Türk karşıtı Arnavutçuluk – MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MDM- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MİSAK logo

_______04.03.2019_______

Türk karşıtı Arnavutçuluk

Hasip Saygılı

Yaşadığımız coğrafyada tarihi mirasımızın bizlere iftihar hissi veren örneklerinin kalıntılarına tanık olmaktan memnuniyet duymaktayız. Bu bulguların kayıtlara girerek kültürel hafızamıza yerleştirilmesi gerekir. Diğer taraftan gerçeğin sadece bizim hoşumuza giden görüntülerden ibaret olduğu yanılsamasından kendimizi kurtarabilirsek başka manzaralar da görürüz. Bu başka manzaralar keyfimizi kaçıracak olsa dahi veri olarak ihmal edilmemelidir. İhmal edilirse beklemediğimiz anda ağır bedel öderiz.

Bu meyanda 2009 yılından güncel bir tespiti aktarıyorum. Kosova’da kâğıt üzerinde 50’nin üzerinde Türk kültür ve sanatı üzerinde faaliyet gösteren dernek vardır. Bunlardan ancak bir elin parmak sayısından daha azı işe yarar kalıcı hizmet görürler. Bunların bir numarası olduğunda hemen herkesin hemfikir olduğu kuruluş ülkemizden bir teklif alır. Adlarında Prizren, Priştine, Rumeli gibi isim olan kuruluşlar, Prizrenin en eski kültür derneğinin genç kursiyerlerini İzmir’de sahneye çıkmaya çağırırlar. Kursiyerlerin çocukluk ve gençlik rüyalarıdır bu çağrı.  Konaklama ve uçak biletleri de karşılanacaktır. 50-60 yıl evvel namusunu Sırp tasallutundan kurtarmak için Anadolu’ya iltica etmiş Türk vatandaşlarının işlettiği derneklerin sahiplerinin tek bir ricaları vardır. Sahneye çıkartılacak öz be öz Türk evlatları,  kendilerinin Türk değil Arnavut olduklarını ilan edecekler.[1] Arnavutların ne kadar hoşgörülü olduklarını seyirci Türklere beyan edeceklerdir… 

Yahudi dükkânında besmele misali “evladı fatihan” simgelerini kullanan ahlaksız teklif sahipleri 500 küsur yıl önce İskender’in İslam’dan döndüğünü ilan ettiği 28 Kasım’ı ülkemizde bayrak günü olarak kutlayanlardır.  Üç nesil evvel Kosova coğrafyasını Sırp istilasına karşı savunan Mehmetçiğe arkadan silah sıkanların çürük davalarının takipçileridir, bunlar.  Ekmek yedikleri; makam, mevki, rütbe ve servet sahibi oldukları ülkeye sadakatleri bu kadardır.

Bu çerçevede 2017 yılında eski Kosova Başbakanı Ramuş Haradinay’ın Türkiye ziyareti vesilesiyle “Türkiye Arnavut Diasporası” adına yapılan açıklama dikkat çekicidir.[2] Kendilerini “Türkiye Arnavutları” olarak gören bu grup için vatandaşlık bağı ile bağlı oldukları ülkeye tek bir kelimelik muhabbet ve bağlılık ifadesi söz konusu değildir. Ülkeye olan belki de tek ilintileri “Türkiye Arnavutları” olmuş olmalarıdır. Başka bir deyimle bu kimselerin Türkiye’ye sadakatleri II. Meşrutiyet devrinde Rum mebus Boşo Efendi’nin “Osmanlı Bankası kadar Osmanlıyım” ifadesini hatırlatmaktadır. “Türkiye Arnavutları” en büyük hedef olarak da Balkanlardaki bütün Arnavutların tek bir bayrak altında birleşmelerini  ifade etmişlerdir. Tabii bu Arnavutluk “doğal ve otokton” olacaktır.[3]

Yukarıdaki ifadelerin tarihi bağlam içinde neye karşılık geldiğini azıcık zahmet ederek öğrenmek isteyenlerin Saygıdeğer Tarihçimiz Büyükelçi Dr. Bilal Şimşir Arnavutluk anılarına göz atmalarını salık veririz.[4] Bu değerli eserde konuya dair göz ardı edilmeyecek zengin gözlemler ve sağlam değerlendirmeler sunulmaktadır. Yüz küsur yıl öncesinde işi merak edenler için ise Sarıkamış’ın şehit Tümen Komutanı Yarbay Bekir Fikri Bey’in bizzat sahada yazdıkları bilinmelidir.[5]

İfade edilmesi gerekir ki din, muhafazakârlık, laiklik, Atatürkçülük bu sınıfın kullanırken hicap duymadığı değerlerdir. Hepsini farklı muhitlerde utanmadan kullanırlar. Hiçbirinde samimi değillerdi, hepsi araçtır…

Söylemek istediğimiz asla Türk vatandaşı olan Arnavut kökenlilerin tamamının Türk karşıtı bir yerde oldukları değildir. Büyük çoğunluğun toprağımıza da değerlerimize de devletimize de sadık oldukları açıktır. Ancak örgütlü, gizli açık Türk düşmanlığını Arnavutlara hizmet zanneden birilerinin siyasette, bürokraside büyük grubun temsilcisi olarak kabul görüyor olmaları sıkıntı yaratmaktadır.[6]  Doburçan’da 19. Yüzyıldan kalma tarihi Zekirler camimizi Türklerin hiçbir kalıntısına tahammül edemeyen dar görüşlü Arnavutlar 6 Haziran 2010 tarihinde buldozerle yıkarken yanlarında işbirlikçiliğini yapan soydaşımız Türkiye’de doktora eğitimine gönderildi derken bu tersine tercih mekanizmasına işaret ediyorum.[7]

Tablonun tamamının görülmesi için bu damarın da bilinmesi gerekir. Tabii bu iğrençliklerin bilinmesi, samimi duygularla milletimize bağlı Rumeli’deki Arnavut kardeşlerimize muhabbet ve sıcaklığımızı azaltmamalıdır.[8] Bunlar ayrı ayrı olgulardır. Hepsi kendi bağlamında ele alınmalı, biri diğerine kurban edilmemelidir. Ama fırsat bulduğu takdirde Türk mezar taşlarını, çeşmelerini yok eden vandallığın tarihi kardeşlik ve dostluğu torpilleyen bir faktör olduğu gözden ırak tutulmamalıdır

[1] 2008 yılında Taksim Metrosunda Türkiye’de üniversite okuyan Mamuşalı Türk çocuklarının Arnavut milliyetçiliği sembolleriyle açtıkları standı utançla hatırlıyorum. Sanat, kültür, idare ve askerlik sahasında binlerce göz dolduran kahraman yetiştiren Kosova coğrafyasından İstanbul’a yüksek tahsil için gelen seçme çocuklarımızın Mürted İskender Bey vs. Türk düşmanı sembollere mahkûm edilmesi iç yakıcıydı. İskender Bey mitosunun Mussoloni devrindeki Arnavutluk’taki İtalyan işgalinde yaratılması ama bölgede kurulan komünist ve sosyalist rejimlerde hız kesmeden devam etmesi ilgi çekicidir.

[2] http://www.tr.besatime.com/index.php?newsid=29

[3] Sn. Nazan Sezgin Hanımefendi yıllar önce bana bir mezar taşı fotoğrafı göndermişti. Türkiye topraklarında yatan ölünün başucunda “Etnik Kosova için savaştı” yazıyordu. Yani şöyle bir garabet vardı. Kosova’da Türkleri de yaşatmamayı hayatının gayesi haline getirmiş birisi Türkiye’ye geliyor, yaşıyor ve mezar taşına da hayatının özetini yazdırabiliyordu.

[4] Bilal N Şimşir, Türkiye Arnavutluk İlişkileri Büyükelçilik Anıları (1985-1988), Avrasya Stratejik Araştırmaları Merkezi Yayınları, Ankara, 2001

[5] Bekir Fikri, Balkanlarda Kuvve-i Seyyare Kumandanı Yüzbaşı Bekir Fikri, Belge Yayınları, İstanbul, 1985

[6] Bu çerçevede Kürtlerimiz söz konusu olunca yurt içinde ve tabii dışarıda onların temsilcisi olarak büyük çoğunluğun değil sadece totaliter, şiddet yanlısı terör örgütü politikalarını destekleyenlerin/itiraz etmeyenlerin akla gelmesi hatırlanmalıdır.

[7]Birkaç yıl önce Edirne Trakya Üniversitesinde Balkanlarla ilgili kurulan bir birimine logo olarak gizli açık Türk düşmanlığının sembolü olan İskender Bey’in figürünün seçilmesinde bir sakınca görülmeyişi biz Türklerdeki hafızasızlık, bilinçsizlik ve duyarsızlığın acı bir örneğidir.

[8] Arnavutlarda şahsen gözlemlediğimiz Türkiye muhabbetinin örneklerinin bir kısmını “20’nci Yüzyılın Başlangıcından Bugüne Kosova Arnavutlarında Osmanlı ve Türkiye Algısı” adlı yazıda aktarmıştık. Yine 1903 Ağustosunda İlinden isyanı olarak bilinen Büyük Bulgar isyanını da bölgedeki Arnavutlarımızın fedakârlık ve kahramanlığı ile bastırabildiğimizi müstakil bir makalede belgeleri ile dile getirmiştik. Bkz. Rumeli Türkleri ve Müslümanları

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!
       

Yazarın MİSAK'taki yazıları