Bu defa da Hocalı Katliamı – MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MDM- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MİSAK logo

_______21.04.2019_______

Bu defa da Hocalı Katliamı

Gürbüz Mızrak

Türkiye ile Azerbaycan arasında karaçalı: Ermenistan

Tarihi gelişmeler emperyalistlerin, Türkler aleyhine Ermenileri sık sık kullandığını ayan beyan göstermektedir. Azerbaycan toprakları işgal edildikten sonra İran ve Anadolu’dan getirilen Ermeniler, Türkiye ile Azerbaycan Türklerinin dolayısıyla Türk Dünyası’nın bağlantısını koparacak tarzda iskân edilmiş; Ermenistan’ın sınırları çok hassas planlarla, fizikî coğrafya olarak Türkiye ile Azerbaycan arasına girecek tarzda çizilmiştir. Perde önünde Ermenilere bağımsız devlet kurmalarında yardım etme senaryosu oynanırken, perde arkasında da kardeş Türkiye ve Azerbaycan Cumhuriyetlerinin bağlantısını koparma hedefleri gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda;

  • Ermenistan’ın sınırları Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan’ın bağlantısı kesilecek şekilde konumlandırılmış,
  • Iğdır ilimizle Nahcivan bağlantısı, İran ile Ermenistan’ın kıskacında dar bir alana sıkıştırılmış,
  • Stalin döneminde, 1934 yılında Nahcivan-Azerbaycan arasına Ermenistan’ın uzantısı olarak bir koridor sokulmuş, bu suretle Nahcivan-Azerbaycan, dolayısıyla Türkiye-Azerbaycan bağlantısı kesilmiş;
  • bunlar yetmezmiş gibi 1990’lı yılların başında önce “Laçin Koridoru”[47], arkasından da Dağlık Karabağ Bölgesi dahil, Laçin, Kubatlı, Zengilen, Cebrail, Fuzuli, Ağdam ve Kelbecer’den oluşan Azerbaycan toprakları, Ermenistan tarafından işgal edilmiş,
  • tüm bunların sonucu Nahcivan-Azerbaycan, dolayısıyla Türkiye-Azerbaycan izolasyonu iyice pekiştirilmiştir.

Ermeniler rahatsızlık vermeye başlıyor

1947 yılı sonunda Stalin’in izniyle Ermenistan’daki Azerbaycanlıların tamamının göçe zorlanması sonucu, Ermenistan içindeki etnik temizlik hızlandırılarak tamamlanmış; daha sonraları da Ermeniler, komşuları Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarına göz dikmeye başlamışlardır. 1990’lı yılların başında Azerbaycan topraklarını işgal eylemlerinde isyancı dedelerini aratmamışlardır. Başta Hocalı olmak üzere baskın şeklinde çoluk çocuk, kadın, ihtiyar demeden soykırımlar yapmışlardır. Bu vesileyle tüm şehitlerimizi rahmetle anarken, ibretle günümüze kadar olan gelişmeleri de hatırlatmak istedik.

Henüz Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği dağılmamıştı. Ermenistan Sosyalist Cumhuriyeti Azerbaycan’a ait olan Dağlık Karabağ Bölgesi’nde Ermeni nüfusunun fazlalığını ve buranın kendisine ait olması gerektiğini iddia ediyordu. Oysa bölge, uluslararası örgütlerin de kabul ettiği gibi tarihi ve hukuki olarak Azerbaycan’a aitti.

Dağlık Karabağ Bölgesi Meclisi, 1988 yılında ayrılıkçı Ermenilerin oluşturduğu tehdit ve baskı ortamında aldığı kararla Ermenistan’a bağlandığını bildirdi. Bu gelişme üzerine Azerbaycan, bu bölgenin özerk statüsünü kaldırdığını ve Dağlık Karabağ’ı kendine bağladığını ilan etti. Bölgedeki ayrılıkçı Ermenilerin buna cevabı ise bağımsızlık referandumu oldu. Böl-gede yaşayan Türklerin katılmadığı referandumdan ayrılıkçı Ermenilerin etkisiyle “Dağlık Karabağ Cumhuriyeti” adında bir kukla oluşum ile mesnedi olmayan bağımsızlık kararı alındı.

Tüm bu gelişmeler olurken Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki gerilim iki toplum arasında karşılıklı çatışmaları ve sokak gösterilerini tetikledi, yüz binlerce kişi yaşadığı toprakları terk ederek muhacir (kaçkın) durumuna düştü. Sonunda iki devlet arasında 1991 yılının sonlarında sıcak savaş başladı. Savaş, Ermenilerin lehine gelişti. Rusya ve Ermeni Diasporası’nın desteğini alan Ermeniler, Dağlık Karabağ bölgesini işgal ettiler. Savaşın henüz başlarındayken Hocalı kasabasında ayrılıkçı Ermeniler ve destekçileri tarafından 20. yüzyılın en yüz kızartıcı katliamlarından bir yapıldı.

Ermenistan’ın işgali altındaki Azerbaycan toprakları (Dağlık Karabağ Bölgesi, Laçin, Kubatlı, Zengilen, Cebrail, Fuzuli, Ağdam ve Kelbecer).

Hocalı katliamı

Hocalı kasabası konumu itibariyle Dağlık Karabağ’ın en stratejik tepelerindendir. Bu nedenle, Ermeni kuvvetleri için önemli bir askeri hedefti. Kasaba Ermenilerce aylarca top ateşine tutuldu, abluka altına alınarak etrafıyla bağlantısı kesildi. Katliamın gerçekleştiği tarihlerde daha önceden kaçanlar dışında kasabada 3 bin civarında Azerbaycan Türkü bulunmaktaydı. İsyancı Ermeni kuvvetleri, Sovyetler’in Hankenti’ndeki 366. Mekanize Alayı’nın da desteğiyle 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan gecede Hocalı’yı işgal ederek 83 çocuk, 106 kadın ve 70’den fazla yaşlı dahil olmak üzere toplam 613 kişiyi katlettiler. Ermeni katiller isyancı dedelerine layık olmak için ellerinden geleni yapmışlar, tıpkı onlar gibi hamile kadınlara ve çocuklara vahşet uygulamışlar, öldürdükleri insanların gözlerini oymuşlar, cesetlerini yakmışlardı.

Eylemlere katılanların itirafları ve diğer görgü tanıklarının ifadeleri, Hocalı’da yapılanların Birleşmiş Milletlerin soykırım kriterlerinden sayılan ve “nefret suçu” ve “toplu katliam” kapsamlarına girdiğini göstermiştir:

  • Hocalı’nın işgaline katılan eski ASALA eylemcilerinden Monte Melkonyan, gördüklerini yaşadıklarını anlattığı hatıratında “İşgalin ve burada yapılan katliamın stratejik bir hedef olması yanında, aynı zamanda bir öç alma eylemi” de olduğunu itiraf etmiştir.
  • Hocalı’nın işgalinde toplu kırım yapılmıştır. Saldırıda ölenlerin sayısı Azerbaycan Cumhuriyeti resmî kaynaklarınca toplam 613 kişi olarak bildirilmiş ise de kayıplar dâhil edildiğinde katledilen toplam Azerbaycanlı sayısının 1300 kişi olduğu tahmin edilmektedir. İsyancı Ermenilerin geçmişteki sicilleri dikkate alındığında “Gelecekte kayıp kişilere ait cesetler kim bilir hangi toplu mezarda bulunacaktır?”
  • Nitekim bu katliamı yaşayan ve sonra Beyrut’a yerleşen Ermeni gazeteci Daud Kheyriyan’in yazdıkları, maalesef bizim kanaatlerimizi doğ-rulamaktadır. Bu gazeteci, “For the Sake of Cross” (Haçın Hatırı İçin) isimli kitabında şu satırları aktarmaktadır: “Gaflan denen ve ölülerin yakılmasıyla görevli Ermeni grup, Hocalı’nın 1 kilometre batısında bir yere 2 Mart günü 100 Azeri ölüsünü getirip yığdı. Son kamyonda 10 yaşında bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden yaralıydı. Yüzü morarmıştı. Soğuğa, açlığa ve yaralarına rağmen hâlâ yaşıyordu. Çok az nefes alabiliyordu. Gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. O sırada Tigranyan isimli bir asker onu tuttuğu gibi öteki cesetlerin üstüne fırlattı. Sonra tüm cesetleri yaktılar. Bana sanki yanmakta olan ölü bedenler arasından bir çığlık işittim gibi geldi. Yapabileceğim bir şey yoktu. Ben Şuşa’ya döndüm. Onlar Haç’ın Hatırı İçin savaşa devam ettiler.

Katliamcı Ermenistan’ın haksız işgali devam ediyor

Hocalı’da yaşanan bu katliama Birleşmiş Milletler gerekli reaksiyonu or-taya koyamamış, etkili tedbirler alamamıştır. Buna karşı içerisinde Türki-ye’nin de yer aldığı gruplar konuyu telin edici, kınayıcı tepkilerini göster-mişlerdir:

  • Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi üyeleri, Arnavutluk, Azerbaycan, Birleşik Krallık, Bulgaristan, Lüksemburg, Makedonya, Norveç ve Türkiye tarafından yayımlanan 324 No’lu Avrupa Konseyi Bildirgesi’nde; “Ermeniler tüm Hocalıları katlettiler ve tüm şehri harap ettiler”ifadesi geçmiş.
    • İnsan Hakları İzleme Örgütü, Hocalı Katliamı’nı “Dağlık Karabağ’ın işgalinden bu yana gerçekleşen en kapsamlı sivil katliam” olarak nitelendirmiş.
    • Bu katliamın emirlerini verenlerden Taşnaksutyun örgütü liderlerinden Robert Koçaryan, maalesef ödüllendirilircesine önce başbakan daha sonrada Ermenistan Devlet Başkanı yapılmış, diğer sorumlular da Ermenistan’da üst düzey yönetimlere getirilmiştir.
  • Elçibey’in Cumhurbaşkanlığı döneminde, AGİT bünyesindeki toplantılarda Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiği vurgulatıldı. Ayrıca Ağdere, Goranboy, Gebedey rayonları ile Laçın ve Cebrayıl bölgelerindeki bazı köyler Ermenilerden geri alındı. Ancak Azerbaycan’da iç karışıklıklar yaşanması, durumu tekrar Ermenilerin lehine döndürdü. Er-meniler saldırılarını sürdürerek ateşkes imzalanana kadar Dağlık Karabağ Bölgesi dahil, Laçin, Kubatlı, Zengilen, Cebrail, Fuzuli, Ağdam ve Kelbecer’den oluşan Azerbaycan topraklarını işgal ettiler.Azerbaycan ve Ermenistan Savunma Bakanları ile Karabağ’daki ayrılıkçı Ermenilerin temsilcileri arasında 9 Mayıs 1994 tarihinde ateşkes imzalandı. Sovyetlerin son döneminde başlayan çatışmalardan bu ateşkese kadar geçen sürede Ermeni saldırıları sonucu;
    • Binlerce Azerbaycan Türkü hayatını kaybetmiş, binlercesi yaralı ve sakat kalmış,

     

    • bir milyon civarında Azerbaycan Türk’ü evini, geçim kaynağı olan arazisi ve hayvanlarını kaybederek göçmen durumuna düşmüş,

     

    • Milyarlarca lira maddi zarara uğranmış ve

    Azerbaycan’ın nüfus yapısında önemli değişimler meydana gelmiştir.

    Savaşın başından itibaren Ermenileri destekleyen Rusya, Azerbaycan-Ermenistan sorununun uluslararası platforma taşınmasından rahatsız oldu. Türkiye’yi bölgeden uzak tutmak için çaba sarf etti. Ateşkes anlaşmasından sonra da Ermenistan’a olan desteğini sürdürdü. Ermenistan’ı silahlandırmaya devam etti. Ermeniler aldıkları silah desteğiyle saldırganlıklarını devam ettirdiler.

    Türk halkı gelişmelerde hep dost ve kardeş Azerbaycan’ın yanında yer almıştır. Ermenistan’la yapılan görüşmelerde iyi ilişkileri başlatmanın ön şartı olarak “Ermenistan’ın işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çıkması” koşulmaktadır. İlişkilerin yumuşatılması kapsamında hazırlanan proto-kolün uygulamaya konması da bu ön şarta bağlanmıştır. Bize göre bu ön şartın kapsamı genişletilmedir. Bilindiği üzere Ermeniler,

     

    • Bağımsızlık Beyannamelerinin 11. maddesinde Doğu Anadolu illerimizi “Batı Ermenistan” olarak nitelemekte,

     

    • Doğu Anadolu’yu kaybettikleri bir Ermeni toprağı olarak görmekte ve “bir gün bu toprakları geri alacakları” yolundaki niyetlerini her fırsatta dile getirmektedirler.

     

    İyi ilişkileri başlatmanın ön şartı, Ermenilerin İşgal Altındaki Azerbaycan Topraklarından çıkmalarına ilave olarak yukarıdaki niyet ve hedeflerinden vazgeçmelerine bağlanmalıdır.

     

    2005 yılı içerisinde Yukarı Karabağ sorunu ile ilgili Azerbaycan açısından bazı olumlu gelişmeler oldu. Bu gelişmelerin başında Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin (AKPM) Yukarı Karabağ’la ilgili aldığı karar yer almaktadır. Britanyalı parlamenter David Atkinson’un okuduğu rapor çerçevesinde Strazburg’da Uluslararası hukuki bir belge niteliği taşıyan karar onaylandı. Kararda Ermenistan saldırgan bir devlet, Yukarı Karabağ ise ayrılıkçı bir rejim olarak nitelendirildi. Ayrıca kararın yorumunda, Yukarı Karabağ’ın kendi geleceğini tayin hakkının bulunmadığını belirtildi.

    Meksika Senatosu, Pakistan Senatosu, Kolombiya Parlamentosu, Çek Cumhuriyeti Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi ile ABD’nin Teksas, New Jersey, Massachusetts, Georgia eyaletlerinde kabul edilen kararlarda Hocalı Katliamı “soykırım” olarak vasıflandırılmıştır.Azerbaycan topraklarının %20′si işgal edilmiş,

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!
       

Yazarın MİSAK'taki yazıları