İki Gürcü siyasetçinin Ermeniler ve Taşnaklara bakışı – MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MDM- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MİSAK logo

_______17.04.2019_______

İki Gürcü siyasetçinin Ermeniler ve Taşnaklara bakışı

MİSAK Editörü

Bu yazı, Marmara Üniversitesi Türkler ve Ermeniler:
Tarih Boyunca Türk-Ermeni İlişkileri Projesi kapsamında,
Dr. Mehmet Perinçek tarafından kaleme alınmıştır.

Taşnakların Müslüman-Ermeni kırımını ateşleyen faaliyetlerinin Sovyet döneminde bizzat Ermeniler tarafından dile getirildiğinden daha önceki çalışmalarımızda bahsedilmişti. Dönemin önemli tanıkları arasında muhakkak ki Gürcüler de bulunuyordu. Sovyet Gürcistanı’nın önemli devlet adamlarından Filipp Maharadze (1868-1941) de bunlardan biriydi. Taşnaklar, tarih sahnesine çıktığından beri yaşananların canlı şahidi olan Maharadze’nin kaleme aldığı satırlar, bugünkü iddialar açısından da önem taşıyor.

1903 yılından beri parti üyesi olan Filipp Maharadze, 1921 yılında Moskova’da yayımlanan “Gürcistan’da Menşevik Partisi Diktatörlüğü” başlıklı eserinde Taşnakları da ele almıştır.

Terör ve Cinayet

Gürcistan’da Sovyet iktidarı kurulduktan sonra devletin Merkez Yürütme Kurulu ve Halk Komiserleri (Bakanlar) Kurulu başkanlığı gibi üst düzey görevlerde bulunan Maharadze, kitabında Taşnaksutyun Partisi’nin 1800’lerin sonunda ilk olarak Türkiye’de çeteler şeklinde örgütlendiğini ve sosyalizmle bir ilgisinin olmadığını vurgular. Gürcü devlet adamına göre Taşnaklar, İngiliz-Fransız işgalcilerin ve Türkiye’de işgalci ve sömürgeci amaçlar peşinde koşan Rus büyük devlet şovenistlerinin elinde kör bir silaha dönüşmüştür.

Maharadze, Taşnakların komplocu bir örgüt olarak ortaya çıktığını ve neredeyse tek faaliyet yöntemlerinin terör ve cinayet olduğunu belirtir. Taşnaklar, Türkiye’deki provokatif eylemleriyle Ermeniler ve Türkler arasındaki ilişkilerin korkunç kanlı çatışmalara varacak kadar bozulmasına sebep olmuştur.

İstediği sonuçlara ulaşamayan ve Türkiye’de faaliyetlerini sürdürme imkânını kaybeden Taşnaklar, çalışmalarını 20. yüzyılın başında Güney Kafkasya’ya, Çarlık Rusya’sının topraklarına kaydırmıştır. Maharadze, bu dönemde Taşnakların Türklere karşı tüm nefretini artık yerel Müslüman halka, Azerbaycan Türklerine yönlendirdiğinin altını çizer.

Emperyalistlerden medet umdular

Aynı dönemde Taşnaklar, Ermeni ruhbanlarını ve büyük burjuvaziyi arkasına alarak etkisini arttırmıştır. Neredeyse tüm Ermenistan ve Ermeni halkı bir anda Taşnakların safına katılmıştır. Diğer siyasi partiler ise silinip gitme noktasına gelmiştir.

Maharadze’nin ifadesiyle Taşnaklar, kulis entrikaları ve oyunlarıyla, terör yöntemleriyle Ermeni halkı üzerindeki iktidarını arttırmıştır. Taşnaklar, Ermeni emekçi kitlelerine de büyük zararlar vermiştir.

Kendilerini iktidarda bulan ama elinde tutma imkânı olmayan Taşnaklar, peşi sıra Almanya’nın, İtilaf emperyalistlerinin ve hatta Denikin’in yardımını aramıştır. Gürcü Bolşevik devlet adamına göre Taşnaklar, hem Rusya’daki hem de dünyadaki karşı devrime bağlıdır. Taşnak Partisi’nin II. Enternasyonal’de yer alması da bunun önemli göstergelerinden biridir (Maharadze, 1921:110).

“Ermeni halkının şeytanı”

Maharadze, 1927 yılında Tiflis’te çıkan “Güney Kafkasya’da Devrimci Hareket Üzerine Notlar” başlıklı kitabında da Taşnaksutyun Partisi hakkında değerlendirmelerde bulunmuştur.

Maharadze, bu eserinde Taşnakları Ermeni halkının şeytanı olarak tanımlar. Taşnaklar, bir dönem neredeyse tüm Ermeni halkını peşinden sürüklemiştir. Ancak sürükledikleri bu yol, Ermenilerin mahvolmasına sebep olmuştur. Yazara göre Taşnakların, Ermeni halkının kırılmasında oynadığı rol herkesçe malûmdur. Maharadze, Taşnaksutyun Partisi’nin sadece milliyetçi değil, en başından beri aşırı derecede şovenist bir yapılanma olduğunu ve öyle de devam ettiğini belirtir.

Maharadze, Taşnakların hiçbir zaman gerçekten Çarlık rejimine karşı çıkmadığını ve hatta onların desteğiyle Türkiye’de ayaklanmalar çıkardığını vurgular. Rus hükümeti, kimi zaman onları takibata almıştır ama bunun sebebi bazı hükümet yetkililerine karşı intikam amaçlı terör eylemlerine girişmeleridir. Bunun dışında şovenist faaliyetleri çerçevesinde silahlı birlikler oluşturmuşlar ve bunun için Ermeni halkından zorla yüksek miktarda para toplamışlardır. Doğaldır ki hükümet de bu tür eylemlere seyirci kalmamıştır.

Maharadze, Tiflis’te 20 Ekim 1905 yılında Taşnakların düzenlediği gösteriyle ilgili belge sunar. Devletin resmi raporuna göre gösteride Taşnakların korteji askeri birlikler halindedir ve her birliğin başında komutanlar vardır. Asker gibi düz sıralar halinde yürümektedirler. Tüm korteje askeri örgütlenme damgasını vurmuştur. Hatta üzerlerinde silahlar da olduğu söylenmiştir.

Maharadze, bu askeri birliklerin devrimi desteklemek veya emekçileri savunmak için kurulmadığı fikrindedir. Güya Ermeni halkını korumak için oluşturulmuşlardır. Ancak, sonuçları çok farklı olmuştur (Maharadze, 1927, s. 320).

Ruhbanların etkisi

Maharadze, Ermenilerin bir devlete sahip olmadıklarını, ancak bir dini merkez (Bütün Ermeni Katolikosluğu) kurduklarına işaret eder. Bu katolikos (patrik), fiiliyatta Ermenilerin bir nevi çarı olmuştur. Bu durum da Ermeni halkında ruhbanî eğilimlerin gelişmesine yol açmıştır. Böylece halk, dinin ve ruhbanların sınırsız etkisi altına girmiştir.

Bu şekilde milli duygular, klerikalizmle (ruhbancılık) iç içe geçmiştir. Ruhban sınıfı ve kilise, Ermenilerin gözünde millî düşüncenin ve millî eğilimlerin timsali haline gelmiştir. Ermeni halkını soyan din adamları, güya millî ideallerin taşıyıcıları olmuşlardır. Maharadze’ye göre bu durum, kaçınılmaz olarak ölümcül sonuçlarını vermiştir.

“Nefret tohumları ektiler”

Diğer yandan 19. yüzyılda Türkiye’nin zayıflamasıyla bundan çıkarı olan İngiltere ve Rusya, Türkiye’de yaşayan Ermenileri kullanmak istemiştir. Özellikle 1878’de, Bulgarların Türk hâkimiyetinden çıkmasından sonra, Ermeniler Türk hükümetine karşı ayaklanma hazırlıklarına girişmişlerdir. İngiliz ve Rus hükümetinin gizli destek sözü verdiği Ermeni aydınları bu işe soyunmuşlardır.

Bir anda dünyadaki bütün Ermenilerin dikkati, Türkiye Ermenileri üzerinde yoğunlaşır. Hangi meslekten, hangi katmadan olursa olsun her Ermeni kendini feda etmek veya maddi destek sağlamak suretiyle bu davaya yardım etme yükümlülüğü altına girmiştir.

Bu işin örgütlenmesini ve yönetimini de Taşnaklar üstlenmiştir. Maharadze, bu süreci anlattıktan sonra bu partinin Ermeni halkını korkunç bir maceraya sürüklediğini ifade eder. Ermeniler, ayaklanma yoluyla Türk hâkimiyetinden kurtulacaklardır. Bu davada da İngiliz ve Rus hükümetleri onlara yardımcı olacaktır. Sonuç olarak Ermeni köylüleri Taşnakların talimatıyla ayaklanmışlar, kan dökmüşler, ancak ne İngiltere ne de Rusya parmağını kıpırdatmıştır.

Maharadze, bu şekilde Taşnakların hedefine ulaşamadıklarını ama Ermenilerle Türkler arasına nefret tohumları ektiklerini söyler (Maharadze, 1927, s. 7).

Sonuç olarak; Maharadze’nin tespitlerini değerlendirdiğimizde Taşnakların kurulduklarından itibaren başvurdukları terör eylemleriyle ve aşırı şoven politikalarıyla karşılıklı kırımı ateşlediğini ve her katmandan geniş Ermeni kitlelerini bunun peşinden sürüklediğini görüyoruz. Diğer taraftan Taşnaklar emperyalist devletlerin Türkiye’yi parçalama planlarında açıktan yer almıştır. Özellikle Birinci Dünya Savaşı’nda yaşanan acı olaylarda, Taşnakların sorumluluğu yadsınamaz bir gerçektir.

Menşevik Gürcüler de aynı fikirde

Maharadze’nin bu tespitlerini Gürcü Menşevikleri de paylaşmaktadır. Gerçek adı P. P. Goleyşvili olan Karibi, Gürcü Menşevizmi’nin önemli yayıncılarından ve parti yöneticilerinden biridir. Karibi, Jordanie Hükümeti döneminde toprak bakan yardımcılığı yapmış, daha sonra Bolşeviklere katılmıştır. Dolayısıyla üst düzey yönetici olarak dönemin yakın tanıklarından biri olmuştur.

Karibi, 1920 yılında toprak bakanının yardımcısı olduğu sırada Ermeni iddialarına yanıt olarak Gürcü devletinin “Kırmızı Kitap”ını kaleme alır. Tiflis’te basılan kitapta yer alan Ermeni meselesi ve Taşnaklar konusundaki Menşevik Gürcülerinin tespitleri de yukarıda aktardığımız Bolşevik Gürcülerinkiyle uyumludur.

Kırmızı Kitap’taki saptamalardan bir kısmını şu şekilde özetleyebiliriz:

  • Osmanlı topraklarında Ermeniler ve Müslüman halk tam bir uyum içerisinde yaşamıştır. Aralarında herhangi bir önemli anlaşmazlık olmamıştır.
  • 19. yüzyılın sonlarına kadar Ermeni meselesinden söz etmek mümkün değildir. Batılı devletler, meseleyi Türkiye ile Rusya’nın arasını açmak ve ayrıca Türkiye’nin içişlerine karışmak için uygun bir ortam yaratmak amacıyla yapay olarak ortaya çıkarmışlardır.
  • Batı emperyalizmi, bu temelde Ermeni aydınları aracılığıyla geniş halk kitlelerini Türkiye’ye karşı kışkırtmıştır. Batı diplomasisi, devamlı olarak Ermeni kitle önderlerine kan dökmelerini öğütlemiş, bu şekilde Batı’nın müdahalesinin önünün açılacağını ifade etmiştir. Bu temelde birçok Ermeni ayaklanması örgütlenmiş ve bu ayaklanmalar da karşılıklı kırımların doğmasına neden olmuştur.
  • Taşnaklar, Ermeni kitlelerini diğer milletlere karşı hep şovenizm zehriyle beslemiş, milli ihtirasları kaşımışlar ve ayrılıkçılık fikrini aşılamışlardır. Taşnaklar, bu zeminde her türlü aracı kullanmışlardır. Bu araç, kimi zaman edebiyat kimi zaman da terör olmuştur. Taşnaklar, Batı kamuoyunu kazanmak için siyasetlerini her zaman yalan üzerine kurmuşlardır.
  • Dünyada Ermeniler dışında hiçbir millet, kendi bağlı olduğu devlete karşı düşmanın yanında gönüllü birlikler örgütlememiştir. Bu yüzden Türkiye’nin aldığı önlemler doğaldır ve meşru müdafaadır. Türkiye’nin yerinde hangi Avrupa devleti olursa olsun Türkiye’nin yaptığının aynısını yapacaktır.
  • Taşnaklar, gönüllü birlikleri örgütleyerek Ermeni kitlelerinin sonunu kendi eliyle getirmiştir. Bu kışkırtıcı politikalar sonucunda yaşanan olumsuzlukların sorumluluğu Taşnakların üzerindedir.
  • Çarlık arşiv belgeleri göstermektedir ki, Ermeni gönüllü birlikleri Müslüman halk üzerinde katliamlara ve yağmaya girişmiştir. Bunun yanında o bölgede yaşayan Ruslar da Ermeni şovenizminin kurbanı olmuşlardır. Taşnakların elindeki idari yapılar, tamamen ırki ayrımcılık üzerine kurulmuştur.

Yazının alındığı kaynak:

http://turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/iki-gurcu-siyasetcinin-ermeniler-ve-tasnaklara-bakisi/

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!
       

Yazarın MİSAK'taki yazıları