Tarih, Kültür ve Kahramanlar; Hüseyin Nihal Atsız – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Türkiye’nin Korona’yla Sınavı (Canlı Yayın)   • Bayramınız Kutlu Olsun…

Tarih, Kültür ve Kahramanlar; Hüseyin Nihal Atsız

… Atsız’a göre tıpkı yeni doğmuş bir bebekte hafıza ve şuur olmadığı gibi millet haline gelememiş topluluklarda da bir tarih şuuru yoktur. O halde bir tarih şuuruna sahip olma koşulu millet olmaktır.

9 Ocak 2020
Demet Yener
Tarih, Kültür ve Kahramanlar; Hüseyin Nihal Atsız

 

Üç bölüm ve 197 sayfadan oluşan eserde Türk tarihi, dil ve kültür ile kahramanlar ve büyük adamlar konu alınmıştır. Makalelerinin toplanması şeklinde oluşturulan bu eserde amaç; diğer eserlerinde de olduğu gibi, Nihal Atsız’ın ve temsil ettiği Türkçülük ülküsünün anlaşılmasıdır.

Tarih şuuru ve milletin ne anlama geldiğinin ayrıntılı olarak sunulduğu eserde tarih şuurunun millet üzerindeki etkisi, Türk milletinin tarih geçmişi, diğer milletlerden gelen düşmanlıklar, tarih içerisindeki iyi ve kötü karakterlerden söz edilir. Türk tarihinde önemli sayılan günlerin ele alınmasıyla başlayan eserde yazar, tarih şuurunu milletin hafızası olarak nitelendirir. Atsız’a göre tıpkı yeni doğmuş bir bebekte hafıza ve şuur olmadığı gibi millet haline gelememiş topluluklarda da bir tarih şuuru yoktur. O halde bir tarih şuuruna sahip olma koşulu millet olmaktır.

Tarih şuurunu bir milli savunma silahı olarak işaret eden Atsız için millet kavramı oldukça önemlidir. Millet olabilmiş ve bunun farkına varabilmiş bir topluluk, aynı zamanda kendi benliğini de kazanmış demektir. Atsız’a göre Türk milleti, genç bir millettir çünkü dili henüz tam şeklini almamıştır ve birinci sınıf insanlar yetiştirmesine rağmen hâlâ bir kısmı göçebe yaşama devam etmektedir. Genç bir millet olduğu için Türk milletinin tarihi şuurunun da tam olarak olgunlaşmamış olduğunu düşünen Atsız, bunu fırsat bilen dış kuvvetlerin yoğun bir tarih şuuru kaybettirme çabası içinde olduklarını söyler.

Atsız’ın vurgu yaptığı konulardan bir diğeri, okullarda kendi tarihimizden çok başkalarının tarihini öğrendiğimizdir. Tarih şuuru ve milli bilincin altını çizerek, tarih şuuru olmayan milletlere başkalarının istediği kadar tarih şuuru yüklenebileceğini kanıtlayan bu durumun değişmesi gerektiğinden söz eder. Ayrıca 3 Mayıs, 23 Mayıs ve 30 Ağustos tarihleri üzerinde önemle durur.

Milleti oluşturanın basit bir insan yığını olmadığının altını çizen Atsız, geçmişten bize kalan eserlerin korunmasının da önemini vurgular. Atalarımızdan kalan eserlerin korunmamasını vatana ihanetle eş değer kabul eden Atsız, edebi dilimizi ve konuşma dilimizi Türkçeleştirmenin önemini vurguladıktan sonra bunu yapmanın yollarından da söz eder. Ortak bir edebi dilin önemi üzerinde özellikle durur. Nesiller arasındaki bağlantının dil sayesinde kurulduğunu savunur. Ortak bir dile sahip olmanın millet olmak ve tarih şuuru kazanmak açısından yeri doldurulamaz öneminden bahseder. Milli birlik ve beraberlik için bunu olmazsa olmaz bir koşul olarak sunar.

Atsız’ın vurguladığı bir başka konu da bir millette önce kahramanların yetiştiği ve sonrasında da şair ve alimlerin ortaya çıktığıdır. Ona göre bir milletin kendi büyüklerine saygı göstermesi de millet olmanın vasıflarındandır. Atsız, dünya tarihinin en büyük kahramanı olarak Kürşad’dan, fikir tarihimizin ön planında yer alan ve Türkçülüğün Esasları eserinin sahibi Ziya Gökalp’ten, vatanperver bir şair olarak nitelendirdiği Mehmet Akif Ersoy’dan, Türkçülük ülküsünün bugünkü en büyük şahsiyeti olarak saydığı Rıza Nur’dan, önemli ve büyük bir tarihçi olan Zeki Velidi Togan’dan bahseder. Sonrasında da Kurtuluş Savaşı’nın iki milli kahramanı, en karanlık günlerde bile bu işin başarılacağına olan inancını kaybetmeyen Kazım Karabekir ve Mustafa Kemal Paşa’dan söz eder.

Milli değerleri ve tarih şuurunu aktarmaya yönelik bu çalışma, millet olmayı başarmış ve bunun sorumluluğunun farkına varmış her insanın milli değerlerine sahip çıkmasını ve tarihini-geçmişini bilmesini ve aktarmasını öğütler. Bunları yapabilen bireylerin oluşturduğu toplumların dış güçlerin her türden oyun, tuzak ve düşmanlığına direnebileceğini çünkü tedbirlerini almış olduğunu belirtir.

“Toprağa bağlı olan normal insan, milletimiz üzerinde yabancı bir devletin hakimiyetini aklına bile getiremez. Getirirse ya anormal bir çılgındır ya da satılmış bir haindir veya bizden olmayan bir yabancıdır. Bunların üçü de aynı kapıya çıkar.”

Hüseyin Nihal Atsız

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları