01.08.2021

Hocalı soykırımı

Türkiye, 1915 yılındaki Ermeni tehciri sebebiyle sözde "Ermeni soykırımı" ile suçlanırken uluslararası arenada Ermenistan’ın gerçekleştirdiği Hocalı soykırımı ile ilgili adım atılmaması büyük bir eksikliktir.


Biden 24 Nisan’da sözde Ermeni soykırımını tanımıştır ama danışmanları kendisini bilgilendirmediklerinden, Hocalı’da yapılan gerçek soykırımdan bilgisi yoktur. Eğer bilgisi varsa, bir insanlık suçu işlemiştir. Madem böyle bir yalana başvuracaktı, ülkesinde Ermeni terörüne kurban giden Türk diplomatlarını da hatırlayarak onların ailelerinden de özür dilemeliydi. ABD katledilen Türk diplomatlarının ailelerine tazminat verdi mi bilmiyorum. Eğer vermediyse Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 14 Haziran’da bunu kendisine hatırlatmasında yarar vardır. Perşembenin gelişi çarşambadan belli olduğu için 9 Nisan 2021 tarihinde Turkish Forum’da yayımlanan yazımın başlığı “Biden 24 Nisan’da Sözde Ermeni Soykırımını Tanıyacak” idi.[1] Nitekim bu tahminim doğru çıkmıştır.

Cumhurbaşkanı İletişim Başkanı sayın Fahrettin Altun geçen yıl yaptığı açıklamada kararın kabul edilmesi durumunda “ABD-Türkiye ikili ilişkilerinin geleceğini tehlikeye atacak” diyerek Türkiye’nin tepkisini açıklamıştı. Başbakan Erdoğan ise 15 Ocak 2014 tarihinde büyükelçilere hitap ettiği konuşmasında, “Önümüzdeki yıl da 1915’in yüzüncü yılına ulaşacağız. 1915 olayları olarak bilinen hadiselerin de yüzüncü yıl etkinliklerine şahit olacağız. Ermeni diasporası 1915 olaylarını farklı ve tek yanlı aksettirmek, siyasi kampanyaya dönüştürmek için hazırlıklarını yapıyor. Bu kara propagandaya karşı dik duruş sergileyeceğiz” demiştir. Fakat Biden’ın açıklamasından ancak iki gün sonra yumuşak tonda bir açıklama yapılmıştır.

Biden’a tarafımızdan Ermenilerin Hocalı’da yaptıkları soykırımının hatırlatılmamış olması bir nakisedir. Çünkü, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 22 Nisan 2010 tarihli kararında, Hocalı’da yaşananlar savaş suçları veya insanlık aleyhine suçlarla eşdeğer eylemler olarak görülmüştür.  Hocalı’daki katliam; 1949 Cenevre Sözleşmeleri, Birleşmiş Milletler  Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi, Sivil ve Siyasi Haklar Sözleşmesi,  İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşme, Çocuk Hakları Sözleşmesi gibi çok sayıda sözleşmenin ciddi ihlali olmasına rağmen ve de Türkiye 1915 yılındaki Ermeni tehciri sebebiyle sözde Ermeni soykırımı ile suçlanırken, uluslararası arenada  Ermenistan’ın gerçekleştirdiği soykırım ile ilgili adım atılmaması bir  eksikliktir.

Azerbaycan kaynakları Birleşmiş Milletler’in karar alamamasını, Rusya’nın BM Güvenlik Konseyi’nin bağlayıcı herhangi bir karar almasını engellemesine bağlamaktadırlar. Fakat 1993 yılında BM Genel Kurulu Ermenistan’ı kınamış, BM Güvenlik Konseyi de 822 sayılı Kararla, Ermenistan’dan işgal ettiği Azerbaycan topraklarını terk etmesini istemiştir ama bu istek yerine getirilmemiştir. Sonunda Azerbaycan ordusu Türkiye’nin de desteği ile Azerbaycan topraklarını Ermeni işgalinden kurtarmıştır.

Sözde Ermeni soykırımını gündeme getirenler, Hocalı’da Ermenilerin yaptıklarını görmezden gelmektedirler. Katliamda babasını ve 22 aile üyesini kaybeden 20 yaşındaki Zarife Guliyeva, Hocalı katliamının 20’nci yıldönümü sebebiyle Nicolas Sarkozy ve Serj Sarkisyan’a birer mektup göndermiştir. Sarkozy’ye yazdığı mektupta, “Siz söyleyin, eğer bu soykırım değilse, sormak lazım soykırım nedir?” sorusunu yönelten Guliyeva, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddinin suç sayılmasının öngören yasa tasarısının Fransa Senatosu tarafından kabul edilmesinden sonra Azerbaycan halkının Sarkozy’nin taraflı olduğunu düşündüğünü açıklamıştır.  Guliyeva, Serj Sarkisyan’a gönderdiği mektupta; Azerbaycan’ın işgal altında bulunan Hocalı kasabasında Ermeni askerler tarafından yapılan soykırım sebebiyle Sarkisyan’ın yapacağı itiraf durumunda, Azerbaycan-Ermenistan ilişkisi ve Yukarı Karabağ sorunun çözümünde yeni bir sayfanın açılabileceğini belirtmişti.

“Hocalı bir öç alma eylemiydi”

Ermeni güçleri 1992 yılının 25 Şubat’ı 26 Şubat’ta bağlayan gece Hocalı kasabasında 83 çocuk, 106 kadın ve 70’ten fazla yaşlı dahil olmak üzere toplam 613 Azeri Türkünü öldürülmüş, 487 kişi bu saldırıda ağır yaralanmış, 1275 kişi rehin alınmış, 150 kişi kaybolmuştur. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde cesetlerin yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, başlarının kesildiği görülmüştür.

Eski ASALA eylemcilerinden Monte Melkonian, (Մոնթէ Մելքոնեան, 25 Ekim 1957 – 12 Haziran 1993) Hocalı’ya yakın bölgede Ermeni askeri birliklere komutanlık yapmış ve katliamdan bir gün sonra Hocalı çevresinde gördüklerini günlüğünde anlatmıştır. Melkonian’ın ölümünden sonra Markar Melkonian kardeşinin günlüğünü Benim Kadeşimin Yolu (My Brother’s Road: An American’s Fateful Journey to Armenia, I. B. Tauris, 2005) isimli kitapta Hocalı katliamı için şunları yazmıştır: “Hocalı stratejik bir amaç olmasından başka aynı zamanda bir öç alma eylemiydi.” Büyük Ermenistan idealistlerinden Zori Balayan 1995 yılında yayımlanan Ruhumuzun Canlanması (Heaven and Hell, Los Angeles 1997, Yerevan 1995) kitabında (s. 260-262) Hocalı’da soykırımın yapıldığını itiraf etmiştir:

“Arkadaşımız Hocatur’la ele geçirdiğimiz eve girerken askerlerimiz 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilemişlerdi. Türk çocuğunun bağrışları çok duyulmasın diye, Hocatur çocuğun annesinin kesilmiş memesini çocuğun ağzına soktu. Daha sonra 13 yaşındaki Türk’e onların atalarının bizim çocuklara yaptıklarını yaptım. Başından ve karnından derisini soydum. Saate baktım, Türk çocuğu yedi dakika sonra kan kaybından öldü. İlk mesleğim hekimlik olduğu için hümanist idi, bunun için de Türk çocuğuna yaptığım bu işkencelerden dolayı kendimi rahatsız hissetmedim. Ama ruhum halkımın yüzde birinin bile intikamını aldığım için sevinçten gururlanırdı. Hocatur daha sonra ölmüş Türk çocuğunun cesedini parça parça doğradı ve bu Türk’le aynı kökten olan köpeklere attı. Akşam aynı şeyi üç Türk çocuğuna daha yaptık. Ben bir Ermeni vatansever olarak görevimi yerine getirdim. Hocatur da çok terlemişti, ama ben onun gözlerinde ve diğer askerlerimizin gözlerinde intikam ve güçlü hümanizmin mücadelesini gördüm. Ertesi gün biz kiliseye giderek 1915’te ölenlerimiz ve ruhumuzun dün gördüğü kirden temizlenmesi için dua ettik. Ancak biz Hocalı’yı ve vatanımızın bir parçasını işgal eden 30 bin kişilik pislikten temizlemeyi başardık.”

“Ne yapabileceğimizi görmüşlerdir”

Yukarıdaki satırlar, Ermenilerin bir insanlık suçu işlediğinin belgesidir. Bu suçu işleyenlerin başı, Karabağ savaşında Ermeni kuvvetlere komutanlık yapan eski Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Azati Sarkisyan’dır. Kendisinin işlediği suçlardan yargılanması gerekir. (United Nations Security Council: Recognize Serzh Sargsyan, the President of Armenia, as a war criminal) Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Hocalı soykırımının 25’inci yılı anısına Türk Keneşi ve Ahmet Yesevi Üniversitesi’nin iş birliğiyle düzenlenen Hocalı Soykırımı, İnsanlığa Karşı Suçlar ve Terörizm başlıklı uluslararası konferansta yaptığı konuşmada şunları söylemiştir:

Hocalı katliamı bir gerçektir. 21. yüzyılda 25 sene önce tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleşmiştir. Esasen Hocalı Katliamını yapanların o günkü komutanının bunu izah etmesi ve savunması ibretliktir. Diyor ki ‘Ermenilerin, sivillere, kadınlara, çocuklara dokunmayacağına inananlar Hocalı’da ne yapabileceğimizi görmüşlerdir.’ Böyle bir vahşet, bu kadar insanlık dışı söylemlerle savunabilir. O kişi maalesef bugün o ülkeyi yönetiyor. Maalesef Ermenilerin insanlık anlayışı budur, özellikle bugün Ermenistan’ı yönetenlerin.

 

[1] (https://www.turkishnews.com/tr/content/wp-admin/post.php?post=721778&action=edit)

Yazar

Sadık Rıdvan Karluk

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.