Türk basınında ASALA terörü – MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MDM- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MİSAK logo

_______13.04.2019_______

Türk basınında ASALA terörü

Çağhan Sarı

1975-85 yılları arasında ASALA saldırıları haritası
1975-85 yılları arasında ASALA saldırıları haritası

ASALA Terör örgütü

Ermenistan’ın kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu (Armenian Secret for the Liberation Army) adıyla kurulan terör örgütünün tam kuruluş tarihi net değildir.[1] Kaynaklarda 1973 ve 1975 yılları geçmektedir. 20 Ocak 1975’te Dünya Kiliseleri Konseyi Bürosu’na yaptıkları saldırı ile ASALA, dünyaya adını duyurmuştur.[2] Bu saldırıyı kuruluş tarihi olarak kabul eden çalışmalar bulunmakla beraber, Türkiye’nin Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ile Konsolos Bahadır Demir, Biltmore otelinde Ermeni suikastçı Gourgen Mıdırgıç Yanıkyan tarafından öldürüldüğü 23 Ocak 1973 tarihini de ASALA’nın başlangıcı olarak kabul eden yayınlar bulunmaktadır. [3] Aslında Mıdırgıç bağımsız bir suikastçıdır ve ASALA’dan ayrı olarak saldırıda bulunmuştur. ASALA haricinde Ermeni terör saldırılarında bulunan uzantılar, birbirleri ile organik bağı bulunan gruplar bulunmaktadır. Bu grupların eylemleri de ASALA adı altında işlenmişse de ASALA’nın doğrudan üstlendiği ilk eylem tespit edilmiştir. ASALA’nın üstlendiği Türkiye’ye yönelik ilk saldırı 22 Ekim 1975’te olmuştur.[4] Üç terörist, Viyana Büyükelçiliğine gerçekleştirdikleri saldırıda Büyükelçi Danış Tunalıgil’i makam odasında şehit etmiştir. [5] Saldırganlar yakalanamamıştır.

ASALA’nın belirlenen kurucusu  Agop Agopyan’dır.[6] Agop Agopyan takma bir isim olup gerçek ismi Bedros Hovanasyan’dır.[7] Örgütün kurucuları arasında bilinen diğer isimler, Kevork Acemyan ile Agop Darakçiyan’dır.[8] Marksist-Leninist ideoloji ile kurulan ASALA’nın ana üssü Lübnan’dır. O tarihlerde Lübnan’da Ermeni nüfusunun yaklaşık 200.000 dolayında olması, Lübnan’da iç savaş karışıkları ve devlet yapısındaki zafiyetler, ASALA’nın Lübnan’da kurulmasının temel nedenleridir.[9] Ayrıca Agop Agopyan 1967’de Filistin Kurtuluş Örgütü’ne girmiş bir isim olarak FKÖ’den lojistik destek ve milis eğitimi hususunda yardım görülmesini kolaylaştırmıştır.[10]

ASALA, Taşnaklara ait Adalet Komandoları ile aynı ülkelerde eylem yapmamaya özen göstermiştir.[11]Marksist-Leninist bütün örgütlerle işbirliğinde bulunabileceklerini ilerleyen tarihte açıklamış bulunan örgütün temel hedefleri ise şöyledir; “ASALA, Türk emperyalizminin işgali altında bulunan Ermeni topraklarını kurtarmak, 1915 olaylarının intikamını almak, soykırımın Dünya kamuoyunca kabulünü sağlamak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne tazminat ödettirmektir.”[12] ASALA bu maksatla 22 ayrı ülkede terör eylemlerinde bulunmuş, yöntem olarak suikast, bombalı saldırı, hedef gözetmeksizin kalabalığa ateş ve baskını seçmiştir. 1984 yılında ABD, ASALA’yı terör örgütü tanımıştır, CIA’nın hazırladığı ASALA raporu internet ortamında erişime açıktır.[13]

ASALA haricinde JCAG, Ermeni Adalet Komandoları, 13 Ekim Örgütü, Ermeni İntikam Tugayı, Kızıllar gibi farklı isimler altında başka terör örgütleri de kurulmuştur. Bu örgütlerle çeşitli görüş ayrılıkları yaşayan ASALA kendi içinde de bir bölünme yaşamıştır. 1983 yılında Orly havalimanında gerçekleştirilen eylem sonrası, örgütün ”asri” hedefinde olmayan ülkelerden vatandaşların ölmesi ve batı ülkelerinin saldırıdan sonra ASALA’yı birer birer terör örgütü listelerine alması üzerine saldırıyı benimsemeyen kanat, Monte Melkonyan liderliğinde ayrılarak ASALA/Halk cephesini kurmuştur.[14] 1988 yılında ise örgüt içi hesaplaşma sonucunda Agop Agopyan öldürülmüştür.[15] Melkonyan ise 1993’te Ermenistan-Azerbaycan Karabağ savaşına katılmış ve çarpışmalarda ölmüştür.[16]

1982 yılında İsrail’in Lübnan’ı işgale başlaması üzerine Lübnan’dan ayrılan örgüt, Yunanistan, İran ve SSCB’de kendine üsler edinmiştir. Örgütün ekonomik kaynağının önemli bir kısmı uyuşturucu kaçakçılığıdır.[17]  Agopyan ve Melkonyan’dan sonra ASALA liderliğini de Ara Toranyan üstlenmiş, ASALA 1986’dan sonra bir süre sessiz kalmış 1993 Bağdat ve 1994 Atina Türkiye Büyükelçiliklerine gerçekleştirilen saldırılardan sonra sessiz kalmıştır. 2012 yılında tekrar aktifleşeceğini açıklayan örgütten, daha sonra bir adım gelmemiştir. ASALA’nın sönümlenmesinden sonra Türkiye’ye yönelik terör saldırılarında 27 Kasım 1978’de kurulan PKK[18] ismi ön plana çıkmış, bu iki örgüt arasında organik bağın varlığı yapılan çalışmalar sonunda ortaya konulmuştur. [19]

12 Eylül Öncesi ASALA ve Türk Basını

12 Mart 1971 Muhtırası sonrası parlamenter yaşam kesintiye uğramadıysa da güdüm altına girmiştir.Demirel hükümeti, muhtıra doğrultusunda istifa etti. Teknokratlar hükümeti kuruldu.[20] İki yıl süren 12 Mart dönemi, ülkedeki istikrar ve huzur ortamının tesis edilmesi noktasında muhtırada açıklanan hedeflere ulaşmadı. Ardından gelen dönemde ülkede siyasi kutuplaşma hızlandı, silahlı ayrışma derinleşti. Bilhassa 1976’dan sonra iç politikada yaşanan hadiseler ve günümüzde hala tartışılan saiklerle 12 Eylül 1980 darbesi oldu.[21] 1970’lerin ikinci yarısında ülkedeki ayrışma adım adım tırmanırken ASALA, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Büyükelçilik ve Konsolosluk binaları ile havaalanlarındaki Türk Hava Yolları bürolarını kendine hedef seçmeye başladı.

22 Ekim 1975’te Viyana Büyükelçisi Danış Tunalıgil’in şehit olması ile ilgili haberler Türkiye’de 23 Ekim’de çıktı. Tercüman, Hürriyet ve Cumhuriyet haberi sürmanşetten verdi. Günaydın gazetesi, gazetecilik tabiriyle negatif haber atlatmayı tercih etti.[22] Hürriyet gazetesi suikast ile ilgili 24 Ekim sayısında haberi, ana sayfadan vermeye devam ederken, hadisenin ilk günlerinde olayın failleri sorusunun cevabında yanılgı olduğu görülmektedir. Tercüman gazetesi saldırganların Rum olduğu iddialarını hakikat olarak sunarken bunda ısrarlı olmuştur.[23] Cumhuriyet gazetesi da Tunalıgil’in katillerinin Kıbrıs meselesi bağlantısıyla Rum saldırganlar olabileceğini yazmıştır.[24] Halbuki İsviçre, Amerika ve Fransa basını, aldıkları üstlenme telefonları ile faillerin Ermeni Gizli Ordusu olarak duyurmuştur.[25] Tunagil’in öldürülmesinden iki gün sonra 24 Ekim’de Paris’te gerçekleşen saldırıda Büyükelçi İsmail Erez ve şoförü hayatını kaybetti. 25 Ekim tarihinde çıkan gazeteler bu ikinci saldırıyı sürmanşetten okuyucularına duyururken ülke gündemi ile ilgili diğer gelişmelerin ana sayfadaki kapsadığı hacmin daha fazla olduğu görülmüştür. Üst üste iki büyükelçinin öldürülmesi gelişmeleri iç politikada o yıl birleştirici bir unsur olarak görülmemiştir. Tunalıgil’in naaşı Avusturya Cumhurbaşkanının da bulunduğu üst düzey bir devlet töreni ile Türkiye’ye uğurlandı. Ancak Fransa Büyükelçisi Erez’in cenazesinin uğurlanmasında üst düzey bir katılım olmadı. Fransa’nın ASALA’ya yönelik tutumunu böylelikle daha saldırıların başında ölçme fırsatı bulan Türkiye, daha sonraki yıllarda Fransa ile zaman zaman ilişkilerini ASALA yüzünden bozacaktır.

Paris Büyükelçimiz İsmail Erez'in şehadet haberi
Paris Büyükelçimiz İsmail Erez’in şehadet haberi, Milliyet 25 Ekim 1975

16 Şubat 1976’da Beyrut Başkatibi Oktar Cirit, ASALA tarafından öldürülürken basında bu meseleye ağırlığını koyan gazete Hürriyet olmuştur. 17 Şubat 1976’da Milliyet gazetesi haberi sağ üst sütunda verdi.[26] Tercüman ise haberi manşet altı sol sütunda verdi.[27] Hürriyet, haberi sür manşette taşıdı. Failler olarak Kevork Komandoları tabirini kullandı.[28] Türk basını ilk suikastlarda Ermeni faillerden ziyade Rum saldırganlarca işlenmiş olması ihtimali üzerine dururken üçüncü saldırıdan sonra Ermeni failler hakkında detaylı bilgi vermeye başladı. Hürriyet gazetesi muhabiri Cüneyt Arcayürek ilk kez ASALA’yı bir dosya olarak ele aldı. Cinayetin hemen akabinde cenaze törenine katılmak ve bilgi toplamak için Beyrut’a gitti. Beyrut’ta topladığı bilgileri gazetede okuyuculara duyurdu.[29] Hürriyet, iç sayfada öldürülen diplomatın ailesi ile ilgili fotoğraflar yayınladı. Yazı dizisi 19 Şubat günü de devam etti ve Cüneyt Arcayürek Gizli Ermeni Ordusu terimini kullandı. ASALA olarak İngilizce kısaltma henüz gazetelerde yer almıyordu. Taha Carım ve Zeki Kuneralp’in eşi ile kayınpederinin hayatlarını kaybeden iki saldırıda, basın birlik görüntüsü verme yerine polemiklerle yaklaştı. Bilhassa Kuneralp hadisesinden sonra köşe yazarlarından bazı isimler, Demirel’i eleştirdi.[30] Taha Carım’ın suikastında da gazeteler Günaydın[31] gazetesi dışında ana sayfalarının tamamını ayırmayıp sürmanşetten vermekle yetindiler.[32] Saldırılarla ilgili krokiler ve tenvir edici gravürler, bütün suikast haberlerinde yer alan bir unsur olarak yine göze çarpan detaylar arasındadır.

Zeki Kuneralp’e yönelik olan fakat eşinin ve kayınbiraderinin hayatına mal olan saldırıda ise basının üslubunun sertleştiği görülmektedir. Hürriyet, ‘Kahpe Suikast’  sürmanşetini attı.[33]Aynı tarihte çıkan Milliyet gazetesi, ‘Madrid Büyükelçimize Suikast Yapıldı, Eşi Öldü’ ifadesini sürmanşete taşıdı. Yukarıda değindiğimiz gibi saldırılar, Türk kamuoyunda birlik çağrılarının tam manasıyla kavranarak duyurulmasına yetmiyordu. 31 Temmuz 1980’de bu kez hedef Atina Büyükelçisi Galip Özmen oldu. Büyükelçi kızı Neslihan Özmen ile hayatını kaybetti. İktidarda Demirel’in azınlık hükümeti bulunuyordu. Köşe yazarı Ali Sirmen, Demirel’i eleştirerek, saldırıları yapanların yanına kâr kalmasının huzursuzluğuna değindi[34]

1970’lerin ikinci yarısında Türk haber ağının yurt dışındaki noksanlığı mı yahut haber kaynaklarındaki başka bir sorundan mı olduğu henüz netleşmeyen bir habercilik eksikliği göze çarpmaktadır. 4 Ekim 1977 günü Amerikalı tarih profesörü Standford Shaw’in evi, ASALA’nın Amerika’daki uzantısı Ermeni 28’ler Grubu tarafından bombalandı.[35] Osmanlı Tarihi ile ilgili derslerinde Ermeni Soykırımı iddialarını reddeden Shaw saldırıdan yara almadan kurtulurken vaka gazetelere yansımadı. Türk basını 1980 öncesinde sağ-sol çatışmasında hayatlarını kaybeden isimleri naklederken, okuyucuya yılgınlık veren ve müteessir eden bir hale girdi. Her gün hayatını kaybeden insan sayısının ortalama 20’yi bulması, vaziyetin kanıksanmasına yol açtı. 1979 yılında gerçekleşen 7 saldırıda, Tercüman ve Günaydın  birer defa haber atlatmayı tercih etti. Hürriyet ve Cumhuriyet tafsilatlı haberler ile dosyalar açarken, köşe yazılarıyla konuya dahil oldu. Uğur Mumcu, Cumhuriyet gazetesindeki köşesinden ‘Bu Cinayetler Hepimizin Gözünü Açmalıdır’ başlıklı yazısıyla periyodik olarak Ermeni saldırılarına durmaksızın bir yenilerinin daha ekleneceğinin altını çizerek tedbirler alınması gerektiğini vurguladı.[36] Nitekim tedbirler alınmadı ve 12 Eylül öncesinde dört büyükelçi, iki konsolos, bir başkatip, bir ataşe, bir müşavir, bir büyükelçi eşi, bir şoför ve iki diplomat çocuğu hayatlarını kaybettiler.[37]

12 Eylül sonrası ASALA haberleri

12 Eylül 1980’de gerçekleşen darbe sonucunda Genelkurmay Başkanı Kenan Evren, Kara Kuvvetleri Komutanı Nurettin Ersin, Deniz Kuvvetleri Komutanı Nejat Tümer, Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya, Jandarma Genel Komutanı Sedat Celasun’un oluşturduğu Milli Güvenlik Konseyi idareye el koydu. Milli Güvenlik Konseyi, öncelikle anarşi, sokak çatışmaları ve suikastları durduracağını vurguladı. Son yıllarda ülke içindeki terör ortamından yılmış toplumdan darbeye ciddi bir karşı koyma olmadı. Sükunetin sağlanması ivedilikle ele alınırken Milli Güvenlik Konseyi yayınladıkları bildiriler ile ülke idaresindeki kararlarını halka duyurdu. Bu bildirilerden biri de basın ile ilgilidir. TRT’ye 14 Eylül günü gönderilen emirler şöyledir; ”1-Dış Haberler:Aleyhimize olmayan dış haberler verilebilir. 2-İç Haberler: Anarşiye ait haberler verilmeyecektir, herkesi ilgilendirmeyen küçük yangın ve trafik kazası gibi haberler verilmeyecektir, Milli Güvenlik Konseyi ve Sıkıyönetime karşı haberler verilmeyecektir. 3- Aksi bildirilmedikçe Milli Güvenlik Konseyi bildirileri günde 3 defa, sıkıyönetim bildirileri de günde 2 defa verilecektir. 4- 12 Eylül Müdahalesi ile ilgili halkla röportajlar yapılacak, daha ziyade orta yaşlılarla konuşulacaktır.”[38] Bu bildirinin kapsamı ülkedeki terör haberlerini etkiledi. Terör haberlerine dair teferruat verilmedi. Yurtiçindeki terör haberleri tırpanlanarak duyurulurken ASALA haberlerinde gazeteciliğin kurallarından 5N+1K uygulaması sona ermedi.[39] Ancak TRT’de bir kısıtlama söz konusu oldu.

1980 öncesi TRT, şehit düşen diplomat ve devlet personeli yakınları ile röportajlar yapmakta idi.[40] Bu röportajlar haber bülteni içerisinde veriliyordu.12 Eylül’den sonra bu röportajlar yapılmadı. Sadece, ASALA’nın Türkiye’de ilk eylemi olan 7 Ağustos 1982 Esenboğa Havalimanı baskını sonrası tanıkların ve rehinelerin görüntü ve ifadelerine yer verildi. Ancak aile fertleri ile röportaj yapılmadı. 1982 Anayasa referandumu ve Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi Devlet Başkanı unvanını kullanan Kenan Evren’in basın açıklamaları tam  metin olarak verildi.[41] Ara dönemde Evren’den başka figür bulunmadığı ve yasaklar mevcut olduğu için siyasilerin demeçleri yer almadı.

Basın yeni dönemde ASALA’nın saldırı haberlerine tam sayfa ayırmaya başladı. 4 Mart 1981’de Paris çalışma ataşesi ve diyanet görevlisi hayatını kaybetti. Milliyet haberi 80 öncesi gibi yekpare manşet yerine sütun olarak verirken Hürriyet, ‘Yuh Olsun Dünyaya’ manşetini attı.[42] 28 Ocak 1982’de Los Angeles Başkonsolosu’nun öldürülmesi Cumhuriyet ve  Milliyet’in sürmanşetinde yer aldı. Hürriyet tam sayfadan haberi aktardı. Dört ay dolmadan bu defa 5 Mayıs’ta Boston Başkonsolosu Orhan Gündüz suikast sonucu hayatını kaybetti. Milliyet ertesi gün çıkan sayısında dönemin ABD Başkanı Reagan’ın beyanatıyla haberi verdi, beyanattan “Ermenilere Ödün Verilmeyecek” cümlesini manşet olarak verdi[43]. Hürriyet ” Misilleme İstiyoruz” başlığını attı.[44]

7 Ağustos 1982’de ASALA’nın ilk kez Türkiye’de bir eylem gerçekleştirdi. Esenboğa Havalimanındaki saldırı ülkede şok tesiri yaptı. O güne kadar yurt dışındaki diplomatların hedef alınması, yaklaşık iki yıldan beri sokak olaylarının kesilmesi, halkı bir terör saldırısına karşı teyakkuz vaziyetinden çıkarmıştı. Saldırganlardan Zohrap Sarkisyan çıkan çatışmada ölü ele geçirildi. Diğer militan Levon Ekmekçiyan yaralı olarak yakalandı. Bu olay ile basındaki en ilginç anekdot Bekir Sıtkı Sencer hadisesi oldu. Rehinelerin tutulduğu restoran bölümünden camı kırarak kendini ikinci kattan aşağıya bırakan Bekir Sıtkı Sencer, polis tarafından terörist sanıldı. Sencer 11 kurşunla yaralandı. Polis kontrolünde hastaneye kaldırıldı. Kendini ifade edemeyecek halde olmasından dolayı terörist olmadığını söyleyemedi. Yerde yattığı haldeki fotoğrafının alt yazısı dikkat çekicidir. Yaralı ele geçirilen teröristin üstünden Bekir Sıtkı Sencer adına düzenlenmiş bir kimliğin çıktığı yazmaktadır.[45] Bekir Sıtkı Sencer uzun bir tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuşmuş ve terörist olmadığı anlaşılmıştır. Esas yaralı ele geçirilen Levon Ekmekçiyan, mahkemede ASALA’yı lanetlemiş, basın Ekmekçiyan davasını dikkatle takip etmiştir. Ekmekçiyan ile bilgiler duruşma günlerinin ardından okuyuculara verilmiştir.

ASALA'nın Esenboğa Saldırısı ile ilgili bir gazete haberi.
ASALA’nın Esenboğa Saldırısı ile ilgili bir gazete haberi.

Esenboğa baskınına en ağır tepki Türkiye Ermenilerinden gelmiş, Artin Penik’in Taksim’de kendini yakmıştır. Yakma eylemine yapılan müdahale ile sağ olarak hastaneye kaldırılmışsa da aldığı yaralardan ötürü 15 Ağustos’ta hayatını kaybetmiştir. Basın Artin Penik’in 10 Ağustos’taki eyleminden toprağa verildiği 18 Ağustos’a kadar haberlerini her gün vermiştir. Hürriyet Penik’in ASALA terörünü lanetleyen ve eyleminin amacını açıklayan mektubun fotokopisini yayınlamıştır. Penik’in kendi hayatına son vererek gerçekleştirdiği protestoyu Hürriyet, ‘Utanın Köpekler’ başlığı ile okuyucusuna duyurmuştur.[46] Esenboğa baskınından bir hafta sonra 15 Ağustos’ta bu sefer İstanbul Kapalıçarşı’da bombalı saldırı gerçekleşmiştir. Hürriyet, saldırganlardan “köpekler” olarak bahsederken 28 Ağustos sayısında “Hep Onlar mı Vuracak” manşetinin altında dişi klişe kalıpla “Bekliyoruz Paşam” ibaresi ve Kenan Evren’in bir portresine yer vermiştir. Esenboğa baskını sonrası Evren, ASALA’nın bitirileceği yönünde bir açıklama yapmış, peş peşe saldırılar devam edince basın Evren’e hitap eden başlıklar kullanmaya başlamıştır. Basının  üslubunu sertleştirmesiyle saldırılardan sonra atılan manşetler şöyledir; “Alçaklar”[47], “Köpekler bu kez Brüksel’de vurdu”,[48] “Bu kez Köpekler Geberdi”[49], “Yine Kahpelik Yine Onlar”,[50] “Köpekler Tahran’da Sabaha Kadar Havladı”[51], “Kanada’da Saldırdılar”[52] seçme başlıklardır.

Sonuç

Asala’nın Türk basınındaki yankılar tetkik edildiğinde iki ayrı başlığa ayrılmasının isabetli olduğu görülmüştür. 1980 öncesi ASALA haberlerinde üslup yalın, haberlerin yer verilişi sınırlıdır. Bunda iç gelişmelerin, gündem yoğunluğunun önemi göz ardı edilemez. Hakikaten 1977’den sonra ülkedeki terör ortamının giderek yükselmesi ASALA haberlerini ikinci plana düşürmüştür. Ülkedeki kutuplaşmanın söz konusu yıllarda sadece Kıbrıs sorununda dondurularak kamuoyunun bütünleştiği görülmüştür. Ancak ASALA sorunu aynı etkiyi yaratmamış, köşe yazılarında hükümet tenkidi olarak demagojinin gazetelerde sürdüğü görülmüştür. Özellikle konu ile ilgili, bu yazıda da önemli ölçüde istifade edilen, Doç.Dr. Ercan Karakoç’un doktora tezi, köşe yazılarının içeriklerini ölçmek için en önemli çalışmadır. Birlik ve beraberliğin tesis edilmemesiyle beraber metinde de bahsedildiği üzere gazetelerin başlangıçta hadiselerin bir kaç suikasttan ibaret kalacağı yanılgısına düşmeleri, bazı ülkelerde en başından beri saldırganların Ermeni terör örgütü üyeleri olduğu yazılmasına rağmen yurt içinde kesin tanı konulamaması bu dönemin ayırt edici özelliklerindendir. Hamaset ve kin ifadelerinin Tercüman ve Günaydın’da kalması, Cumhuriyet ve Hürriyet’in haber metinlerinin gazetecilik kaidelerindeki değerlendirmesiyle daha sade olması diğer özelliklerdir. Gazeteler ile TRT’de de ASALA haberlerinde görüntüye dayalı bir yol izlemiştir. 1980 öncesinde ASALA kısaltması kullanılmamış, Türkçe tercümesiyle Ermeni Gizli Ordusu, Ermenistan’ın Kurtuluşu Ordusu, Ermeni İntikam Örgütü isimleri tercih edilmiştir. ASALA kısaltmasını Uğur Mumcu köşesinde kullanmış, 1980 sonrasında da gazeteler ASALA kısaltmasını tercih etmişlerdir.

1980 sonrası basının hafifleşmesi, iç siyaset ile ilgili haberleri denetim altında vermesi, başta TRT olmak üzere basın kuruluşlarındaki yasaklar ASALA haberlerinin daha çok yer almasına ortam sağlamıştır. Milli mesele hassasiyeti verilmeye başlanmış, gazeteler artık bir kaç sütun ile yetinmeyerek hadiseleri tam sayfa olarak büyük puntolarla manşetten okuyucularına aktarmışlardır. Üslup sertleşmiş, teröristlerle ilgili ifadelerde görüldüğü üzere, kahpe, köpekler, caniler,vs kelimeler tercih edilmiştir. TRT, 1980 öncesi diplomat yakınlarıyla yaptığı röportajları bu dönemde yapmamasının nedenleri arasında, konuşan yakınların sitemkâr cümleler ile inkisar içeren konuşmaların önlenmesi düşüncesi olabilir. Çünkü 1980 öncesinde terörün neden hala önüne geçilemeyişi ciddi bir sorun olarak hükümetlerin karşısında yer almıştır. Milli Güvenlik Konseyi, aleyhinde olabilecek bir yayını böylelikle engelleme eğilimde bulunması, dönemin uygulamaları ile örtüşebilir. Basının bilhassa tahammül noktasında kamuoyunun tükenişini ifade eden çağrıları manşetlerle ortaya konulmuştur.

ASALA terörün sönümlenmesi ve eylemlerinin seyrekleşmesi ile 1983 sonrası parlamenter hayatın tekrar başlaması bu çalışmanın kapsamı dışında bırakılmıştır. 1980lerin ikinci yarısı ve 1990ların ilk yarısındaki haberler bu saikle yazının kapsamı dışında kalmış ve tetkik edilmemiştir. Söz konusu olan süreçte basının üzerindeki denetimin gevşeyerek sona ermiştir. Tekrar ülke içi siyasi meselelerin ele alınışına ağırlık verilirken Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin  ASALA’ya yönelik operasyonlarıyla,örgüt tasfiye sürecine girmiştir. Bu dönemde basın tekrar örgütün ilk yıllarında örneklendirilmiş biçimde haberler vermiş, meseleyi takip eden yazı dizileri yerine geçmişte hayatını kaybeden diplomatları anan yazılar kaleme alınmıştır.

 

Kaynakça

  1. Kitap

ARAS, Mikail, Global Terörizm ASALA ve Ermeniler, Mühür Kitaplığı, İstanbul 2013.

BİRAND, Mehmet Ali, 12 Eylül Türkiye’nin Miladı, Doğan Kitap, İstanbul 1999.

EVREN, Kenan, Kenan Evren’in Anıları, c.III, Milliyet Yayınları, İstanbul 1991.

ŞİMŞİR, Bilal, Ermeni Meselesi 1774-2005, Bilgi Yayınevi, Ankara 2007.

TEK, Hayati, Darbeler ve Türk Basını, Bilgeoğuz Yayınevi, İstanbul 2006.

TURAN, Şerafettin, Türk Devrim Tarihi, C.V, Bilgi Yayınevi, Ankara 2004.

TÜRKDOĞAN, Berna, 1915’ten Günümüze Tehcir (Türk-Ermeni İlişkileri), IQ Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul 2006.

  1. Basılmamış Yüksek Lisans ve Doktora Tezi

İŞERİ, Reyhan, Türkiye’de Etnik Terör: ASALA ve PKK Örneği, (Yüksek Lisans Tezi), Atılım Üniversitesi, Ankara 2008.

KARAKOÇ, Ercan, Türk Basınında Ermeni Terörü (1973-1984), (Doktora Tezi), Marmara Üniversitesi, İstanbul 2006.

  1. Gazeteler

(İlgili sayılar dipnotlarda gösterilmiştir)

Cumhuriyet

Hürriyet

Milliyet

Tercüman

d.Diğer

YALÇIN, Soner, Oradaydım Belgeseli, Bekir Sıtkı Sencer Bölümü, CNN Türk, 19.12.12

[1] Berna Türkdoğan, 1915’ten Günümüze Tehcir (Türk-Ermeni İlişkileri), IQ Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul 2006, s.204-205.

[2] Reyhan İşeri, Türkiye’de Etnik Terör: ASALA ve PKK Örneği, (Yüksek Lisans Tezi), Atılım Üniversitesi, Ankara 2008, s.47.

[3] Şerafettin Turan, Türk Devrim Tarihi, C.V, Bilgi  Yayınevi, Ankara 2004, s.332.

[4] Bilal Şimşir, Ermeni Meselesi 1774-2005, Bilgi Yayınevi, Ankara 2007, s.377.

[5] Turan, a.g.e. s.333.

[6] Mikail Aras, Global Terörizm ASALA ve Ermeniler, Mühür Kitaplığı, İstanbul 2013, s.87.

[7] Türkdoğan, a.g.e. s.205.

[8] Ercan Karakoç, Türk Basınında Ermeni Terörü (1973-1984), (Doktora Tezi), Marmara Üniversitesi, İstanbul 2006, s.104.

[9] Türkdoğan, a.g.e. s.205.

[10] Karakoç, a.g.e. s.103.

[11] Aras, a.g.e. s.86.

[12] Aras, a.g.e. s.86; Türkdoğan, a.g.e. s.206-207.

[13] Bkz: http://www.foia.cia.gov/sites/default/files/document_conversions/89801/DOC_0005462031.pdf, son erişim, 14.05.2015.

[14] İşeri, a.g.e. s.57.

[15] Aras, a.g.e. s.87.

[16]  A.g.e. s.88.

[17] İşeri, a.g.e. s.53.

[18] PKK tarihi ile ilgili Prof. Dr. Ergün Aybars’ın danışmanlığında kapsamlı bir tez bulunmaktadır, bkz: M. Hüseyin Buzluoğlu, PKK Tarihi, İdeolojis, ve Yöntemi, (Basılmamış Doktora Tezi) Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir 1997.

[19] Bkz: Ercan Çitlioğlu, Yedekteki Taşeron Asala PKK, Ümit Yayıncılık, Ankara 1998.

[20] 12 Mart dönemi için bkz: Ali Haydar Soysüren, 12 Mart Döneminde Nihat Erim Hükümetleri, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara 2014; Zafer Üskül, Bildirileriyle 12 Mart 1971 Dönemi Sıkıyönetimi, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2014.

[21] Bkz: Feroz Ahmad, Demokrasi Sürecinde Türkiye 1945-1980, Hil Yayınları, Ankara 2010; Ertuğrul Alatlı, Müdahale, Alfa Yayınları, İstanbul 2002; Mehmet Ali Birand,  12 Eylül/Türkiye’nin Miladı, Doğan Kitap, İstanbul 1999.

[22] Haber atlatma, gazetecilikle ilgili mesleki terimdir. Diğer gazetelerin verdiği haberi vermeme ile diğer gazetelerden başka farklı bir haber verme durumlarında kullanılır.

[23] Turan, a.g.e. 335

[24] Karakoç, a.g.e. s.203

[25] Turan, a.g.e. 335.

[26] 17.02.1976, Milliyet.

[27] 17.02.1976, Tercüman.

[28] Karakoç, a.g.e. 212.

[29] 18.02.1976, Hürriyet.

[30] Karakoç, a.g.e. s.217.

[31] Günaydın gazetesi habere, Ermenilerin Son Vahşeti başlığıyla iki büyük fotoğraf ayırdı.

[32] 10.06.1976, Hürriyet; Milliyet; Cumhuriyet

[33] 3.06.1978, Hürriyet.

[34] Karakoç, a.g.e. s.223.

[35] Şimşir, a.g.e. s.378

[36] Turan, a.g.e. s.343.

[37] a.g.e. s.344.

[38] Mehmet Ali Birand, 12 Eylül Türkiye’nin Miladı, Doğan Kitap, İstanbul 1999, s.114.

[39] Hayati Tek, Darbeler ve Türk Basını, Bilgeoğuz Yayınları, İstanbul 2006, s.167.

[40] TRT’nin çeşitli kanallarında yayınlanan, yapımını Zeynep Keçeciler, danışmanlığını Prof.Dr. Kemal Çiçek’in üstlendiği Türk Ermeni Sorunu: Asala Cinayetleri belgeselinde bazı röportajlar belgesel seyri içinde izleyiciye aktarılmıştır.

[41] Kenan Evren, Kenan Evren’in Anıları, c.III, Milliyet Yayınları, İstanbul 1991, s.167,178,196.

[42] 5.3.1981, Hürriyet; Milliyet.

[43] 6.5.1982, Milliyet.

[44] 8.5.1982, Hürriyet.

[45] Soner Yalçın’ın yapımcılığını üstlendiği Oradaydım belgeseli serisinde Bekir Sıtkı Sencer konuşmacı olarak yer almış, Esenboğa Havalimanı baskınını anlatmıştır.

[46] Karakoç, a.g.e. 260.

[47] 28.8.1982, Günaydın.

[48] 15.7.1983, Hürriyet.

[49] 28.7.1983, Hürriyet.

[50] 23.6.1984, Hürriyet.

[51] 28.3.1984, Hürriyet.

[52] 13.3.1985, Cumhuriyet.

* Bu yazı, 8-11 Nisan 2015 tarihleri arasında Antalya Akdeniz Üniversitesi tarafından düzenlenen ”Kadim Dostluğun Yüz Yıllık Açmazında Türk-Ermeni İlişkileri Uluslararası Sempozyumu”nda sunulan ”Türk Basınında Asala Terörü (1975-1985) başlıklı bildirinin gözden geçirilmiş halidir.

       

Yazarın MİSAK'taki yazıları