03.08.2021

Biden’dan soykırım iftirası

Biden ile Obama arasında çok fark vardır. Çünkü Biden ve yardımcısı Harris seçim sürecinde çok net ve açık bir şekilde sözde Ermeni soykırımına destek vermiştir.


ABD Başkanları arasında ilk defa “soykırım” (genocide) kelimesini Başkan Ronald Reagan 22 Nisan 1981 tarihinde kullanmıştır. Fakat doğrudan Türkiye’yi hedef alarak bu söylemde bulunmamıştır.

Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki,  Joe Biden’ın seçildikten sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir telefon görüşmesi yapacağını söylemiştir.  Biden’ın araması gereken birçok dünya lideri olduğunu vurgulayan Psaki, “Biden, gelecek hafta ve aylarda bu görüşmeleri yapacaktır. Bir noktada Erdoğan ile de görüşeceğinden eminim” demiştir. Türkiye, geçmişte Beyaz Saray’da yapılan görev değişikliğinin ardından ilk aranan ülkeler arasında yer almıştı. Joe Biden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı aramamıştır ama Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını eleştirmekten de çekinmemiştir: “Türkiye’nin ani ve nedensiz yere İstanbul Sözleşmesi olarak da bilinen Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nden çekilmesi, derin bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Tüm dünyada, sözleşmeyi imzalayan ilk ülke olan Türkiye’de kadın cinayetlerinin arttığına dair haberler dahil olmak üzere, ev içi şiddet olaylarının arttığını görüyoruz. Ülkeler, kadınlara yönelik şiddetin sona erdirilmesine dair taahhütlerini güçlendirmeye ve yenilemeye çalışmalı, kadınların korunmasına işaret eden ve istismarcıları hesap verebilir hale getiren uluslararası anlaşmaları reddetmemeli. Bu, dünya genelinde kadınlara yönelik şiddeti sona erdirme hareketi için ümit kırıcı bir geri adımdır.”

Biden, 36 yıl senatörlük ve 8 yıl başkan yardımcılığı yapmış,  yardımcısı Kamala D. Harris ile birlikte seçimlerde, sözde, Ermeni soykırımını tanıyacakları sözünü vermişlerdir. ABD’de iki senatör Bob Menendez ve Ted Cruz ABD Senatosu’na 1915 olaylarını soykırım olarak tanınması için önerge vermiş, Harris buna destek olmuştur.  Joe Biden’ın seçimlerdeki rakibi olan Harris, ülkenin ilk siyahi başkan yardımcısıdır. Harris, aynı zamanda siyahi olarak sözde Ermeni soykırımının tanınması için çalışan ilk siyasetçidir. Jamaikalı baba ve Hindistan kökenli annenin çocuğu olarak 1964’te Kaliforniya’da doğmuştur.   Harris, sözde Ermeni soykırımı konusundaki hassasiyetini şöyle açıklamıştır:

“Osmanlı İmparatorluğu tarafından 1915’ten 1923’e kadar gerçekleştirilen Ermeni soykırımı, yaklaşık 2 milyon Ermeni’nin zorla tehcir edilmesiyle sonuçlandı ve bunlardan 1,5 milyonu öldürüldü. Tekrarlamamak için geçmiş hakkında her zaman rahatsız edici gerçekleri söylemeliyiz. İnsanlığın en karanlık bölümlerinden biri olan Ermeni soykırımını tanıyarak, nefret etmek için hayatlarını listeleyenleri onurlandırıyoruz ve tehdit edildikleri her yerde insan haklarını savunma taahhüdümüzü yeniden teyit ediyoruz…İnsanlık tarihinin en karanlık zamanlarından biri olan Ermeni soykırımının uygun bir şekilde tanınması için Ermeni toplumunun yanında olacağım.” (https://www.harris.senate.gov/news/press-releases/harris-colleagues-introduce-bipartisan-senate-resolution-affirming-us-recognition-of-armenian-genocide)

Merkezi Washington’da bulunan Ortadoğu Enstitüsü Türkiye Programı Başkanı Gönül Tol, iki ülke ilişkilerinde ciddi  sorunların bulunduğunu  açıklamış,  Covid-19 salgını ile mücadele,  Rusya, Çin ve İran’ın nükleer çalışmaları  konularında  öncelikleri olduğuna dikkat çekmiştir: “Türkiye eksiden, özellikle de Obama döneminde, daha önemli bir aktör olarak görülüyordu. Onun üzerinden çok zaman geçti, dengeler çok değişti.” Tol, mevcut sorunların içerisinde “çok fazla bir çıkış görünmediğini, en büyük sorunun S-400 olarak görüldüğünü” dile getirmiştir. Kongre’de dengelerin değiştiğine de değinerek şunları söylemiştir: “Bir de Kongre var, her iki partiden de Erdoğan’ın ABD çıkarlarının altını oyan politikalarını artık tolere etmeme eğilimi var. Bütün bu faktörlerin ışığında değerlendirmek gerekiyor.”

Foreign Policy dergisine 3 Mart 2021 tarihinde demeç veren ABD Temsilciler Meclisi üyesi ve aynı zamanda Dış İlişkiler Komitesi’nde görevli Abigail Spanberger  ise “iki ülke ilişkilerinin oldukça zorlu bir dönemden geçtiğini, ABD’nin eskiden olduğu gibi artık Türkiye’ye güvenebilecek bir pozisyonda olmadığını” söylemiştir.

Biden’ın yemin ederek görevi devralmasının ardından Washington ile Ankara arasında ilk temas 2 Şubat 2021 tarihinde gerçekleşmiştir. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ile telefonda görüşmüştür. Yaklaşık 1 saat süren görüşmede Kalın, göreve yeni başlayan Sullivan’a tebriklerini iletmiştir. Kalın-Sullivan görüşmesinde, Türkiye-ABD ikili ilişkileri başta olmak üzere Suriye, Libya, Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Afganistan, Yukarı Karabağ, Covid-19 ve uluslararası iklim rejimi konuları ele alınmıştır. Söz konusu görüşmeyle ilgili Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada ise işbirliğinin genişletilmesinin yanı sıra demokrasi ve hukukun üstünlüğüne vurgu yapıldığı belirtilmiştir.

 

 

 

Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile 12 Nisan’da telefonda görüşmüştür. Görüşmede ikili konular, Afganistan barış süreci, bu amaçla yapılacak İstanbul toplantısı, Suriye ve Ortadoğu’daki gelişmeler ele alınmıştır.

Bu görüşmelerinin ardından Biden 3 ay sonra, 24 Nisan’da Türkiye Cumhuriyeti ve 83 milyon Türk vatandaşını vebal altında bırakarak olmayan bir tehcire “soykırım” demiştir. Böylece Türklere iftira atan ilk ABD Başkanı olarak tarihe geçmiştir. 

Biden’ın 24 Nisan’da soykırım diyeceği aşikardı. Çünkü hem Biden hem de yardımcısı Harris, sözde, Ermeni soykırımını tanıyacakları sözünü, seçim sürecinde açıklamışlardır.  Biden’ın bir şekilde görevi bırakması durumda ABD Başkanı olacak kişi olan Kamala Harris’in de söz vermiş olması önemlidir. Bu, Ermeniler için sembolik bir zaferdi.

Joe Biden‘ın 17 Ocak 2020 tarihinde New York Times muhabirleri ile yapılan söyleşisi (aşağıda) basına yansımıştır. Söyleşinin Türkiye ile ilgili bölümünde bizleri rahatsız edici ifadeler yer almıştır. Türkiye’nin Rusya’dan silah sistemleri alması eleştirilmekte, Kürt konusu başta olmak üzere Türkiye’ye dayatılmak istenen politikalardan söz edilmekte, Doğu Akdeniz’de doğal gaz araştırmaları yapılmasına karşı çıkılmakta ve seçimler yoluyla iktidarın değiştirilmesi için muhalefetin destekleneceği açıklanmaktadır.  Bu tutum, ABD’nin başka ülkelerin içişlerine müdahale ettiği görüşünü haklı çıkarmakta,  daha da önemlisi gelecek seçimlerde başarılı olacak partileri de şimdiden töhmet altında bırakmış olmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan için nezaket kurallarını ve diplomatik nezaketi aşağıda görülebileceği gibi bir tarafa bırakmıştır:

“Evet. Onunla çok zaman geçirdim. O bir otokrat. Kendisi Türkiye’nin cumhurbaşkanı ve çok daha fazlası. Şimdi yapmamız gerektiğini düşündüğüm şey, ona karşı çok farklı bir yaklaşım  benimsemek ve muhalefet liderliğini desteklediğimizi açıkça ortaya koymak. Sürece katılmak isteyen Kürt nüfusunu parlamentolarına entegre etmek için bir süredir çalışan bir yolumuzun olduğu bir konumda olduğumuzu açıkça ortaya koyuyoruz. Çünkü aslında ne düşündüğümüzü konuşmalıyız. Bazı silahları ona satmaya devam edip etmeyeceğimizin bir bedelini ödemek zorunda kalsak da….” 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ekim 2014’e Joe Biden’ın “Cumhurbaşkanı Erdoğan, ki eski bir dosttur, bana dedi ki, siz haklıydınız, çok fazla insanın (Suriye’ye) geçişine izin verdik, şimdi sınırı mühürlemeye çalışıyoruz” sözlerine ilişkin olarak “Böyle bir şey söylediyse Biden benim için tarih olur” demiştir.  Biden’ın açıklamalarından sonra Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Bülent Arınç, “Trump’ın karşısındaki kimse onu seçerdim” diyerek Joe Biden’a destek olmuştur.

Türkiye’de iktidarın Atlantik çizgisinde olduğu 2002-2012 dönemini öven, o sırada ABD ile iyi ilişkiler olduğunu anlatan Arınç’a göre, seçimi Biden  kazansa da ABD ile eskisi gibi ilişkiler kurulabilirdi. Biden ile anılarını anlatan Arınç,  “Sonra ben ABD’de Biden’le 1,5 saatlik bir görüşme yaptım. Biden, Obama’nın yanında yerini dolduran bir insandı. Evlat acısı görmüş, düşünebilen, duygusal, yeri geldiği zaman İrlanda’dan şiir örnekleri veren, Türkiye’yi sevdiğini söylemişti demiştir. Arınç, “Biden’ı mı seçerdiniz?” sorusuna şu cevabı vermiştir: “Tamam, ben söylemedim, sen söyledin”  diyerek şu eklemeyi yapmıştır: “Trump’ın karşısında kim aday olursa ondan yanayım diyebilirim. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Biden’ı doğrudan hedef almamasını çok iyi bir politika olarak görüyorum”

Biden, seçim sürecinde  “Ermeni soykırımını tanıyan kararı destekleme sözü veriyorum”   demiştir. (If elected, I pledge to support a resolution recognizing the Armenian Genocide and will make universal human rights a top priority for my administration)   

Barack Obama, 2008’de başkan seçilmeden önceki seçimlerde sözde Ermeni soykırımını tanıyacağını söylemiştir ama göreve geldikten sonra soykırım ifadesini kullanmamıştır.  Yazılı açıklamasında, “1915’te zulüm görenlerin anısını onurlandırdıklarını”  belirten Obama,  ABD’ye göç eden Ermenilerin ülkeye kattıkları değeri vurgulamış ve onlara teşekkür etmiştir.  Fakat Biden ile Obama arasında çok fark vardır. Çünkü Biden ve yardımcısı Harris seçim sürecinde çok net ve açık bir şekilde sözde Ermeni soykırımına destek vermiştir.

23 Mart 2021 tarihinde,  ABD Başkanı Biden’ın sözde Ermeni soykırımını tanıyacağı medyada yer almıştır: “Biden: Ermeni Soykırımını Resmen Kabul Edecek”  (Exclusive: Biden Admin to Officially Acknowledge Armenian Genocide  Quick Take  GZERO Media) GZERO Medya’da yayın yapan siyaset uzmanı ve Eurasia Group Başkanı Ian Bremmer, Beyaz Saray’daki kaynaklarına dayandırdığı özel haberinde, Biden’ın seçim kampanyasında da vadettiği gibi  sözde  soykırımı tanımak için çalışmalara başladığını  açıklamıştır.

Bremmer, HDP’nin kapatılma davasına da değinerek, Erdoğan için asıl büyük zorluğun ABD’den geleceğini söylemiştir. 20 Mart 2012 tarihinde Turkish Forum ile Milli Strateji Araştırma Kurulu’nda yayınlanan yazımın başlığı Biden’a Sözde Ermeni Soykırımını Tanı Baskısı idi.19 Mart 2021 tarihinde ABD’li bir grup senatör, Ermenistan’da 1915 olaylarının yıldönümü kabul edilen, 24 Nisan öncesinde Başkan Biden’a sözde Ermeni soykırımını tanıma çağrısı yapmıştır.

Öncülüğünü Demokrat Senatör Bob Menendez ile Cumhuriyetçi Senatör John Cornyn’in yaptığı ve 37 senatörün imza attığı mektup, Senato Dış İlişkiler Komitesi tarafından açıklanmıştır. Her iki partiden de senatörlerin isimlerinin yer aldığı mektupta, Biden’ın geçen yıl yaptığı bir konuşma hatırlatılarak, “Ermeni soykırımı gerçeğini resmen tanıma çağrısını güçlü şekilde yapmak üzere size yazıyoruz. Geçmişte Ermeni soykırımını soykırım olarak tanımıştınız, şimdi Başkan olarak yine aynı şeyi yapmaya çağırıyoruz”  denmiştir.

2019 yılında ABD Kongresi’nin her iki kanadında kabul edilen 1915 olaylarının soykırım olarak tanınması yönündeki karar tasarılarına atıf yapılan mektupta, Biden yönetiminin olayı “soykırım” olarak tanıyarak Kongre’ye katılması gerektiği savunulmuştur.  4 Nisan 2021 tarihinde “24 Nisan Yaklaşırken Sözde Ermeni Soykırımı Sorunu  başlıklı yazımda bu konuya dikkat çekmiştim. ABD basınında 23 Mart’ta yer alan haber önemlidir:  “Başkan Biden  Osmanlı yönetimi altında yaşayan ve 1915 yılında öldürülen Ermenilere soykırım yapıldığını tanıyacak ilk Başkan olacaktır.”

Yazar

Sadık Rıdvan Karluk

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.