı ile Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’na Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalında fahri doktora verdiğini belirtti.
Eskişehir’e Türk Dünyası Kültür Başkenti ziyareti kapsamında gelen Kırım Mill
î Meclis Eski Başkanı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun Osmangazi Üniversitesi’ni de ziyaret etmesini çok anlamlı bulduğunu kaydeden Rıdvan Karluk, ‘Kırımoğlu’na, Türkiye Cumhuriyeti ile Ukrayna Cumhuriyeti arasındaki dostça ilişkilerin geliştirilmesini, iki ülke halkını birbirine yakınlaşmalarını sağladığı için Türkiye Cumhuriyeti Cumhuriyet Nişanı verilmesinin uygun olacağı düşüncesindeyim’ diye yazdı.” (https://old.qha.com.ua/tr/siyaset/kirimoglu-na-turkiye-de-cumhuriyet-nisani-verilmesi-teklifi/130021/)

Bu önerimin gerçekleşmesi sonucunda Çankaya Köşkü’ndeki törene Başbakan yardımcıları Bülent Arınç ve Emrullah İşler, Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı, TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, Kırım Tatar Millî Meclis Başkanı Rıfat Çubarov, Kırım Tatar Millî Meclis Başkan Yardımcısı Aslan Ömer Kırımlı, Ukrayna Milletvekili, eski Dışişleri Bakanı ve cumhurbaşkanı adayı Petro Poroshenko, aralarında yabancı misyon şefleri ve tarihçilerin de bulunduğu çok sayıda davetli katılmıştır.

Şahsıma, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül  tarafından gönderilen davetiye yukarıdadır. Sayın Kırımoğlu’nun  o zamanki  tespitleri,  Ukrayna’nın işgali sonrasına ışık tutacak kadar önemlidir. Cumhurbaşkanı  Abdullah Gül  konuşmasına, “Kırım Tatarlarının yol başçısı, millî kahramanı, aziz kardeşim” diye hitap ettiği Kırımoğlu’na Cumhuriyet Nişanı tevcih töreni için bir araya gelindiğini belirterek başlamıştır.  Cumhuriyet nişanını, ömrünü Kırım Tatarlarının haklı davasını dünyaya duyurmaya adayan Kırımoğlu’na takdim etmekten onur ve gurur duyduğunu vurgulayan Gül, Kırım’ın Tatarların anavatanı olduğunu ve gönüllerde çok müstesna bir yeri bulunduğunu belirtmiştir.

Kırım Tatarlarının bu kapsamda Özbekistan, Romanya ve Bulgaristan ile Baltıklar ve Rusya’nın birçok bölgesine sürgün edildiğini, yüz binlercesinin anavatanlarını terk ederek Türkiye’ye geldiğini ve yerleştiğini söyleyen Gül, öz yurtlarında azınlık durumuna düşen Tatarların, çok daha yoğun biçimde Kırım dışında yaşamak zorunda bırakıldığının altını çizmiştir.

Konuşmasının sonunda Cumhurbaşkanı Gül; Cumhuriyet Nişanını, Kırım Tatarlarının Yol başçısı Kırımoğlu’na büyük bir mutlulukla tevcih ettiğini ve şahsında tüm Kırımlı Tatarlara en kalbi selam, sevgi ve muhabbetlerini sunmuştur. Kırım yarımadasının Ruslar tarafından işgal edildiğini, Rusya’nın asırlar geçse bile siyasetinin değişmediğini ifade eden Kırımoğlu, Ukrayna’nın zor durumda olmasından faydalanan Rusya’nın tanklarını Kırım topraklarına soktuğunu  açıklamıştır.  Kırım halkının bu yıla bambaşka ümit ve beklentilerle başladığına dikkati çeken Kırımoğlu şunları söylemiştir:

“Bildiğiniz gibi, Şubat ayında Ukrayna’da büyük olaylar oldu. Halkına, vatanına, milletine, devletine çok zararlar getiren, Kırım halkına da ayrımcılık politikası uygulayan Ukrayna rejimi çöktü. Ukrayna bağımsızlığını ilan ettikten sonra belki de en demokratik hükümet kuruldu. Ümit ederdik ki, bundan sonra bizim halkımızın iradesi daha tez olacak, bizim sosyal sorunlarımız da tez çözülecek ama maalesef öyle olmadı.”

Kırımoğlu,  İkinci Dünya Savaşı sonrasında Çeçenler, İnguşlar,  Ahıska Türkleri ve  Tatarlar gibi birçok milletin  vatanlarından sürgün edildikleri zaman dünyanın onların sesini duymadığını belirterek, Yalta’da masada oturan dünya liderlerinin o milletlerin ölüm kalım savaşı verdiğinden haberi olmadığını söylemiştir.  Bugün, artık 1944 yılında olunmadığını, bu zorbalığa karşı binlerce insanın, devletin karşı çıktığını dile getirmiştir.

Yazar

Sadık Rıdvan Karluk

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar