25.09.2021

Biden’a öğüt: “Ermeni tehciri soykırım değildir”

Biden’a en güzel cevabı kendi vatandaşları vermiştir: "İnsanlık tarihindeki en büyük soykırım Nazi Almanya'sında değil, Amerikan topraklarında gerçekleşmiş, 100 milyon yerli Amerikalı katledilmiştir."


Amerika Birleşik Devletleri’ndeki seçimler sonrasında ABD Başkanı olan Joe Biden 20 Ocak’ta göreve başlamış olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı 23 Nisan’da aramış, 24 Nisan’da sözde soykırımı açıklayacağını muhtemelen Cumhurbaşkanı ile paylaşmıştır. 24 Nisan’a bir gün kala aramasının sebebi bellidir. Çünkü seçim sürecinde sözde Ermeni soykırımını tanıyacağını açıklamıştı.

Biden’ın sözde Ermeni soykırımını resmen tanıması, kapıyı diğer ülkelere açacaktır. Uluslararası hukuk açısından bir mahkeme kararı olmamasına rağmen sözde soykırımı tanıyan ülke parlamentolarının sayısı artacaktır. Aşağıda Türkiye dışındaki koyu renkli ülkeler sözde soykırımı parlamentolarında tanımıştır.

Aşağıda sözde soykırımı Parlamentolar nezdinde tanıyan ülkelerin listesi vardır.

Avrupa Parlamentosu’nun tavsiye kararı niteliğinde olan 2019-2020 Yılı Türkiye Raporu, AP Genel Kurulu’nda 64’e karşı 480 üyenin oyuyla kabul edilmiştir. Raporda Avrupa Birliği’nden “Türkiye ile üyelik müzakerelerini askıya alması” istenirken, Ankara’ya da sözde Ermeni soykırımını tanıması çağrısı yapılmıştır.  Bir mahkeme kararı varmış ve Türkiye bunu tanımıyormuş gibi hukuk dışı karara 480 parlamenter imza atmıştır.

Avrupa Parlamentosu 1987 yılında da şimdikine benzer, C 190/119 sayılı Tavsiye Kararı almıştı. 1999 yılında AB, Helsinki’de Türkiye’yle aday adaylığı görüşmesine başlama kararı alınca Fransa’da avukat olan Av. Krikorian Avrupa Parlamentosu’na, Avrupa Birliği Konseyi’ne ve Avrupa Birliği Komisyonu’na karşı olmak üzere Avrupa Parlamentosu’na C190/119 tavsiye kararına uymalarını söyleyerek dava açmış fakat kaybetmiştir. 30 bin € mahkeme masrafını da ödemiştir. Böylece, AB ülkeleri parlamenterlerinin aldığı karar siyasi bir karar olarak tarihe geçmiştir.  Sayın Refik Mor’un 2005 yılında Brüksel’e gidip, arşivden çıkararak çevirisini yaptığı karar, daha sonra sayın Mor tarafından Almanya’nın önüne konmuştur. Sayın Refik Mor, AAD’nın Birinci Dairesinde 17 Aralık 2003 tarihinde görülen davanın Türkçe çevirisini de yapmıştır. Sonuç aşağıdadır:

“Bu sebeplerden dolayıdır k; 1. davanın reddine, 2. yargılama masraflarının davacılar tarafından ödenmesine, Avrupa Adalet Divanı’nın Birinci Dairesi tarafından karar verilmiştir. Luksemburg, 17 Aralık 2003 Şansölye Başkan H. Jung B. Vesterdorf

Sayın TBMM Başkanı’nın bu durumu açıklayan ve parlamenterleri bilgilendiren bir mektup göndermesi gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda sayın Başkana aşağıdaki mesajı gönderdim ama cevap alamadım.

TBMM Başkanı Sayın Mustafa Şentop,

Avrupa Parlamentosu’nun tavsiye kararı niteliğinde olan 2019-2020 Yılı Türkiye Raporu, AP Genel Kurulu’nda 64’e karşı 480 üyenin oyuyla kabul edilmiştir. Raporda Avrupa Birliği’nden ‘Türkiye ile üyelik müzakerelerini askıya alması’ istenirken, Ankara’ya sözde Ermeni soykırımını tanıması çağrısı yapılmıştır. Bir mahkeme kararı varmış ve sanki Türkiye bunu tanımıyormuş gibi, cahil 480 parlamentere sizin bu durumu açıklayan bir mektup göndermeniz gerektiğini düşünüyorum. Tıpkı TBMM’deki dört siyasi partinin TBMM Başkanı önerisiyle Fransa Senatosu’nun Yukarı Karabağ kararına ilişkin yayınladığı bildiri gibi, ‘TBMM’de grubu bulunan siyasi partiler olarak Avrupa Parlamentosu’nun uluslararası hukuka aykırı bir şekilde kabul ettiği kararı en güçlü şekilde kınıyoruz. Avrupa Parlamentosu görmezden gelse de Türkiye Cumhuriyeti’nin soykırım yaptığına ilişkin uluslararası bir mahkeme kararı yoktur.’ Çünkü Ermeni tehciri soykırım değildir. O zaman 93 Harbi’nden sonra Osmanlı’nın Avrupa kıtasındaki topraklarından Anadolu’ya zorla göç ettirilen, tehcire uğrayan Türkler de soykırıma uğramıştır. Bu durumda Yunanistan, Romanya, Bulgaristan eski Yugoslavya ve Kırım Türklerini Kırım’dan tehcire zorlayan Rusya, Türklere karşı soykırım yapmıştır. Tarihte ilk defa gerçek soykırımcılar 20 Kasım 1945 tarihinde başlayıp 1 Ekim 1946’da sona eren Nürnberg duruşmaları sonucunda belirlenmiştir. Duruşmalar, savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçların hukuk diline girmesine ve bu alanda uluslararası mahkemelerin oluşmasına katkıda bulunmuştur. Nürnberg’de 24 Alman Nazi subayı yargılanmıştır. Alman sanayici Gustav Krupp, sağlık durumunun kötü olması sebebiyle davanın dışında bırakılmıştır. Yargılamalardan sonra sanıklardan 12’si idam, 4’ü 10-20 yıl arası hapis, 3’ü ise müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır.

Saygılarımla. Prof. Dr. Sadık Rıdvan Karluk

Son gelişmelerin perde arkasını gazeteci Murat Yetkin açıklamıştır:

Erdoğan’ın bir önceki ABD Başkanı Donald Trump’la ilişkileri nedeniyle, sahte bir kankalık görüntüsü ile halının altına süpürülen sorunlar (S400, F35, döviz krizi tweeti ve ‘aptal olma’ mektubu gibi), Biden döneminde patladı. Biden altı ay sonra Erdoğan’ı ‘büyük felaket’i tanıyacağını söylemek için aradı. Amerikan düşünce kuruluşu Washington Institute’tan Soner Çağaptay’a göre, Biden ilk defa Türkiye’nin ABD’ye, ABD’nin Türkiye’ye olduğundan daha fazla ihtiyacı olduğunu saptadı ve bu fırsatı kullandı.”

Sayın Yetkin’in açıklamaları ise dikkat çekicidir.

Soykırım suçunun oluşabilmesi için mahkeme kararı gerektiğini Biden ya bilmiyordur ya da bilmesine rağmen seçimlerde verdiği sözü yerine getirmek istemiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimi kazanan Biden’a tebrik mesajı göndermiş, “Ülkelerimiz arasındaki güçlü iş birliği ve müttefiklik bağının bugüne kadar olduğu gibi gelecekte de dünya barışına hayati katkılar sunmaya devam edeceğine inanıyorum.” demiştir ama Biden 3 ay sonra 23 Nisan’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı aramıştır.

Kaynak

Biden’a en güzel cevabı kendi vatandaşları vermiştir: “The biggest genocide in human history didn’t occur in Nazi Germany, but on American soil. 100 million Native Americans were slaughtered and lost their homeland.”  (İnsanlık tarihindeki en büyük soykırım Nazi Almanya’sında değil, Amerikan topraklarında gerçekleşmiş, 100 milyon yerli Amerikalı katledilmiştir.)

ABD Başkanları, 1993 yılında Bill Clinton döneminden bu yana her yıl yazılı açıklama yapmakta ve 1915 tehciri için “büyük felaket, tehcir ve katliam” ifadelerini kullanmakta idiler. Fakat bu durum şimdi değişmiştir.  Temsilciler Meclisi, 1915 olaylarını soykırım olarak tanıyan tasarıyı kabul etmesinin ardından Kongre’nin üst kanadı olan Senato’da da tasarı oybirliğiyle onaylanmıştır.

Oylama sürecinde Hrant Dink’in ve Ermeni rahip Y. Gamidas Çarkçıyan’ın açıklamaları   Senato ve Temsilciler Meclisi üyelerine Büyükelçiliğimiz kanalıyla resmi bir yazı ile gönderilmiş olsaydı, bunlar etkili olabilirdi. ABD Büyükelçimiz geç atandığı için gerekli etkinliği gösterememiştir. Kendisi eski Eskişehir Milletvekili olduğu için yakından tanıyorum. Göndermiş olduğum belgelere cevap verememesini iş yoğunluğuna bağlıyorum. Büyükelçiliğimize 3 Mayıs 2021 tarihinde gönderdiğim e-posta aşağıdadır.

“Sayın Büyükelçimizin bilgisine sunarım. Saygılarımla. Prof. Dr. S. Rıdvan Karluk

Biden 24 Nisan’da sözde Ermeni soykırımından söz etmiştir ama tarih bilgisi olmadığından ya da danışmanları kendisini ikaz etmediklerinden Hocalı’da yapılan gerçek soykırımdan haberi yoktur. Birilerinin, en uygunu Washington Büyükelçiliğimizin Hocalı’da Ermenilerin yaptığı soykırımı kendisine diplomatik bir dille hatırlatmasında yarar vardır. Bu konuda Turkish Forum’da yayınlanan yazımdan yararlanmaları mümkündür.”

Gamidas Çarkçıyan’ın kitabı bu konuda önemli bir kaynaktır. Osmanlı bürokrasisinde görev yapmış Ermenilerin yaptığı katkıları, Ermeni bir rahibin ağzından anlatması bakımından önemlidir. Ermeniler de diğer gayr-i Müslim azınlıklar gibi Osmanlı Devleti’ne önemli hizmetler vermiştir. Sarayın hazinedarlarının Ermenilerden seçilmiş olması dikkat çekicidir. Hrant Dink’in “İki Yakın Halk İki Uzak Komşu” (Ermenice) kitabı da önemlidir. Dink, kitabında Türkiye ve Ermenistan´ın birbirine gerçek anlamda komşu olabilmesinin yollarını araştırırken, bugün ve gelecek odaklı bir bakışla ve karşılıklı onur gözeten bir üslupla geçmişi de onarabilmenin imkanlarını sergilemiştir.

Sayın emekli Büyükelçi Sina Baydur Demir’in (şehit Bahadır Demir’in eşi) 3 Mayıs’ta Biden’a gönderdiği mektup bence önemlidir. Buna benzer mektuplar 14 Haziran öncesi Biden’a gönderilirse, Türkiye’nin eli güçlenmiş olur.

Türkçesi

“Sayın Başkan, Türkiye Cumhuriyeti Los Angeles Başkonsolos Yardımcısı olarak görev yapan Bahadır Demir’in dul eşiyim. 27 Ocak 1973’te Santa Barbara’da Ermeni Amerikalı Gourge­n Yanikian tarafından öldürüldü. Bahadır, Başkonsolos Mehmet Baydar’la birlikte çifte suikast sonucu öldürüldü. Bunlar, 1982’de Los Angeles Başkonsolosu Kemal Arıkan ve Boston Fahri Başkonsolosu Orhan Gündüz’ün de aralarında bulunduğu Amerikan topraklarında öldürülen dört Türk diplomatından ilkiydi. Bahadır ve ben yeni evliydik. Kendisi 30 yaşındaydı ve ben 26 yaşındaydım. Bir sabah ona veda ettim ve sonra morgdaki soğuk paslanmaz çelik bir masanın üzerinde kurşunla dolu cesedini buldum. Kaliforniya Eyaleti Santa Barbara Yüksek Mahkemesi, Yanikian’ı müebbet hapse mahkûm etti. Ancak daha sonra 1984’te, aynı zamanda etnik bir Ermeni olan eski Kaliforniya Valisi George Deukmejian, Yanikian’ı serbest bıraktı. Yaralanmaya yönelik hakaret takip edildi ve Yanikian’ın naaşı Ermenistan’a gönderildi ve orada kendisine bir devlet kahramanı cenazesi verildi. Amerikan topraklarında Ermeni terörü kurbanlarına yönelik diğer hakaretler devam etti. Bu yıl Los Angeles Eyalet hakiminin şartlı tahliye kararı vermesinin ardından, Başkonsolos Kemal Arıkan’ın suikastçısı Hampig Sassounian, vali Gavin Newsom karara itiraz etmemeyi tercih etti. Dahası, Birleşik Devletler Hükümeti onu federal cinayet suçlamasıyla yargılamamayı seçmiş gibi görünüyor. Böylece bir Türk diplomatı öldüren bir başka Ermeni terörist daha serbest kalır. Sonra 24 Nisan açıklamanız geldi, Sayın Başkan. Soykırım suçunun işlendiğini ilan ederek, tarihin karmaşıklığını ve aynı çatışmalarda kaybedilen Osmanlı Müslümanlarının hayatını tamamen görmezden gelerek, hoşnut ettiğinizi düşündüğünüzden çok daha fazla insanın kalbini kırdınız. İstanbul Amerikan Kız Koleji mezunuyum ve uzun yıllar Amerika Birleşik Devletleri’nde ikamet etmekten zevk aldım. Ancak ifadeniz Amerikan tarzı hakkında öğrendiğim her şeyle çelişiyordu- yargı, adalet, yasal süreç ve herkes için eşitlik garantisi. Bir hikâyenin her iki tarafını da kabul etmek, yargıda bulunmadan ve suçlamadan uzlaşmayı teşvik etmek önemlidir. Ofisinizin hakikate dayalı bir uzlaşmayı savunması için asla çok geç değildir. Lütfen Amerika Birleşik Devletleri ve Erivan’daki Ermeni Devrimci Federasyonu Arşivlerine halkın tam erişimini teşvik edin. Lütfen yargıda Türk ve Ermeni olmak üzere her iki topluma da adaletli davranın. Bu, dostça yakınlaşmanın temelidir. Bahadır, Yanikian’ın kurşunları ile susturulmamış olsaydı savunacağı bir şey varsa, o hakikat arayışı olurdu.

İçtenlikle,  Sina Baydur (Demir)”

Orijinali

“Mr. President,

I am the widow of Bahadır Demir, who served as the Deputy Consul General for the Republic of Turkey in Los Angeles. He was murdered by an Armenian American, Gourgen Yanikian, in Santa Barbara on January 27, 1973. Bahadır was killed in a double assassination alongside Consul General Mehmet Baydar. They were the first of four Turkish diplomats assassinated on American soil, including Consul General to Los Angeles Kemal Arıkan and Honorary Consul General to Boston Orhan Gündüz, in 1982.

Bahadır and I were newlyweds. He was 30 and I was 26. One morning I said goodbye to him and later I found his bullet ridden body on a cold stainless-steel table in the morgue.

The Superior Court of California for the County of Santa Barbara sentenced Yanikian to life. But later in 1984, former Governor of California, George Deukmejian, also an ethnic Armenian, set Yanikian free. Insult to injury followed and Yanikian’s body was sent to Armenia where he was given a hero’s state funeral. Other indignities for victims of Armenian terrorism on American soil have continued. This year, after a Los Angeles County judge decided to parole Hampig Sassounian, the assassin of Consul General Kemal Arıkan, Governor Gavin Newsom chose not to appeal the ruling. Moreover, it seems that the United States Government chose not to try him on federal murder charge. Thus, another Armenian terrorist who kills a Turkish diplomat goes free.

And then came your April 24 statement, Mr. President. You broke the hearts of many more people than you think you pleased, by proclaiming the crime of genocide has been committed, utterly ignoring the complexities of history and the Ottoman Muslim lives lost in the same conflicts.

I am a graduate of the American College for Girls in Istanbul and had the pleasure to reside in the United States many years. But your statement contradicted everything I had learned about the American way -the guarantee of justice, fairness, due process, and equality for all. It is important to acknowledge both sides of a story, reserve judgement, and encourage reconciliation without accusation.

It is never too late for your office to advocate reconciliation based on truth. Please encourage full public access to the Archives of the Armenian Revolutionary Federation in the United States and Yerevan. Please reserve judgement in fairness to both communities, Turkish and Armenian. This is the foundation of friendly rapprochement.

If there is one thing Bahadır would have advocated had he not been silenced by Yanikian’s bullets, it would have been the pursuit of truth.

Sincerely,

Hon. Joe Biden

President of the United States of America”

Yazar

Sadık Rıdvan Karluk

1 Yorum

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.