07.08.2022

Geçmişten Bugüne Türk-Çin İlişkileri: Göktürk Kağanlığı ve Çin İmparatorluğu

Yazarımız Talat Şalk, geçmişten bugüne Türk-Çin ilişkilerini konu alan makalesinin ilk bölümünde, Göktürk Kağanlığı ile Çin İmparatorluğunun mücadelesini ve bu mücadele sırasında ilki yıkıldıktan sonra ikincisi kurulan Göktürk Kağanlığının tarihçesini anlatıyor.


Çin, dünyanın en eski devletlerinden biridir, milletimizin Asya’da siyasi ilişki kurduğu ilk devlet Çin İmparatorluğudur. Eski Çin tarihçileri, zamanının olaylarını yazarken Türk tarihini de yazmış oldular.

Çinliler, kuzeyden gelen Türk akınlarını durduramamış; neticede bu akınlardan korunmak için Çin Seddi’ni inşa etmişlerdir. Çin- Türk ilişkileri Mete Han’dan daha önce başlamıştır.

Milletimizi ordularıyla durduramayacaklarını anlayan Çin yönetimi korunmak için uzun vadeli planlar hazırlamış ve uygulamıştır.

Orta Asya’da yaşayan Türk boyları bir bayrak altında birleşmeyecektir. Türkler tek devlet çatısı altında birleşirlerse Türklerle baş etmek mümkün değildir. Türk birliğinin kurulmasına engel olunmalıdır, öyle de yapmışlardır. Değişik Türk boylarını çeşitli yollarla birbirleriyle savaştırmışlar, eğer her şeye rağmen Türk birliği kurulduysa birlik içindeki boylara hediyeler göndererek, belki de Türk Kağanlığı vadederek birliği bozmaya çalışmışlardır.

Çinliler bununla da kalmamış, hakimiyetleri altına aldıkları Türkleri Çinlileştirmeye çalışmış, kısmen başarılı da olmuşlardır. Tarih, birçok Türk boyunun Çinliler tarafından Çinlileştirildiğini, asimile edildiğini yazar.

Bumin Kağan’ın kurduğu Göktürk Kağanlığının son kağanı Kara Kağan, İçing Katun isimli bir Çin prensesi ile evlenmişti. Göktürkler bu Çin prensesini sevmemişlerdi. İçing Katun aslında Çin casusuydu. Göktürk Kağanlığı için değil, Çin için çalışıyor, Çin’e casusluk yapıyordu.

İçing Katun’un entrikaları, Kara Kağan’ın kararsızlığı ve birkaç yıl üst üste havaların kötü gitmesi sebebiyle Göktürk Kağanlığı güçsüz düşmüştü. Çin’e yapılan son akında Göktürk ordusu Çin kuvvetleri karşısında yenildi. Ordu çok kayıp vermişti. Göktürk Kağanlığı prensi Kür Şad ve ordunun önde gelen komutanları Çinlilere esir düşmüşlerdi.

Ötüken’de Kara Kağan, Işbara Han ve çok az sayıda savaşçı kalmıştı. Ötüken’i az sayıda savaşçıyla savunmak imkânsızdı. Kara Kağan, Ötüken’den kuzeye çekilmeyi düşünüyordu fakat Çin ordusu vakit kaybetmemiş, Kara Kağan kuzeye çekilmeden Ötüken’e saldırmıştı. Göktürklerin mukavemeti uzun sürmedi; Kara Kağan, Işbara Han ve Ötüken’de yaşayan halk esir alındı.

Esirler, Çin’in başkentine götürüldü. Kür Şad ve diğer subaylar daha önce Çin başkentine getirilmişlerdi. Kara Kağan ve Işbara Han çok yaşamadılar. İki Türk büyüğü esir tutuldukları Çin başkentinde uçmağa vardılar.

Çinliler, Türklerin, Kür Şad ve diğer subayların askeri değerini biliyordu. Kür Şad’a Çin’de komutanlık verdiler.

Çin, Göktürklerin tamamına yakınını Çin’e taşımıştı. Çin Seddi’nin dışında bozkırda dağınık şekilde yaşayan az sayıda Göktürk kaldı.

Çin’in uzun vadede planı, ülkeye getirdiği Göktürkleri Çinlileştirmek, asimile etmekti. Kür Şad, Çin’in teklif ettiği komutanlığı kabul etmişti ama niyeti Çin’e hizmet etmek, ömrünü Çin’de geçirmek değildi. O, Kağan soyundandı; Çuluk Kağan’ın oğluydu. Amacı bütün Göktürkleri Çin’den çıkarmak, Göktürk Kağanlığını yeniden kurmak, kurt başlı Gök Sancağı Ötüken’de dalgalandırmaktı.

Çin’den çıkış için iyi bir plan yapmıştı. İyi tanıdığı kırk Göktürk savaşçısını seçmiş, onlara Çin’den çıkış için uygulayacağı planı anlatmıştı. Bu savaşçılar Göktürk Kağanlığı için her türlü fedakârlığı yapmaya hazır kahramanlardı.

Çin İmparatorunun her gece adamlarıyla saray dışına geziye çıktığı öğrenilmişti. Kür Şad ve arkadaşları geziye çıktığı bir gece Çin İmparatorunu kaçıracaklardı Amaçları imparatoru öldürmek değil rehin almaktı. Rehin aldıkları imparatora karşılık Çin’de esir tutulan bir Göktürk prensinin serbest bırakılmasını isteyeceklerdi.

Göktürk kağanı olmak Kür Şad’ın hakkıydı ama o, Kür Şad’dı, savaşını Göktürk kağanı olmak için yapmış gibi görünmek istemiyordu.

Baskın yapmayı kararlaştırdıkları gece Kür Şad ve arkadaşları buluştular. Her biri heyecanlı fakat kararlıydılar. O gece hava yağmurluydu. Çin İmparatoru sarayından çıkamadı. Belki Çin İmparatorunun Kür Şad’ın kendisini kaçırmak için plan yaptığından haberi olmuştu.

Kur Şad da planının duyulmuş olması ihtimalini düşündü. O zaman saraya saldırmayı ve imparatoru sarayından kaçırmaya karar verdi. Binlerce eğitimli askerle korunan saraydan imparatoru kaçırmak çok zordu.

Kırk Göktürk, Kür Şad’ın emrine tereddüt etmeden uydu, kararlı adımlarla Çin sarayına yürüdüler. Bu yürüyüşü, iyi korunan imparatorun sarayına saldırıyı ancak destan kahramanları düşünür ve yapar.

Bu destanı, büyük Türkçü Nihal Atsız, “Bozkurtların Ölümü” ve “Bozkurtlar Diriliyor” isimli romanlarında destansı bir ifadeyle anlatır.

 

“Bozkurtların Ölümü” ve “Bozkurtlar Diriliyor” birbirini tamamlayan iki romandır. Kitapları okurken bir roman değil gerçekten bir destan okuduğunuz hissine kapılırsınız.

“Bozkurtların Ölümü”, Bumin Kağan’ın kurduğu birinci Göktürk Kağanlığının nasıl yıkıldığını ve kağanın, Göktürk büyüklerinin ve bütün Göktürklerin esir olarak Çin’e götürülüşünü anlatır.

“Bozkurtlar Diriliyor” kitabında İlteriş Kutluk Kağan tarafından Göktürk Kağanlığının yeniden kuruluşu, kurt başlı gök sancağın Ötüken’de yeniden yükseldiği anlatılır.

“Bozkurtların Ölümü”, “Bozkurtlar Diriliyor” romandır ancak; Bumin Kağan’ın kurduğu Göktürk Kağanlığının Çinliler tarafından yıkılışı, bütün Göktürklerin Çin’e götürülüşleri, Kür Şad’ın Çin sarayını basması gerçek tarihi olaylardır.

Nihal Atsız, romanlarında bu olayların, Göktürklerin kahramanlıklarının destanını yazmıştır.

Kür Şad ve arkadaşlarının Çin sarayına yaptığı baskın muhteşemdi. Her biri çok iyi savaşçıydı, attıkları her okla mutlaka bir Çinli askeri savaş dışı ediyorlardı, kılıçla vuruşmada da çok ustaydılar fakat, Çin sarayında binlerce asker vardı. Göktürk kahramanları görevlerini yapıyor, teker teker uçmağa varıyordu. Kür Şad Çin imparatorunu sarayından alamayacaklarını anlamıştı. Sağ kalan arkadaşlarına çekilme emri verdi, Kür Şad ve yaralı arkadaşları atlarına bindi ve şehirden çıktılar. Vey ırmağını geçselerdi belki kurtulabilirlerdi fakat, yağmur şiddetlenmiş, ırmak taşmıştı. Nehri geçemediler. Binlerce kişilik Çin ordusu üzerlerine geliyordu. Nehir kenarında destansı bir savaş başladı. Çin ordusunun karşısında Kür Şad ve on beş yaralı arkadaşı savaşıyordu. Her biri uçmağa vardı. En son uçmağa varan Kür Şad’dı.

Kür Şad’ın Çin sarayına yaptığı baskın, Çin başkentinde büyük korku yaratmıştı; halk, korkusundan dışarı çıkamıyordu, her sokakta sanki Kür Şad ve arkadaşları dolaşıyordu. Kür Şad ve arkadaşlarının yaptığı baskında imparator kaçırılamamış olsa da baskın çok başarılı olmuştu. Saray muhafızlarından beş yüze yakını öldürülmüştü.

Çin, bütün Göktürkleri asimile etmek için Çin’e getirmişi fakat, Kür Şad’ın saraya yaptığı baskın Çinlileri öyle korkutmuştu ki, her Göktürk’ü Kür Şad gibi görüyor ve korkuyorlardı.

Sarayda yapılan uzun müzakerelerden sonra Göktürklerin Çin Seddi’nin dışına çıkarılması kararı verildi ve bütün Göktürkler Çin’den çıkarıldı.

Kür Şad, imparatoru kaçıramadı fakat, Çinlileri öyle korkuttu ki Çinliler, Göktürkleri ülkeden çıkarmak zorunda kaldılar. Kür Şad’ın da istediği buydu. Çin esareti bitmiş, Göktürkler Çin’den çıkarılmıştı. Goktürk Kağanlığı yeniden kurulacaktı.

Kür Şad’ın Çin sarayına yaptığı baskından kırk yıl sonra, 679 yılında Kutluk Şad, Göktürk Kağanlığını dağda kurmak için on yedi kişiyle dağa çıktı. Kutluk Şad’ın Göktük Kağanlığı için dağa çıktığını duyan Göktürkler kurt başlı gök sancağın altında toplandılar. Göktürklerin dirilmesi Ötüken de ikinci Göktürk Kağanlığının kurulması kolay olmadı.

Çinlilerle Göktürklerin rakipleri olan Dokuz Oğuzlarla savaşlar yaptılar. Her savaştan galip çıktılar, üstünlüklerini kabul ettirdiler. Kutluk Şad, İlteriş Kağan adıyla Göktürk Kağanı oldu.

İkinci Göktürk Kağanlığının kuruluşunda İlteriş Kağanın başbakanı ve danışmanı Bilge Tonyukuk’un çok hizmeti oldu.

Bilge Tonyukuk Çin’de idari bir görevde çalışıyordu. Fakat o Göktürk’tü. Kutluk Şad’ın Ötüken’de Göktürk Kağanlığını kurmak için bütün Türkleri sancağı altında birleşmeye çağırdığını duyunca Çin’deki mevkiinden vazgeçti. İdarecilik görevinden ayrıldı. Bir şekilde Çin Seddi’ni aştı ve İlteriş Kağan’a katıldı. Ayrılmadan önce Çin’deki tanıdıklarını örgütlemişti. Bu kişiler Çin’de olan gelişmeleri takip etmek ve gecikmeksizin Bilge Tonyukuk’a bildirmekle görevliydiler.

İlteriş Kağan’ın başbakanı danışmanı oldu. Çok akıllıydı; Çin’den aldığı haberleri değerlendiriyor, ne yapılması gerektiğini düşünüyor, isabetli kararlar veriyor, İlteriş Kağan’a ne yapılması gerektiğini anlatıyordu. Dokuz Oğuzların Çin ordusuyla birleşip Göktürklere saldıracağı haberini almıştı. İki birleşik orduya karşı henüz kuruluş aşamasında olan Göktürklerin başarı şansı azdı. Bilge Tonyukuk ne yapılması gerektiğini düşündü. Çin ordusu Dokuz Oğuz ordusu ile birleşmeden Dokuz Oğuzlara sürpriz bir baskın yapılmasının uygun olacağına karar verdi. İlteriş Kağan’ın huzuruna çıktı, düşüncesini açıkladı.

İlteriş Kağan, Bilge Tonyukuk’un fikrini uygun buldu; Göktürk ordusu hemen hazırlandı. Çin ordusunun gelmesini bekleyen Dokuz Oğuz ordusuna ani baskın yaptı. Baskın çok başarılı oldu. Dokuz Oğuzlar ağır kayıp verdiler. Dokuz Oğuz ordusunun dağıldığını duyan Çin ordusu geri döndü.

Kapgan Kağan

İlteriş Kağan çok yaşamadı, genç yaşta uçmağa vardı. Öldüğünde çocukları Bilge Şad ve Kül Tegin çok küçüktüler. Bu sebeple kardeşi Kapgan, Göktürk Kağanı oldu. Bazı tarihçiler Kapgan Kağan’ın, büyüdüklerinde kağanlığı İlteriş Kağan’ın çocuklarına devretmek üzere vekaleten kağan seçildiğini yazar.

Kapgan Kağan savaşçıydı, Çin’e yaptığı her seferde Çin kuvvetlerini bozdu. Zamanında Türk boyları da itaat altına alınmış, Türk birliği sağlanmıştı; Çin’e isteklerini kabul ettiriyordu.

İyi bir savaşçı olan Kapgan Kağan iyi siyasetçi değildi. Çin’i tanıyamamıştı, tanıyamadığı Çin’i iyi takip edemiyordu. Çin, Asya hakimiyeti peşindeydi Türk birliğinin kurulmasının en büyük düşmanıydı. Birliği bozmak için her çeşit faaliyette bulunuyordu.

Çin, Göktürk Kağanlığına bağlı Bayırkularla anlaşmıştı. Bayırkular Çin’in verdiği bol para karşılığında Kapgan Kağan’ı öldürmeyi kabul etmişlerdi, kağanı öldürmeleri karşılığında ayrıca Çin topraklarına yerleştirileceklerdi. Olanlardan habersiz Kapgan Kağan çok tedbirsizdi. Yanında çok az çeri ile ava çıktı. Bayırkular fırsatı kaçırmadı, kağana saldırıp onu yakaladılar. Kafasını gövdesinden ayırdılar ve Çin’e gönderdiler.

Kapgan Kağan’ın ölümünden sonra oğlu, Ötüken’de kağan ilan edildi .Fakat kağanlığın yükünü taşıyabilecek çapta biri değildi.

İlteriş Kağan’ın oğulları Bilge Şad ve Kül Tegin, Kapgan Kağan’ın oğlunun kağanlığını kabul etmedi. Bilge Tonyukuk da onlarla beraberdi. Kapgan Kağan’ın oğlunu kağanlıktan aldılar, Bilge Şad kağan oldu.

Bilge Kağan Devri

Bilge Kağan devri tarihimizin önemli bir devridir. Bilge Kağan döneminde Çinlilerle ve Çin’in kışkırttığı Türk boylarıyla savaşlar devam etmiştir. Çin, Türk Kağanlığını yıkma çalışmalarına hiç ara vermemiştir. Ordularıyla yıkamadığı Türk Kağanlığını diğer Türk boylarıyla anlaşarak yıkmaya çalışmış, Türk boylarını Göktürk Kağanlığına karşı kullanmıştır. Çin’in Göktürklere karşı en büyük silahı para ve zehir olmuştur.

Bilge Kağan çok akıllı ve dirayetliydi, iki büyük yardımcısı vardı; kendisinden bir yaş küçük kardeşi Kül Tegin ve babası İlteriş Kağan’ın da başbakanı olan Bilge Tonyukuk.

Kül Tegin, devrinin en büyük savaşçısıydı. Savaştığı düşmanları dahi Kül Tegin’in, eşi olmayan bir savaşçı, çok yetenekli bir komutan olduğunu kabul ediyorlardı.

Bilge Tonyukuk çok ileri görüşlü bir devlet adamıydı. Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde çok başarılı olmuş sadrazamlar vardır. Bilge Tonyukuk çok netameli bir coğrafyada, Göktürk Devleti’ne yaptığı hizmet göz önüne alındığında bu sadrazamlardan aşağı kalmadığı, hatta önlerine geçtiği anlaşılır.

İlteriş Kağan zamanında, İlteriş Kağan’la birlikte kurt başlı gök sancağı Büyük Okyanus’a taşımışlardır. Kapgan Kağan zamanında da başarıları devam etmiştir.

Kapgan Kağan’ın istememesine rağmen Kül Tegin’le birlikte Türgiş seferini yapmış, Türgişleri mağlup etmiş, Göktürkleri Demir Kapıya ulaştırmıştır.

Türgiş seferine, Kapgan Kağan’ın istememesine rağmen çıktığı için görevden uzaklaştırılmıştır. Bilge Kağan döneminde tekrar başbakan yapılmıştır. Bilge Kağan ve Kül Tegin, Bilge Tonyukuk’u iyi tanır ve görüşlerine değer verirlerdi. Bilge Kağan devrinde, yaşı çok ilerlemesine rağmen zekâsı yerindeydi. Bir siyasi olayla karşılaşıldığında olayı ayrıntılarıyla düşünür, ne yapılması gerektiğine karar verir, düşüncelerini anlatırdı. Çoğunlukla düşüncelerini kabul ettirirdi.

Alman ilim adamı Ligeti, “Bilge Kağan’ın yanında gün görmüş akıllı Türk devlet adamı Bilge Tonyukuk  vardı ki, onun hayranı olan Alman ilim adamları takdirlerini anlatmak için kendisine Göktürk İmparatorluğunun Bismark’ı demişlerdir” der.

Tonyukuk Anıtı’nın incelemesini yapan bilim adamı Giraud; İlteriş, Kapgan ve Bilge Kağan’ı tanıyan ve onlara hizmet eden Bilge Tonyukuk için “Onlara hizmet ederken çoğu zaman kendi şahsi fikrini onlara empoze edecek güçlü bir kişiliğe sahiptir. Yaklaşık 705’ten 716’ya kadar uzanan zorunlu işsiz kaldığı dönemin dışında, o hep iş başındadır; meclistedir, devletin en önemli şahsiyetidir. Hatta, o ilk Türk edebiyatçısıdır. Bu ise onun diğerlerinden daha az değerli meziyeti değildir.”der.

Tonyukuk Abidesi’ni diken Bilge Tonyukuk ilk tarihçimizdir. Bilge Kağan, Kül Tegin ve Bilge Tonyukuk liderliğinde Göktürkler; Çin ordularını her savaşta mağlup etmiş, isteklerini Çinlilere kabul ettirmişlerdir. Diğer Türk boyları da Göktürk Devleti’ne tabi olmuşlardır.

Bilge Tonyukuk, 726 yılında uçmağa varmıştır. Bilge Tonyukuk’un ölümü şüphesiz Göktürk Kağanlığı için büyük kayıptı.

Kül Tegin’in Ölümü

Oğuzlar, Göktürk Kağanlığına yine baş kaldırmışlardı. Bilge Kağan ve Kül Tegin 630 kışını Oğuzlara yakın olan Arunga Kalesi’nde geçirdiler. Ailelerini de buraya getirmişlerdi. Bahar geldiğinde Bilge Kağan, askerleriyle Oğuzların üzerine yürüdü. Karargâhta Kül Tegin ve çok az asker kalmıştı. Oğuzlar karargâhta çok az asker kaldığını öğrenmişlerdi; ordularını ikiye bölerek kalabalık bir orduyla karargâhı bastılar. Göktürklerin sayısı çok azdır. Kül Tegin az sayıda askerle Oğuzları karşıladı. Oğuzlar karargâha giremedi, kadınlar ve çocuklar kurtuldular. Fakat devrinin en büyük savaşçısı kahraman Kül Tegin de bu savaşta uçmağa varmıştır. Bilge Kağan savaşa devam etti. Oğuzlar büyük kayıp verdi. Otuz binden fazla Oğuz askeri savaş meydanında kaldı.

Kül Tegin’in ölümünden sonra Bilge Kağan yalnız kalmıştır. Kardeşi için muhteşem bir cenaze töreni yapıldı. Törene başta Çin İmparatorluğu’nun temsilcisi olmak üzere Asya’nın bütün hükümdar ve beyleri temsilci göndermişti. Bilge Kağan bununla da kalmadı, Kül Tegin için bir abide diktirdi. Abidenin yapımıyla yakından ilgilendi ve sözlerini yeğeni Yuluğ Tegin’e bengütaş üzerine kaydettirdi.

Bilge Kağan, Kül Tegin Abidesi’nde; kardeşi Kül Tegin’in kahramanlıklarını, ülke ve millet için birlikte çalıştıklarını, İlteriş Kağan, Kapgan Kağan zamanında yapılanları, Çinlilerle ilişkileri nutuk şeklinde anlatmış, Yuluğ Tegin de sözlerini bengütaş üzerine kaydetmiştir.

 Bilge Kağan’ın Ölümü

Kül Tegin’in ölümünden sonra Bilge Kağan da çok yaşamamıştır. Çin’le ilişkiler devam etmiştir. Bu arada 734 yılında Tatabılarla bir savaş yapılmıştır. Tatabıların Kıtaylar’dan ayrıldığını ve Tönker Dağı’na kırk bin asker yığdığını haber alan Bilge Kağan, askerini hazırladı ve Tonker Dağı’nda konuşlanan Tatabılara saldırdı. Tatabılar mağlup olurlar ve kaçarlar, komutanları öldürülür.

Tatabılarla yapılan savaştan bir ay sonra Bilge Kağan da uçmağa varır. Bilge Kağan kendi veziri Buyruk Çor tarafından zehirlenerek öldürülmüştür. Buyruk Çor’un, kağanı ne sebeple öldürdüğüyle ilgili bir kayıt yoktur. Fakat Buyruk Çor birçok kere Çin’e elçi olarak gönderilmiştir. Elçilik göreviyle Çin’de bulunduğu günlerde büyük menfaat karşılığında Çin tarafından Kağan’ı öldürmekle görevlendirilmiş olabilir. Ayrıca Buyruk Çor’un eşlerinden biri Çinlidir, bu Hanım da Bilge Kağan’ın öldürülmesinde görevlendirilmiş olabilir. Tarihçi Taşağıl’ın düşüncesi; Bilge Kağan’ın, Çin tarafından çeşitli vaatlerle satın alınan Buyruk Çor tarafından Çin’in isteği ile zehirlenerek öldürüldüğü şeklindedir.

Bilge Kağan, zehirlenince hemen ölmemiştir; zehirlendiğini anlamış, kimin zehirlediğini de anlamış, Buyruk Çor ve bütün ailesi ve yakınlarını öldürtmüştür. Kendisi de zehirden kurtulamamış, 25 Kasım 634 yılında uçmağa varmıştır. Öldüğünde 51 yaşındaydı.

Kül Tegin ve Bilge Kağan’ın genç denilecek yaşta ölmeleri Göktürk Kağanlığı için büyük talihsizliktir.

Bilge Kağan’ın ölümünden sonra kağanlıkta düzen bozuldu, karışıklıklar çıktı. Çin, fırsatı kaçırmadı; Göktürk topraklarına saldırdı. Uygurlar da Karluklarla birlikte Göktürk Kağanlığı topraklarına saldırdı. Son Göktürk kağanı öldürüldü. Uygur kağanı Çin’e elçi gönderdi ve olanları bildirdi.

Bilge Kağan’ı, kendi vezirine zehirleterek öldürenin Çin olduğundan şüphe duyulamaz. Yine Oğuzları da Uygur ve Karlukları da Göktürklere saldırtan Çin’dir. Göktürk Kağanlığı’na bağlı Türk aşiretlerinin Göktürklerin yerine geçmek istemeleri, Çin’in entrikaları ve vaatlerine kanmalarıyla, Çin, Türk Kağanlığı’nı dağıtmayı başarabilmiştir.

İlteriş ve Bilge Kağanların, Bilge Tonyukuk’un hayalleri, Asya’da Türk birliğini kurmak, geniş bir vatanda hür yaşatmaktı.

Bilge Kağan Anıtı’nda “Ben semavi Tanrı’dan olmuş Türk Bilge Kağan’ım… Sözümü sonuna kadar dinleyiniz, özellikle kardeşlerim, çocukları, birlik halindeki soyum ve milletim… Dokuz Oğuz beyleri, halkım, dinleyin… Doğuda güneşin battığı yere, güneyde gündüz ortasına kadar, batıda güneşin batığı yere, kuzeyde gece ortasına kadar bunlar içindeki milletler hep bana bağlıdır… Türk Kağanı, dağlarında oturursa ülkede sıkıntı olmaz…Çok yoksul milleti hep derleyip topladım, yoksul milleti zenginleştirdim, az milleti çoğalttım… Türk beyleri, millet, bunları işitin! Türk milleti, seni derleyip toparlayarak iyi tutacağımı buraya yazdım, yanılıp öleceğimi de…” yazar.

Bilge Kağan, bengü taşlarında zamanını aşmış, bugüne de seslenmiştir. Bengü taşları, bu bakımdan da önemlidir.

 

Tarihin, Çin İmparatorluğunu, zamanın olaylarını olduğu gibi doğru yazdığını düşünmemek gerekir. Yine, Türk Kağanlığını yıkmak için bazı Türk boylarını çeşitli vaatlerle Kağanlığa isyan ettirdiğini yazmaz.

Bilge Kağan, Çin’in ordularını her seferinde yenmiş; Çin, Bilge Kağan’ın her isteğini kabul etmiş, Bilge Kağan’a boyun eğmiştir. Çin, tarihinde boyun eğdiği bu Bilge Kağan’a küçük şad demektedir. Bu kadar da değil; Çin tarihinde Türk Kağanları Türk isimleriyle yazılmamıştır. Her Türk kağanına Çin isimleri verilmiştir. Mete Han’ın torunu Çiçi’nin asıl Türkçe isimlerini bilmiyoruz. Çin neden böyle yapıyor?

Çin, o devirlerde kurulan Türk kağanlıklarını tanımamazlıktan geliyor. Gelecek nesillerine Türk kağanlıkların kuruluşunu, bu kağanlıkların zaman zaman Çin’e her istediğini yaptırdığını anlatmıyor. Olanları Çin’in iç olayları gibi göstermek istiyor, yani o devirlerde “Asya bizimdi” demek istiyor. Çin bugün de aynı düşüncededir.

Yazar

Talat Şalk

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar