Güven

Fuzûlî'ye göre çok ince bir çizgidir. Onu kalınlaştırarak kırılmasını engelleyen tek şey, ‘iki taraflı’ olmasıdır. Atatürk’ün milletine nasihâtlerinden biridir: “Türk! Öğün, çalış, güven!”


İki hece, tek kelimedir.

İnsan ilişkileri için çok şeydir.

Yokluğunda ya da yok olduğunda karalar bağlarız.

Varlığında yahut var kılındığında huzura ereriz.

Güven’den bahsediyorum.

Tuğla tuğla örülür, ilmek ilmek işlenir, yıkılma ihtimali göz önüne alınmadan inşa edilir güven kulesi.

Kulenin yıkılması için öyle büyük ölçekli depremlere falan lüzum yoktur. Küçük bir sarsıntı, bırakın sarsıntıyı soyut bir düşünce, ufak bir kuşku, içe düşen kurt kulenin yerle bir olması için yeter sebeptir.

İnsan ilişkilerinde, bir defa zedelendiğinde güveni tekrar tesis etmek, kırılan cam bardağın parçalarını birleştirmek kadar zordur.

Deyimlerimizde vardır güven.

Umut bağladığımız, yardımından şüphe duymadığımız bir kişi ihtiyaç duyulduğu anda beklenen yardımı göstermediğinde söyleriz: Güven’diğim dağlara karlar yağdı.

Güç, bilgi ve becerimizden eminizdir: Bileğimize güven’iriz.

Bir anlaşmada taraflardan biriyle ilgili olarak sorumluluğu yükleniriz: Güven’ce veririz.

Atasözlerimizde eksik olmaz.

Kulağa küpedir: Güven’me dostuna, saman doldurur postuna.

Tutumluluğa çağrıdır: Güven’me varlığa, düşersin darlığa.

‘Başarabileceğinize eminseniz büyük işlere girişiniz.’ anlamındadır: Nefesine güven’en borazancıbaşı olur.

‘Aşk nedir?’ sorusunun cevabıdır: “Aşk, birine seni mahvetme yetkisi vermek ve bunu kullanmayacağına güven’mektir.”

Bedeli vardır.

Elektrik ya da doğal gaz aboneliği başlatıldığında dağıtıcı firmaya ödenir. Tüketilen enerjiye karşılık gelen borcun ödenememesi riskine karşı alınır. Adı güven’ce bedelidir. Maddîdir.

Birinin güven’ini boşa çıkarttığımızda ödememiz gerekir. Ağırdır. Parayla pulla altından kalkılacak gibi değildir. İşin sonunda güven’ilmez damgası yemek vardır. Manevîdir.

Teorisi vardır.

Hukukun, herhangi bir irade beyanına vereceği anlam orta zekâlı ve orta ahlakta birinin o irade beyanına vereceği anlamdır. Bu kabule, “Güven Teorisi” denir.

Şükrü Erbaş’ın şiirinde rastlarız. Ülkesi vardır:

“bütün mutsuzluk resimlerinin dışında

bir yerim olsun benim de bir dalım

sevginin insanı güzelleştiren

o incelikli güven ülkesinde…”

Fuzûlî’ye göre çok ince bir çizgidir. Onu kalınlaştırarak kırılmasını engelleyen tek şey, ‘iki taraflı’ olmasıdır.

Atatürk’ün milletine nasihâtlerinden biridir: “Türk! Öğün, çalış, güven!”

Lao Tzu’nun eserinde geçer: “Kalpteki incelik sevgi yaratır. Sözlerdeki incelik güven yaratır. Düşüncedeki incelik derinlik yaratır. Bunlara sahip olan insan ise her zaman kendini aratır.”

Antik Yunan filozofu Epicure’a göre, “Güvensizlik başlayınca dostluk kaybolur.”

Mevlana’da karşımıza çıkar: “Güzelliğine güvenme bir sivilce yeter, malına güvenme bir kıvılcım yeter. Rabbine güven, ‘O’, her şeye yeter.

Selda Bağcan öğüde kulak verir:

“Güvenemem servetime, malıma

Ümidim yok bugün ile yarına

Toprak beni de basacak bağrına, oy”

Hadiste geçer: “Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden güven’de olduğu kimsedir. Mümin de insanların can ve malları konusunda kendisinden emin oldukları kimsedir.”

İslâm peygamberinin lakabıdır: Muhammedü’l-emîn (Güven’ilir Muhammed)

Ankara’da meydan ismidir: Güvenpark.

Adını, orada bulunan Güven Anıtı’ndan alır.

Türk milletinin jandarma ve polise olan güven’ini, Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı ve inkılap hareketlerinde beraber bulunduğu arkadaşlarını temsil eder.

Türkiye’de kurul ismidir: Millî Güvenlik Kurulu

Devletin millî güven’lik siyasetinin tayini, tespiti ve uygulaması ile ilgili kararların alınmasından sorumludur.

Parlamenter sistemle yönetilen ülkelerin meclisinde karşımıza çıkar: güven’oyu.

Meclise karşı sorumlu bakanlar kurulunun göreve başlamasını ve de görevde kalmasını sağlar.

Alınamadığı durumlarda güven bunalımının ortaya çıkmasına sebep olur.

Kişinin kendisine yönelik de olabilir: öz’güven

Büyük işlere girişmenin ilk şartıdır.

Türkiye’deki tüm il ve ilçelerde örgütlenmiş iç güven’likten sorumlu devlet teşkilatıdır: Emniyet Genel Müdürlüğü

Seyahat esnasında bizi koltuğa, hayata ve de sevdiklerimize bağlayandır, güven’de hissettirir: emniyet kemeri.

Mahallesi vardır.

Türkiye’de 41 mahallenin tabelasında ‘güven’ kelimesi mevcuttur.

Köyü vardır.

Türkiye’de 28 köy ismen ‘güven’ kokmaktadır.

Parti ismidir: Cumhuriyetçi Güven Partisi

İnsan ismidir: Türkiye’de ortalama her 4500 kişiden birinin ismi Güven’dir.

Ekonominin temel aktörlerinden biridir.

Bizde ise ancak figüran mertebesindedir.

Çünkü Türkiye’deki mevduatların yarısından fazlası millî para birimimiz cinsinden değildir.

Durum ciddidir ve fevkalade üzücüdür.

Halkın yerli, millî paraya güven’inin olmadığının çok açık ispatıdır.

Ekonominin hâli, maalesef ki Hazine ve Maliye Bakanı’nın gözlerindeki ışıltıya bakarak değil, güven ve istikrar kavramları baz alınarak yordanabilecektir.

Jane Austen der ki: “Güven bitmişse, virgül koyup düşünmeye gerek yok. Nokta koymanın zamanı gelmiştir.”

Zannımca, Türkiye’nin yeni hükümet sistemindeki her bakan değişikliği de cümle sonunun gelmemesi için koyulan bir virgüldür.

Yazar

Doğukan Altıparmak

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar