Ermeni iddialarının dayandırıldığı yayınların değerlendirilmesi – MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MDM- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MİSAK logo

_______24.04.2020_______

Ermeni iddialarının dayandırıldığı yayınların değerlendirilmesi

Gürbüz Mızrak

Ermenilerin amacı

Diaspora Ermenileri “Osmanlı devleti yöneticilerinin, Birinci Dünya Savaşında Ermeni halkını yok etmeye ve ait olduğu topraklardan silmeye karar verdiğini, tehcir ve sürgün yollarında bir buçuk milyonun üzerinde Ermeni’nin imha edildiğini” iddia emektedirler[1]. Türkleri kötüleyen bu ve benzeri Ermeni söylemlerini destekleyen anlatımların büyük çoğunluğu üç grupta toplanabilir. Bunlar;

  • Olayları yaşadıklarını iddia eden Ermenilerin anlattıkları,
  • Bölgede faaliyet gösteren Hristiyan misyonerlerin yazdıkları,
  • Batılı ülkelerin konsolosluk ve büyükelçiliklerinin raporlarıdır.

Tarihi belgelerle karşılaştırıldıklarında bu yayınlarda Osmanlı belgelerinin ve tarafsız yabancı gözlemcilerin tespitlerinin ihmal edildiği, nerdeyse kale alınmadığı; bu üç grubun mensuplarının amaçlarına hizmet edecek yalan, yanlış, taraflı ve iftiralarla dolu haberler, raporlar ve kitaplar ürettikleri görülmektedir.

İsyancı Ermeniler, müstakil bir Ermenistan kurmak istiyorlar, bunun için de tıpkı Yunanistan’ın ve Bulgaristan’ın bağımsızlıklarını kazanmalarında olduğu gibi Avrupalıların desteğini ve Osmanlı Devleti’ne müdahalesini istiyorlardı. Müdahale şartlarını oluşturmak için provokatif eylemlerle Türk ve Ermeni toplumlarını birbirlerine karşı kışkırtıp olaylar çıkardılar. Osmanlı idarecilerine suikast teşebbüslerinden masum Müslüman halkın katledilmesine kadar geniş bir yelpazede cereyan eden teröre ve şiddete başladılar. Bu durum karşısında Türk halkı tepki göstermiş, Devlet de çıkan olaylara müdahale etmek zorunda kalmıştır. İsyancı Ermenler bu tepki ve müdahaleleri, Batı ve ABD kamuoyuna Türklerin masum Ermeni halkını katletmesi şeklinde her türlü yalan, yanlış, abartılı ve iftira niteliklerinde haberlerle yaydılar.

Kara propaganda

Bir örnek vermek gerekirse; silahlı Ermenilerin 1895’de Berecik’te başlattıkları olaylar sonunda “2.000 Ermeni’nin öldürüldüğü” İngiliz basınında yer almış. Ancak olaylar İstanbul’daki yabancı büyükelçilerden oluşan bir heyet tarafından tetkik edildiğinde “yalnız beş kişinin” yaşamını yitirdiği belirlenmişti. Zaten, o tarihte Berecik’te 978 Gregoryen Ermeni ve 8.702 Müslüman yaşamaktaydı.

Bu ve benzeri düzeltmeler Batı basınına yansımamış, diplomatik yazışmalarda kalmıştır. Günümüzde de Diaspora Ermenileri ve destekçileri, İngiliz basınındaki gibi yayınları kaynak göstermektedirler. Bunlar, duygusal ve siyasi mülâhazalara dayanan düzmece hikâye ve belgelerinin arkasına gizlenmek suretiyle, Dünya kamuoyunu geçmişte yanıltmış ve günümüzde de yanıltmaktadırlar.

Batı’nın Ermeni planları

Batılı ve ABD’li Hristiyan misyonerler 1815 yılından itibaren Osmanlı topraklarına yerleşmeye başladılar, Osmanlı coğrafyasında hızla açtıkları kiliseleri ve misyonerlik okulları ile teşkilatlandılar. 1914 yılında Osmanlı coğrafyasındaki 705 yabancı okuldan 465’i Amerika, 83’ü İngiltere, 72’si Fransa, 44’ü Rusya (Beyrut), 24’ü İtalya, 7’si Almanya, 7’si Avusturya ve 3’ü de Yunanistan’a (İzmir) aitti.

Amerikan misyonerleri ilk etapta Müslüman, Yahudi, Rum ve Ermeni toplumlarına Hristiyanlığın Protestan mezhebini kabul ettirmeyi hedeflediler. Ancak, Müslümanları ve Yahudileri Hristiyanlaştırma çabaları başarısızlıkla sonuçlandı. Rumlara yönelik faaliyetlerinde de netice alamadılar. Buna karşılık, çok sayıda Ermeni’yi Protestanlaştırdılar. [2]Bu kısmî başarı, merkezi Boston’da bulunan misyonerlerin üst kuruluşu ABCFM (American Board of Commissioners for Foreign Missions) tarafından, Evangelizm’in yayılmasına yapılan büyük bir hizmet olarak “takdir” gördü. Bu tarihten itibaren Ermeniler, Amerikan misyonerlerinin gözdeleri oldular.

Misyonerlerin faaliyetleri ABD Başkanı Wilson tarafından da beğenildi. Neticede Ermenilerin siyasi mücadelelerinin desteklenmesi, ABD dış politikasının unsurları arasındaki yerini aldı. 1914’te ABCFM, Osmanlı Devleti içinde kiliseler ve misyoner okullarından oluşan geniş bir örgüt kurdu. ABCFM verilerine göre savaş öncesinde Anadolu’da 145 misyoner, fazla sayıda merkezde bulunmuşlar, bunlara çoğunluğu Ermeni olmak üzere 800 kadar yerli Hristiyan yardımcı olmuştur.

Misyonerler, Amerika ve uluslararası basına verdikleri yayınlar ve raporlarla Hristiyan ve Ermenilerin şovenist duygularını tetiklediler, Türklere karşı bir önyargı oluşturdular. Ermeni olaylarını bir Hristiyan-Müslüman çatışması şeklinde göstermek için gayret ettiler. Bu suretle hem Ermeniler arasında hem de ABD ve Batı kamuoyunda Türkler hakkında nefret tohumlarını ektiler. Şahit olmadıkları, ancak Ermeniler tarafından kendilerine anlatılanları rapor ettiler. Sahada gözlem yapan uzmanlarının raporları, amaçlarına hizmet etmiyor ise göz ardı ettiler, [3]gerçekleri kamuoyundan sakladılar. Amiral Bristol raporlarında sıklıkla misyonerlerin tek taraflı, tutarsız, gerçek dışı, abartılı ve yanlış yönlendirici bilgilerle kamuoylarını yanılttıklarından yakınmıştır (Öksüz ve Köse, 2015). Bu misyonerler her halükarda “Osmanlı Devleti idarecilerini ve Türkleri barbar, hunhar ve uygarlıktan nasibini almamış ve gayri-Müslim azınlıkları gaddarca ezen kişiler” olarak tanıtılar.

Ermenilerle Batı’nın kirli iş birliği

Ermeniler lehine ve Türkler aleyhine yayınlara, babası misyoner olan Independence gazetesi editörü Edwin Bliss’in yazdığı “Turkey and Armenian Atrocities” adlı kitabının ön sözü, tipik bir örnektir. Ön sözde  “Ermeniler fiziki açıdan diğer bütün ırklardan daha fazla peygamberimiz İsa’ya benzer. Onlar cesur, temiz ruhlu, ciddi, silahsız, masum ve barışçıdırlar. Türkler ise, zalim, kindar, çılgın, fanatik, iğrenç, vahşi, gaddar ve işkenceden zevk alan yaratıklardır” gibi ifadelerle Ermeniler kutsanmış, Türkler için ise çirkin iftiralar yapılmıştır.

Bu yollarla, yürüttükleri faaliyetler için sivil toplumların desteklerini almayı ve onlardan maddi kaynak teminini, Batılı devletlerden diplomatik destek elde etmeyi ve ABD’nin İtilaf Devletleri yanında savaşa girmesini amaçladılar[4]. Bu kasıtlı tanıtımları Amerika’daki yardım kuruluşu için (1915’den 1920 yılının ortasına kadar 40 milyon dolardan fazla) para toplamada etkili olmuştur[5]. Yürütülen taraflı kara propagandalar Batılı ve ABD toplumları üzerinde etkili olmuş, Amerikan kamuoyunda “Türkler eli kanlı katiller”, “Ermeniler ise mazlumlar” olarak algılanmıştır.

Birinci Dünya Savaşı sırasında Amerikan misyonerler Anadolu’daki önemli olayların başlıca haber kaynağı olmaya devam ettiler. Onların anlattıkları, bugün de Diaspora Ermenileri ile taraftarlarınca herhangi bir eleştiriye maruz kalmadan kabul edilmektedir.

Dönemin Avrupalı emperyalist devletleri, çöküş yıllarında Osmanlı’nın parçalanma sürecini hızlandırmayı ve topraklarını aralarında paylaşmayı hedeflediler. Bunun için de Hristiyan tebaanın hak ve hukukunu koruma bahanesiyle, Osmanlı Devleti’nin iç işlerine müdahaleye başladılar. Osmanlı Ermenilerini, bağımsız devlet kurma hayaliyle avutarak, kendi emelleri doğrultusunda kullandılar[6].

İtilaf Devletlerinin önderliğini yapan İngiltere ve Fransa, başlattıkları yoğun bir propaganda ile “dönemin Osmanlı yöneticilerinin, toprakları üzerinde yaşayan Hristiyanları yok ederek savaştan sonra sadece Müslümanlardan oluşan bir devlet kuracağını” ileri sürüyorlardı. Böylece tarafsız kalmış olan Amerika Birleşik Devletleri’ni ve Hristiyan Avrupa devletlerini kendi saflarında savaşa sokmayı hedefliyorlardı.

Müttefiklerimiz de karşımızda

Alman Papaz Lepsius, 29 Temmuz 1915 tarihli raporunda esas itibariyle Ermeni olaylarını ele almak istiyor, ancak sözü sürekli Osmanlı himayesindeki Hristiyanlara getirerek, İttihat ve Terakki yöneticilerinin Osmanlı topraklarındaki bütün Hristiyanları ya öldürerek ya da göçe zorlayarak yok etmek istediklerini yazıyordu[7]. Osmanlı toprakları üzerindeki Ermeni olaylarını bir Hristiyan – Müslüman çatışması şeklinde göstererek, müttefiki Almanya’nın Osmanlı Devleti üzerinde baskı kurmasını amaçlamıştı.

ABD Büyükelçisi Henry Morgenthau
ABD Büyükelçisi Henry Morgenthau

Sevkiyat son derece intizamlı bir şekilde sürüyor

Ermeni Tehciri konusunda Amerika, İngiltere ve Fransa başta olmak üzere değişik ülkeler ile çoğu Batı basını, olayları olduğundan farklı bir biçimde çarpıtarak vermiştir. Amerika’nın Mersin’deki konsolosu Edward Natan, tehcir sırasında “bazı aksaklıklar görülmesine karşılık, sevkiyatın son derece intizamlı bir biçimde sürdürüldüğünü ve kafilelere tren bileti sağlandığını” ülkesinin İstanbul Büyükelçisi Henry Morgenthau’a yazdığı raporlarında belirtmiştir. Henry Morgenthau bu raporlarda yazılanlarla hiç ilgisi olmayan; Türklere iftiralarla dolu “Ermeni katliamı” hikâyelerine kaynak gösterilen raporlara, günlüklere, mektuplara ve “Büyükelçi Morgenthau’nun Hikâyesi” adlı bir kitaba imza koymuştur.

Yayınlar

Özetle İsyancı Ermeniler, Osmanlı toprakları üzerinde faaliyet gösteren Batılı Hristiyan misyonerler ve konsolosluklar ile İngiltere başta olmak üzere diğer İtilaf Devletleri amaçlarına hizmet edecek yalan, yanlış, taraflı ve iftiralarla dolu haberler, raporlar ve kitaplar üretmişlerdir. Bunlardan, Diaspora Ermenilerinin iddialarına kaynak gösterdikleri, bazı yayınlar mevcuttur.

Söz konusu belgeler bir yazı dizisi hâlinde yayımlanacaktır.

[1] Oysa gerçekler farklıdır. Bu konuda bilgi için Mızrak, G.(2015). Aldatılan Kimlik. Türkiye Sivil Toplum Birliği

[2] Daha sonra bunların önemli bir kısmı ise Amerikan vatandaşlığına geçmiş, iki ülke arasındaki anlaşmalardan yararlanarak vergisiz bir yaşam sürme ve suç işlediklerinde konsolosluk himayesinde yargılanma gibi dalavereli yolları denemişlerdir.

[3] Bu ABD’li uzmanlar, Ermenilerin mezalim yaptıklarını ve Türkiye’nin doğu illerinin uğradığı fiziksel zararların çoğundan sorumlu olduklarını da ortaya koymuşlardır [Report of Captain Emory H. Niles and Mr. Arthur E. Sutherland Jr. on Trip of Investigation through Eastern Turkish Vilayets, Records of the American Commission to Negotiate Peace, 1914–1931 (RG 256) General Records of the American Commission to Negotiate Peace, 1918–1931, rulo 231]

[4] Recep Karacakaya, Türk Kamuoyu ve Ermeni Meselesi (1908-1923), İstanbul, 2005, s. 27.

[5]  Hand Book: Near East Relief, 18.

[6] Hans Ludwig Wegener, Der Britische Geheimdienst im Orient, Berlin 1942, s.132-134

[7] Bundesarchiv (BA), Berlin, Auswartiges Amt (AA), Nr. 2458/9, Potsdam, den 29 Juli 1915

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!
       

Yazarın MİSAK'taki yazıları