Ben “siz” olsam

"Benim hayallerim, vatanım ve milletim için. Misafirden yorgunum. Kahpe pusular atan hainlerden yorgunum. Sınırımdan kuşlardan çok fazla insan geçiyor, yorgunum."


Paylaşın:

Her şehit kafilesinden sonra operasyon (demek ki; yerlerini biliyorum) yapmak yerine bataklığı kuruturum. Terörü destekleyenlerin savaş açmasını beklerim.

Ordumun önüne çıkacaklara tehditler savuracak yüreğim olduğuna göre, her parmak sallama sonrası istenilenleri yapıyorsam; ya parmağımı sallamam ya da parmağımı sokarım onların gözlerine…

Ben “siz” olsam;

Bu ülkede önüme gelen teröristi kollarından milletime takdim etmek, onunla gözyaşlarımı buluşturmak yerine; askerime meydan okuyanları asla vatanımda krallar gibi karşılamam.

Ben “siz” olsam;

Fakir fukaranın evine iftara gidip onları teşhir etmek yerine; sıcacık sarılmalarla onların yanlarında olur çaylarını içerim. Basın mensuplarına da haber vermem.

Ben “siz” olsam;

Ramazan’da elimde paketle kapı çalmak yerine; zenginlerin fakirlere zekâtını vermesini teşvik edecek hamleler yaparım.

Ben “siz” olsam;

Bu ülkenin kaynaklarından zenginlere vergi muafiyeti getirmek, vergi ertelemek ve yükünü fakir fukaraya çektirmek yerine; onların kazancının vergilerini gününde tahsil ederim. Ödemeyeni ihale kanunu gereği ihalelere almam.

Ben “siz” olsam;

Dere yataklarını değil; 250-500 yıllık yağış ortalamalarını dikkate almadan imar planı onaylatmam. Böyle veriler olmayan yerde tabiatın verilerine göre (doğadaki su seviye izleri, kuru dereler, deltalar, ovalar, arazi eğimleri, zemin yapısı vs.) imar planları yaparım.

Ben “siz” olsam;

İmar planlarını teklif eden, yapan, imzalayan herkese, kamuda yetki kullanan herkese sorumluluklarının karşılığını mahkemeler yoluyla soracağımı ilan eder ve bir milat başlatırım.

Ben “siz” olsam;

Sokakları mafyalardan, zehir tüccarlarından temizlerim. Türkiye de kolluk kuvvetleri ve ruhsatlı silahlar dışında tüm silahları toplarım. Rus, Ukraynalı, Afrikalı kim olursa olsun ülkesine gönderirim.

Ben “siz” olsam;

Mal beyanını ve hesap sormayı kamu çalışanları için vazgeçilmez şart olarak tekrar başlatırım.

Ben “siz” olsam;

RTÜK’ün aile ve çocukları korumak üzere yeniden yapılanmasını sağlarım.

Ben “siz” olsam;

Evli eşler için zinayı ağır cezalarla yargılarım.

Ben “siz” olsam;

İnsan öldürenler için, gerçek delilleri ortada olmak kaydı ile yargısı uzamadan hafifletici hiçbir sebep olmamak üzere idamı geri getiririm. Çünkü insanın yaşama hakkını elinden alan herkes ölümü hak ediyor demektir.

Ben “siz” olsam;

Mademki; İslami düzen istiyor insanlarımız; İslam’da uygulanan bazı cezaları da katarım hukukuma, örneğin; hırsızın elini kesmek gibi.

Ben “siz” olsam;

Bebelerin hatta 2 yaşındaki bebelerin ırzına geçen insan kılıklıları cezalandıran başta ABD olmak üzere, yabancı ülkelerde olduğu gibi; o insan müsveddelerini hapse koymak yerine teşhir ederek idam edecek yasaları koyarım ve uygularım.

Ben “siz” olsam;

Güzel ahlak dinin temelidir, dini ayakta tutan, vicdan ile ahlaktır prensibiyle; ahlaki eğitimi okullarda yoğunlaştırırım.

Ben “siz” olsam;

Ülkemde yaşanan depremde bu kadar İmam’a rağmen yıkanamadan gömülen insanım için sebepleri araştırırım.

Ben “siz” olsam;

Deprem sonrası internet erişimini kapatanlardan hesap sorarım. Bir insan, bir fidan, bir hayat derim.

Ben “siz” olsam;

Hatay’da bu soğuk havada çadırlarda; susuz, helasız, mikroplar ve haşerat ile yaşayanlara çare olurdum. Evet, biliyorum konteynerlerde yaşayanlar da var.

Ben “siz” olsam;

Ay’a sert iniş yapacağım hedefini koymak yerine; yıllarca çalışıp emekli olan bir aile reisi 7.500₺ ile nasıl geçinir diye düşünürüm. Süt, yoğurt, et alabiliyor mu aileler diye düşünürüm.

Ben “siz” olsam;

“Avrupa bizi kıskanıyor” söylemi yerine, “emekli bir vatandaşım yaz tatilinde kayalık bir sahile bile çadır kurabilir mi?” diye düşünürüm.

Ben “siz” olsam;

Bunca öğrenci yurt bulamıyor diye yeni yurtlar yapmayı düşünürüm. Onlara güzel sıcak yemek yeme imkânı yaratırım ki; Avrupalı bizi hor görmesin.

Ben “siz” olsam;

“Ah kardeşim evet ülkende savaş vardı seni buraya aldık. Güzel imkânlar sunduk. Vatandaşımızdan öncelikli olarak hastanelere aldık. İlaç yüzdesi bile almadık, doktor parası ameliyat parası almadık. Çocuklarına diploma sormadan, sınav yapmadan üniversitede okuttuk. Vatandaşımız işsizken misafirimiz olarak size öncelik tanıdık ve işyerlerinde çalışmanızı teşvik ettik. Cebine maaş koyduk. İş yaptın vergi almadık. Senin varlığın bize kira artış problemi yarattı. Vatandaşımızın fedakârlığı ile kaynaklarımızı sonuna kadar sana aktardık ve enflasyon belası altında eziliyoruz. Artık sağ salim ülkene gönderiyoruz, bizim insanımız da insanca yaşasın. Bak kardeşim savaştaki Ukrayna’da bile bu enflasyon belası bu kadar azmadı.” derim ve gönderirim.

Ben “siz” olsam;

On sekiz adamızı işgal eden Yunan’a uluslararası haklarımın hesabını uluslararası hukuka uygun olarak sorarım. Olmuyorsa; askerimi namusum için seferber ederim. “Bir gece ansızın gelirim” demek yerine; bir gün içinde ansızın askerimle bayrağımı dikerim. Benim olanı korurum. Bedeli ne olursa olsun.

Ben “siz” olabilirim. Ama siz; ben olabilir misiniz?

Çünkü benim hayallerim, vatanım ve milletim için.

Misafirden yorgunum.

Kahpe pusular atan hainlerden yorgunum.

Sınırımdan kuşlardan çok fazla insan geçiyor, yorgunum.

Kıskanılmak istemiyorum; ama kimseyi kıskanmak ya da imrenmek de istemiyorum.

Benim kendi insanım önceliğim.

“Başın sağ olsun, vatan sağ olsun” demekten ve bir dakikalık haber olan şehitlerin ailelerinden utanıyorum. Çünkü buradaki misafir rahat ederken benim kardeşlerim şehit oluyor.

Adalarımız işgal altındayken, burnumuzun dibinde adalarımızda Yunan varken; rahat uyumak neden?

Maaşlara zam beklemiyor insanlar, aslında enflasyon düşsün, fiyat artışları dursun istiyorlar.

Ben “siz” olsam;

Misafiri güzelce vedalaşarak gönderir, bu vatanın vatandaşlarını layık olduğu hayata yeniden kavuştururum.

 

Yazar

Yıldırım Üzümcüoğlu

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar