01.12.2022

Ürün fiyat artışları ve tarımdan kaçış!

Bitkisel ve hayvansal üretim yapan üreticilerimize moral verecek yeni destekleri acilen devreye sokmazsak ülke olarak üretimi değil, ithalatı desteklemiş oluruz. 2022 yılı insanımız için zor bir yıl olur. Ülke olarak ağır faturalar öderiz.


Özellikle Çin’in gübre hammaddesi ihracatında uyguladığı kısıtlamalar ve enerji ürünlerindeki küresel fiyat artışları gübre fiyatlarında küresel olarak büyük artışa neden olmuştur. Ve ülkemizde artan dövize ve ekonomik zorluklara bağlı olarak yapılan gübre ve enerji zamları tarım ürünleri fiyatlarında önemli atışa neden oldu ve bu yıl içinde de olmaya devam edecek olarak görülmektedir. Pahalı gübre nedeniyle az kullanılan veya kullanılamayan gübre nedeniyle ürün verimlerinde önemi düşüşler olması beklenmektedir. Ayrıca, özellikle Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere, İç Anadolu ve bazı diğer bölgelerde sonbaharda çiftçinin ekmediği tarlalar olduğu veya daha az gübre gerektiren ürünlerin ekimine yöneldiği de bir gerçektir.

 “Üretici fiyat artışı mutlaka gıda enflasyonu olarak bir iki ay içinde raflara yansıyacak.”

4 Ocak 2022 günkü Ali Kemal Erdem’in yazısında Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Remzi Baki Suiçmez’in, Independent Türkçe‘ye şu değerlendirmeyi yaptığını vurguladı.

“Yurt içi üretici fiyat endeksinin yüzde 64’e çıktığı bir yer de tarımsal gıda enflasyonunun da yüzde 43,80 olduğu yerde bu üretici fiyat artışı mutlaka gıda enflasyonu olarak bir iki ay içinde raflara yansıyacak. Rakamlar bunu söylüyor.” [1]

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 10 Ocak günü görüntülü basın açıklamasında tarım sektörünün 2021 yılını değerlendirdi 2022 yılı beklentilerini açıkladı.

2021 yılının ülkemizde neredeyse tüm sektörler için oldukça zor geçen ve olumsuz sonuçlarla karşılaştığımız bir yıl olduğunu belirten Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tarım sektörü de bu zorluk ve olumsuzluklardan etkilendi. Gerek 2020 yılında başlayan pandeminin devam etmesi, gerekse yurdun üçte ikisini önemli derecede etkileyen kuraklık, hem tarım ürünleri arzında daralmaya ve fiyatlarda istikrarsızlığa yol açtı. Hem de istihdamda ve sosyoekonomik yaşantıda bir dizi sıkıntıyı beraberinde getirdi. Diğer taraftan, 2021 yılında döviz kurundaki anormal artışlar, tarımsal girdi fiyatlarındaki küresel ve ülkesel dalgalanmalar sonucu sorunlarımız daha da arttı.

2021 yılında yaşadıklarımız tarımsal üretimin ne kadar önemli olduğunu ve asla ihmal edilemeyecek bir sektör olduğunu bize somut delilleriyle gösterdi. Gıda ürünlerinde görülen yüksek fiyatlar ve bazı ürünlere erişimdeki sorunlar, yediden yetmişe toplumun her kesimine tarımın milli güvenliğimizin en önemli bileşenlerinden biri olduğunu açıkça gösterdi.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, ‘2021 yılı değerlendirmesini’ yaparken tarım sektörümüzde yaşanan gelişmelerin yanı sıra ürün bazında gerileme ve sorunları da kamuoyumuzla paylaşacağız.”

Tarımda Ekonomik Göstergeler: Üretim ve Büyüme

Bayraktar, öncelikle tarım sektörümüzün ülke ekonomisi içindeki yerini ve yaptığı katkıları şöyle özetleyebiliriz dedi ve devam etti:

“2021 yılının ilk 9 aylık verilerine göre tarım sektörü, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın yüzde 6’sını sağladı. Tarım sektöründeki büyüme, 2020 yılında yüzde 5,9 iken, 2021 yılının Ocak-Eylül döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 2,9 oranında azaldı. Tarımdaki gerilemenin temel nedeni, bitkisel üretimde yaşanan azalış oldu.

2020-2021 üretim sezonunda yaşanan şiddetli kuraklık ve diğer afetler, en fazla arpa, buğday ve baklagil ürünlerinde verim kayıplarına neden oldu.”

Tarımsal girdilere yapılan zamlar karşısında destekler çok yetersiz

Tarımsal girdilerde yapılan zamlara karşın desteklerin yetersiz kaldığını belirten TZOB Genel Başkanı Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Kuraklık ve her yıl yaşadığımız diğer afetler dikkate alındığında bu zamlarla birlikte 2022 yılı tarım sektöründe zorlu geçecek. Bu duruma hükümet seyirci kalamaz. Çiftçimiz zaten gübre ve mazottaki yüksek artışlar nedeniyle sonbahar ve kış ekimini yapamadı. Ekim yapanlar ise gübreyi yetersiz kullandı veya hiç kullanamadı.

Yılbaşında yapılan bu yeni zamlar girdi maliyetlerini daha da artıracak, girdi kullanımını daha da azaltacaktır. Yeni elektrik fiyatlarıyla sulama da yapılamayacaktır. Sadece sulamadan dolayı çiftçimizin elektrik fiyatları 2 kat arttı. Bu maliyetleri karşılayamayan üreticilerimiz üretimden vazgeçecek, fiyatlar yükselecek, hem çiftçilerimiz hem tüketicilerimiz zarar görecek, gıdaya ulaşım da zorlaşacaktır.

“Maliyetlerin aşırı artması karşısında girdi desteği çok yetersiz kaldı. Bitkisel ve hayvansal üretim yapan üreticilerimize moral verecek yeni destekleri acilen devreye sokmazsak, ülke olarak üretimi değil, ithalatı desteklemiş oluruz. 2022 yılı insanımız için zor bir yıl olur. Ülke olarak ağır faturalar öderiz. Sonra çok pişman oluruz, ancak ahlar vahlar para etmez.”

Tarımsal girdi kullanımı: Gübre, mazot, tohum, elektrik

Bayraktar, tarımsal girdinin önemli kalemleri olan gübre, mazot, tohum ve elektrik konusunda ise şöyle konuştu:

2021 yılının Eylül ayından itibaren gübre fiyatlarındaki aşırı yükseliş beraberinde gübre kullanımında azalmayı getirdi. Artan gübre fiyatları dikkate alındığında, 2021 yılında hububatta dekara 20 lira, diğer ürünlerde dekara 8 lira olan destek çok yetersiz kaldı. Gübre desteğinin bazı ürünlerde gübre maliyetini karşılama oranı yüzde 1’lere kadar düştü. Gübre desteği de anlamını yitirdi. Gübre fiyatlarının yarısının devlet tarafından destek olarak verilmesi sağlanmalıdır.

Önemli bir tarımsal girdi olan gübrede, Aralık ayı itibariyle son 1 yılda, amonyum sülfat gübresi yüzde 437, üre gübresi yüzde 403, amonyum nitrat gübresi yüzde 371, DAP gübresi yüzde 294 ve 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 261 oranında arttı. Gübre kullanımının sürdürülebilir olması için gübre fiyatlarının makul seviyelerde tutulması gerekiyor.

2022 yılında yetersiz gübre kullanımının ülkemize faturası ağır olur. Dövizdeki artış nedeniyle bazı tarım ilaçları fiyatlarında da yüzde 70’e varan oranlarda artışlar yaşandı. Aralık ayının 20’sinden sonra döviz kurunda görülen düşüşlere bağlı olarak pek çok gıda ürününde ve tarımsal girdi fiyatlarında beklenilen düşüş yaşanmadı. Bu durumda gübre fiyatlarında da kayda değer oranlarda indirim olmadı.

Kimyasal gübreleri ucuza ithal ettikleri halde fiyatlarını daha pahalıya ithal eden firmalarla bir tutan ve bunun yanında haksız bir şekilde kâr marjlarını artıran ithalatçılar ve dağıtıcılar bulunuyor.

Gübre piyasasının istikrarsızlığından yararlanarak haksız kazanç elde eden bu firmaların ve dağıtıcıların, Ticaret Bakanlığınca denetlenerek piyasa fiyatlarının düzenlenmesi açısından gübre fiyatlarını maliyet ve onun üzerine adil bir kâr düzeyine getirmeleri sağlanmalıdır. Bu bağlamda gübre üreten ve ithal eden tüm sektörün dünya gübre fiyatlarının yüksekliği karşısında üreticilerin gübreye taleplerini haksız kazanca dönüştürme çabasına girmemeleri gerekiyor.” [2]

7 Aralık 2021 günkü yazısında Dünya Gazetesi’nde Mehmet Hanifi  Gülel’in “Tarımda gübre alarmı” başlıklı aşağıdaki konular önemle vurgulandı:

“Dünyada devam eden gübre krizi, Türkiye’yi de olumsuz etkiliyor. Döviz kaynaklı fiyat artışları nedeniyle çiftçiler gübreye erişemiyor ve ürün ekiminde gübre kullanımında azaltmaya gidiyor. Başta buğday olmak üzere birçok üründe ekim esnasında atılması gereken gübre yüzde 50 daha az kullanılıyor. Gübre kullanımının azaltılmasının, önümüzdeki sezon ciddi rekolte kayıplarına neden olması bekleniyor. Ziraat odaları başkanları, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu buğday ve arpa üretiminde meydana gelebilecek rekolte azlığının, 2022 yılında ciddi fiyat artışlarına neden olabileceğini belirtiyorlar. Gübre kullanımının azalması gıda güvenliğini de tehdit ediyor. Ayrıca bu durumun Türkiye’nin ithalat faturasının daha da kabarmasına yol açması bekleniyor.”

Gülel’in değerlendirmesinde önemle vurguladığı diğer bir husus: “Öte yandan yüksek gübre fiyatlarından dolayı başta Güneydoğu olmak üzere, tahıl ekimlerinde ürün deseni değişiyor. Birçok çiftçi kuru tarım yapılan alanlarda buğday ve arpa yerine daha az gübre isteyen mercimek ve nohut ekimine yöneliyor. Türkiye’nin küresel ısınmadan dolayı kuraklığın pençesinde olması, çiftçilerin ekim yapmaya mesafeli olmasına neden oluyor.”

“Mercimek ve nohut alanları yüzde 70 arttı”

Dünya Gazetesi’nde Gülel’in haberinin devamında bölgedeki tarım temsilcilerinden şu bilgiler verilmekte:

“Şanlıurfa’da mercimek ve nohut alanlarının geçen seneye oranla yüzde 70 oranında arttığını kaydeden Hilvan Ziraat Odası Başkanı ve Şanlıurfa Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Hikmet İpar, bunun nedeni olarak gübre kullanımını gösterdi. İpar, “Gübre çok pahalı olduğu için çiftçiler ekim sırasında daha az gübre isteyen ürünlere yöneldi. Daha önce çok az gübre verdikleri mercimeğe hiç vermemeye başladılar. Gübrenin pahalı olmasından kaynaklı mercimek ve nohut alanlarımız arttı. Gübredeki fiyat artışı ekim desenini değiştirdi. Önümüzdeki yıl şöyle bir endişemiz var; buğday ekim alanları azaldığı için muhtemelen Türkiye’de üretilen toplam buğday miktarı düşecek ve ithalatı daha çok artacak” dedi.

Çiftçilerin şu anda en büyük sorununun yüksek girdi maliyetlerden dolayı ekim yapamamak olduğunu ifade eden İpar, çiftçilerin borçlanarak ekim yapabildiğini aktardı.” [3]

Artan fiyatlardan dolayı çiftçi yeterli gübre kullanamadı bu da rekolte düşüşü demek

Independent Türkçe Gazetesindeki haberinde, gıda fiyatlarına etki eden maliyet unsurlarını da açıklayan ZMO Başkanı Suiçmez, gübreye gelen zammın enflasyon verisinde yüzde 71, ancak dövizdeki yükselişle birlikte yüzde 300 ila 500 olduğunu söyledi.

Gübredeki artışlarda bir zayıflama olmadığını söyleyen Baki Remzi Suiçmez, “Yüzde 300 arttı diyelim ama indirim, yüzde 30 şekilsel oldu. Böylesi bir ortamda kuraklık etkisi de halen sürüyor” dedi ve ekledi:

“Gübre fiyatlarındaki artış nedeniyle çiftçi ilk ekimde yeterince gübre kullanmadı. Bu rekolte düşüşü demek. Rekolte düşüşü demek otomatikman gıda talebinin yurt dışından daha yüksek fiyatla karşılanması anlamına geliyor.” [1]

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımsal girdilerden önemli olan mazot ve elektrikte oldukça yüksek oranda artan fiyatlar konusunda yukarıda bahsedilen basın toplantısında aşağıdaki değerlendirmeleri yaptı:

“Diğer önemli bir girdi ise mazottur. Mazot fiyatları, 2021 yılında yüzde 73,8 artarak 6 lira 68 kuruştan 11 lira 56 kuruşa yükseldi. Tarımın bu en önemli girdisi 2022 yılının daha en başında 11 lira 56 kuruştan 13 lira 83 kuruşa çıktı ve 1 litre mazot 1 doları geçti.

Tarımsal sulamada üreticilerimizin karşı karşıya kaldığı sorunların başında elektrik fiyatları geliyor. 2020 yılı Aralık ayı itibarıyla 85,2 kuruştan elektrik alan üreticilerimiz 2021 yılı Aralık ayında yüzde 22,2’lik artışla 104,1 kuruştan elektrik kullanmak zorunda kaldı. Diğer taraftan, 2021’de zaten çok pahalı olan elektrik fiyatları nedeniyle büyük maliyet artışlarını göğüslemek zorunda kalan üreticilerimiz indirim beklerken, 31 Aralık 2021 gece yarısı elektriğe gelen ve 01 Ocak 2022 tarihinden itibaren geçerli olan astronomik zamlar sonucunda yıkıldı.

2022 zammıyla tarımsal sulamada kullanılan elektrikte, tek zamanlı alçak gerilim fiyatında 2021’e göre yüzde 94,8 oranında fiyat artışı oldu.

Üreticilerimizin verimli bir şekilde üretime devam edebilmeleri için elektrik fiyatları makul düzeye çekilmelidir. Tarım sektörünün stratejik önemi göz önüne alınarak, tarıma pozitif ayrımcılık yapılmalıdır.

Elektrikte uygulanmakta olan yüzde 18 KDV oranı artan maliyetler karşısında ezilen çiftçilerimiz için yüzde 1’e indirilmelidir. Elektrik mutlaka desteklenmeli, tarifede ciddi bir indirim yapılmalıdır. Aylık fatura düzenlenmesi de üreticilerimizi sıkıntıya sokmaktadır. Gerekli düzenlemeler yapılarak ürünlerin hasat dönemi dikkate alınıp, yılda bir ya da iki kez olacak şekilde tahsilat yapılması sağlanmalıdır.

Çiftçilerimiz gübre, mazot, sertifikalı tohum, elektrik ve ilaç kullanmaktan korkuyorsa ve kaçıyorsa üretmekte ciddi bir sorun var demektir. Çiftçimizi toprağa ısındırmalıyız, korkularını bertaraf etmeliyiz.”

Sayın Bayraktar’ın önemle altını çizdiği ve ciddi uyarılarda bulunduğu aşağıdaki konular stratejik önem ve öncelik taşıyan hususlar olarak değerlendirilmelidir.

“Üretmek için değil, sadece rant için toprak alanların sayısı hızla artıyor. Bu durumu seyredemeyiz, görmezden gelemeyiz. Acil olarak çiftçilerimizin tarlasını satmasını önleyecek, üretimde kalmasını sağlayacak tedbirleri almalıyız. Taşıma suyla değirmen dönmez. İthalatla ülkeyi doyurma imkânı yoktur. Çok üzülürüz. Son pişmanlık fayda etmez.

Ülkemizde ekonomik olarak sulanabilir tarım arazisi alanı 8,5 milyon hektar olup bu alan 23,1 milyon hektar tarım arazisinin yüzde 36,8’ini oluşturuyor. Çiftçilerimizin kuru tarımda birim alandan elde edeceği gelire göre daha fazla gelir elde edeceği gerçeği suyun ekonomik olarak önemini daha da artırıyor. Bu kapsamda stratejik meta haline gelen su da özellikle tarımsal sulamada tasarrufa gidilmeli ve Konya Ovası Projesi, Güneydoğu Anadolu Projesi, Doğu Karadeniz Projesi ve Doğu Anadolu Projesi gibi projeler biran önce tamamlanmalıdır. Ayrıca acilen eski ve atıl vaziyette olan bu yapıların yenilenmesi gerekiyor. Böylece su israfı azalacaktır.

Her yıl yayımlanan Karar ile Sulama Birliklerince İşletilen Sulama Tesislerinde Uygulanacak Su Kullanım Hizmet Bedeli Tarifeleri belirleniyor. Su kullanım hizmet bedeli, sulama birliğinin kararı ve Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğünün onayı ile tarifedeki eşik ücretlerin altında kalmayacak şekilde uygulanmaktadır.

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce her yıl yayınlanan ‘Su Kullanım Hizmet Bedeli Tarifelerine’ göre de buğday, ayçiçeği, çeltik, pamuk, mısır, meyve ve sebze sulamalarında 2015-2020 yılları arasında sulama ücretleri, cazibe sulamada yüzde 72 ile yüzde 92 arasında, pompaj sulamada ise yüzde 91 ila yüzde 193 arasında değişen oranlarda artış oldu.” [2]

Sonuç olarak:

Başta gübre olmak üzere, tarım ilaçları fiyatları ve sulama suyu ücretlerindeki oldukça yüksek artışlara bağlı olarak 2022 yılında, şimdilik sebzelerde iki kat fiyat artışları yaşanmaya başlamış bulunmaktadır. Baharla birlikte ekimi ve dikimi yapılacak tarla ve bahçe bitkilerinde yeterli gübre kullanmamaya bağlı verim düşüklüklerine bağlı rekolte (yıllık ürün) kaybı ve yüksek girdi maliyetlerinden dolayı oldukça yüksek ürün fiyatları kaçınılmaz olarak görülmektedir ve tarımda kullanılan girdilerin fiyatlarının ve destekleme miktar ve ödeme dönemlerinin köklü bir şekilde düzenlenmesi gereği acil ve stratejik bir konu olarak önümüzde durmaktadır.

KAYNAKÇA:

1.https://www.indyturk.com/node/455716/ekonomi%CC%87/g%C4%B1da-enflasyonu-bir-iki-ay-i%C3%A7inde-raflara-yans%C4%B1yacak-son-enerji-zamlar%C4%B1yla

2.https://www.tzob.org.tr/basin-odasi/haberler/tzob-genel-baskani-bayraktar-2021-yilini-degerlendirdi-ve-2022-beklentilerini-acikladi

  1. https://www.dunya.com/sektorler/tarim/turk-findigi-almanyada-gorucuye-cikti-haberi-641998

 

Yazar

Süleyman Karahan

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar