Türk Milliyetçisi Bir Cumhurbaşkanı

Siyasette zemin kaygan, hareketli ve değişken. O bakımdan bazen siyasi tercihlerde "hiç yoktan iyidir" seçeneği de en uygun ve güzel seçenektir. Zaman biraz daha ilerledikçe ortalık daha da görülür, anlaşılır hale gelecek ve her siyasi hamlenin karşı hamlelerine de bakarak durumu değerlendirmek gerekecek.


En geç 2023 yılı Haziran ayında yapılacak milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanıp, TBMM’de 360 veya 400 milletvekilliği kazanmaları durumunda Cumhur ittifakı mevcut cumhurbaşkanlığı sistemi ile devam edecek. Belki, kendi tarafında bir gedik açıldı algısı oluşturmamak bakımından “bu sistem çalışmıyor” algısını kabullenmemek için yapmayı gerekli görse de bu güne kadar yapmaya yanaşmadığı uyum yasalarını çıkarma, TBMM’yi daha görünür ve yetkili konuma getirme, yargıdaki iktidar ağırlığını azaltma gibi bazı tedbirler getirebilir. Millet ittifakı ise mevcut cumhurbaşkanlığı sistemini değiştirip, “güçlendirilmiş parlamenter sistem” getirmeyi taahhüt ediyor. Ülkedeki toplam seçmen de bu iki taraf arasında birbirine yakın oranda ayrılmış durumda.

Ancak kamuoyu bu konunun nasıl ve hangi şartlarla sağlanacağından ziyade Millet ittifakının cumhurbaşkanı adayının kim olacağını konuşuyor. Aylardır tartışmalar bu konuda kilitlenmiş; siyasi rekabet ve taktiksel mücadele burada yoğunlaşmış durumda.

Mevcut sistemi revize etmek de güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçmek de Anayasada değişikliğe bağlı. Anayasanın ilgili hükümlerini değiştirmek için ya TBMM’de referanduma götürmek için 360/600, referandumsuz değiştirmek için ise 400/600 milletvekili gerekiyor. Kısaca cumhurbaşkanı seçilmesi yanında TBMM’de bu çoğunluğun sağlanması gerekiyor.

Türk milliyetçiliği yelpazesinde ülkücü kökenlilerin bir kısmı birçok farklı siyasi partilerde aktif siyasetin içindeyken diğerleri dikkat ve hassasiyetle gelişmeleri izliyorlar. “Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı her yurttaş Türk’tür” anlamındaki Anayasanın ruhu kapsamında yelpazenin her yanındaki Türk milliyetçileri en büyük kitleyi oluşturmakta. Dağınıklık ve parçalanmışlığa rağmen bir ortak iradenin varlığını medyadan takip etmek mümkün. Ancak bu ortak iradenin siyasette bir ortak harekete ve seçilecek bir cumhurbaşkanı adayı çıkarıp çıkaramayacağı yazımızın konusu.

Ara dönem cumhurbaşkanı

Millet ittifakı adayı cumhurbaşkanı olsa bile kendi yetkisiyle güçlendirilmiş parlamenter sistemi yasal hale getiremez. TBMM’de Millet ittifakı bu çoğunluğu sağlasa bile seçilmiş cumhurbaşkanından beklenenlerde durum çatallaşıyor. Millet ittifakının öngörüsüne göre seçilen cumhurbaşkanı bir ara dönem cumhurbaşkanı olacak (transitional, interim). Her iki ittifakın sistemle ilgili tasarrufu için de ayrıca bir uzlaşma (compromise) ihtiyacı olabilir ki bu durumda ara dönem cumhurbaşkanının siyaset anlayışı ve tarzı önem taşıyor.

Uzunca bir süredir Millet ittifakı cumhurbaşkanı adayının kim olacağı konusu tartışılıyor ve her ay nerdeyse birkaç kamuoyu yoklaması sonuçları açıklanıyor. Hemen hepsinde Cumhur ittifakı adayı Recep Tayyip Erdoğan karşısında en çok tercih edilen isim olarak Mansur Yavaş öne çıkıyor. Bu süreçte diğer aday adayları ve taraftarlarının kamuoyu oluşturma, siyasi karar verici güçleri etkileme ve manipüle etme çabaları da sonucu değiştiremedi.

Daha önce ifade ettiğimiz bir öngörümüzü sırası gelmişken tekrar etmek isteriz: Türkiye’de 2023 seçimlerinden sonra yapılacak olan seçimlerden sonra, yani 2020’lerin sonlarından itibaren yeni bir siyasi ortam ve yelpaze oluşacak.

Bir sosyo-politik fenomen

Maddi, fiziksel yatırımlar, mühendislik hizmetleri daha kolay ve görünür olurlar üstelik bu faaliyetlerde rant ekonomisine daha fazla fırsatlar sunarlar. Onun için de iktidarlar ve seçilenler kendilerini parlatacak böyle yatırımlara yönelirler.

Mansur Yavaş’ın devasa projeleri, anıtsal yapıları, Ankara’yı dönüştürme çalışmaları, kentin sosyo-kültürel, sosyo-ekonomik gelişimine, ulaşım ve diğer altyapı hizmetlerinde on yıllarca sonra hatırlanacak katkıları olamadı. Zaten kendisi de mevcut siyasi ortamı (current political setting) iyi okuyarak uçuk-kaçık devasa projeleri olmayacağını, gerçekçi, gerçekleştirilebilir, kaynakları israf etmeden ve hesap verilebilir uygulamaları olacağını ifade etti. Kaldı ki Mansur Yavaş siyaset tarzı ve kapasitesi ile muhalif bir partinin Ankara Büyükşehir Belediye başkanı olarak da büyük, anıtsal ve geleceğe kalacak önemli projeler gerçekleştirebileceğini zaten gösterdi.

Ancak belki de bunlardan daha önemli hizmetleri, katkıları oldu. Halk ve özellikle genç kuşaklar siyasette ve siyasilerde görmeye hasret duyduğu değerleri Mansur Yavaş’ta buldu. Dürüstlük, açıklık, samimiyet, iyi niyet, işine yoğunlaşma ve mümkün olduğunca herkesi ve her kesimi kucaklama, güven ve ilkeli duruş.

Bu, toplumda derinden hissedilen bir umut ve özlemin işareti. İktidar çevrelerindeki çürümüşlük, yolsuzluk, kayırmacılık, savurganlık kadar bunların toplum vicdanında katlanarak artıp güçlenen kanaat da Mansur Yavaş’a gösterilen ilgi ve yönelimin psiko-sosyal ve sosyo-kültürel tezahürleri. Üstelik halkta karşılık bulan bu ilgi ve takdir duygularını siyasi fırsatçılık yaklaşımlarına tevessül etmeden ancak yaptıkları ve yapacaklarının tanıtımı ile yaptı. Bütün bunlar ve daha fazlası aslında demokrasiye ve siyaset ahlakına büyük bir katkı. Bir bakıma siyasette standart belirleme (political standart setting) oluşturdu.

İşte bu özellikler, tanımlansın veya tanımlanmasın, önümüzdeki dönemde bir cumhurbaşkanından beklenenler. Siyaseti yola koyacak, önünü açacak, bunu yaparken de herkesin güven ve saygı duyacağı bir siyasi kişilik.

Mansur Yavaş CHP’nin üyesi Başkent Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ama Ülkücü geçmişine rağmen siyasi yelpazenin her kesiminden seçmenin onayını alarak seçilmiştir.

Bu sosyo-politik fenomenin ve sonraki etkilerinin ileride ilgili bilim disiplinlerince inceleneceğine ve hatta doktora konusu olacağına kuşku yok.

Siyasi liderliğin bedeli

Şu da var ki demokrasilerde bile bazen halkın çoğunluğunun isteğine rağmen böyle makamlar siyaset üst yönetimleri ve liderlerince bir başkasına ikram edilmez. Yani ana akım siyaset teorisine göre; siyasi liderlik kolay kazanılmaz, kolay vazgeçilmez. Durumu Arnold M. Ludwig Siyasi Liderliğin Doğası (The Nature of Political Leadership) adlı eserinde, son yüzyıldaki yüzlerce örnek üzerinden açıklamaktadır.  Bunun istisnaları azdır ve çoğu da ara dönemlerdir.

Dünyada ve ülkemizde ara dönem liderliklerin örneği çok. Tabiatı gereği uzlaştırıcı, kolaylaştırıcı, müzakereci, demokrat ve diplomatik olması yanında gerektiğinde otokrat da olabilmeli. Bunun için de toplumun tüm kesim ve kurumlarının kendisini desteklemesi gerekir. Ara dönem cumhurbaşkanı bir yerlerde tıkandığında önünü açacak olanlar kimler ve hangi güçler olacak? Aklıma hemen CHP’nin tarihsel parti içi rekabeti ve gruplaşmaları geliyor. Kaldı ki siyasi görüşleri ve duruşları farklı 6 siyasi partiyi her zaman bir arada tutacak olan faktörler ve bu faktörleri yönetecek olanlar kimler?

Özellikle CHP’nin geleneksel çekirdek kesiminden ve CHP lideri ile üst yönetimden Mansur Yavaş’a karşı bir direnç olacağı açık. Bu anlaşılır ve doğal bir tavır olsa da bunun mevcut siyasi ortamda aşılması da öncelikli bir gereklilik ve siyasi basiret meselesi.

Türk milliyetçilerinin sorumluluğu 

Bir Türk milliyetçisi, ülkücü cumhurbaşkanı adayı olursa, hele de bu Mansur Yavaş olur ve kazanırsa bu Türk milliyetçilerini onurlandırır ve bu süreçte sorumluluklarını yerine getirmiş olurlar. Türk milliyetçileri inanç ve güvenlerini tazelemiş olarak daha ileri hedeflere motive olurlar. Ancak ülkenin gerek tarihsel gelişme sürecinden gerekse son yıllarda daha da artan iç ve dış sorunlarından kaynaklanan güçlükler sebebiyle birkaç yılda düze çıkamayız. Bu bir süreç ve yönetim meselesi.

Türk milliyetçileri günümüzde siyaseten savrulma içindeyse de hiç olmadığı kadar geniş bir seçmen kitlesine sahip. Muhafazakâr ve dindar Türk milliyetçilerinden laiklikten yana ve seküler Türk milliyetçilerine kadar olan büyük kitlenin toplam seçmen içindeki oranının %70 kadar olduğu bazı üniversite ve akademik düşünce kurumlarının ‘Türkiye’de Milliyetçilik Algısı’ çalışmalarıyla ortaya konulmuştur. Bir kısmı Dünyadaki milliyetçilik havasıyla abartılmış olsa bile bu oran %60 kadar olur.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde de teorik olarak belirleyici durumda. Teorinin pratiğe dönüştürülmesinde araç olan bir çatı siyasi teşkilat yok. Yani “Too many chiefs not enough Indians!” durumu. Doğal olarak da bu muazzam gücü dağıtmadan tek bir hedefe yöneltme, teksif etme mevcut siyasi yelpaze içinde zor.

Konularla ilgili söylenecek çok husus olsa da bu ortamda ve toplumun ilgisi sıcak güncele kilitlenmiş iken bunları sıralamak pratik bir değer ifade etmez. Belki de bazı tepkilere sebep olur. Kaldı ki konu aylardır tartışılıyor.

Önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçiminde Türk milliyetçisi, ülkücü bir adayın çıkarılması, desteklenmesi Türk milliyetçilerinin ortak arzusu ve beklentisidir. Halkın çoğunluğunun iradesi de Mansur Yavaş tarafında oluşmuştur. Bunun bir seçimle tescillenmesi de Millet ittifakını oluşturan siyasi partilerin ve özellikle teşkilatlarının konuyu sahiplenmesine ve tüm Türk milliyetçilerinin desteğine kalıyor.

Biz buna inanıyoruz çünkü seçilecek cumhurbaşkanı tüm yurttaşları temsil edeceğinden Türk milliyetçilerini en fazla ilgilendiren hususun da bu olacağını düşünüyoruz. Milliyetçi bir cumhurbaşkanı Türk demokrasi geleneğine ve özellikle Türk milliyetçilerine yürüyecekleri yolun taşını döşeyebilir. Yol belli. Biraz genişletilmesi, güvenli hale getirilmesi, bağlantılarının kurulması ve her şeyden önce bu yolla hangi hedeflere nasıl varılacağının uygulaması gerekiyor. Mansur Yavaş bu yolda yalnız değildir ve olmaması gerekiyor.

Siyasette zemin kaygan, hareketli ve değişken. O bakımdan bazen siyasi tercihlerde “hiç yoktan iyidir” seçeneği de en uygun ve güzel seçenektir. Zaman biraz daha ilerledikçe ortalık daha da görülür, anlaşılır hale gelecek ve her siyasi hamlenin karşı hamlelerine de bakarak durumu değerlendirmek gerekecek. Çünkü siyasette kesin başlangıç da kesin sonuç da yoktur; öncesi ve sonrasıyla bir bütündür. Güncel siyasetle ilgili olmasak da Türk milletinin bir ferdi ve bir aydın sorumluluğu içinde düşüncelerimizi paylaşmak istedik.

Konuyla ilgili daha önce yazdığımız makalede bazı temel hususlara değinmiştik.

Yazar

Mustafa İmir

1 Yorum

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar