02.02.2023

Moğol bayrağının ayrılmaz parçası: Soyombo

Tarihten günümüze devletler, başta siyasi, askerî ve dinî olmak üzere farklı anlamlar içeren semboller kullanmışlardır. Bunların içerisinde bayrak, tuğ, sancak ve nevbeti örnek olarak gösterebiliriz.


Tarihten günümüze devletler, başta siyasi, askerî ve dinî olmak üzere farklı anlamlar içeren semboller kullanmışlardır. Bunların içerisinde bayrak, tuğ, sancak ve nevbeti örnek olarak gösterebiliriz. Bu semboller 18. yüzyıldan itibaren ulus devletlerin tam anlamıyla oluşmasıyla birlikte küresel olarak da kabul edildi. Eskiden kullanılan semboller, bölgesel nitelikte olsa da bazı dönemlerde siyasi, askerî ve dinî semboller olarak ortak bir noktada buluştular.

Türk devletlerinde bayrakların, yerin derinliklerinden göğün sonsuzluklarına kadar uzandığı; Ay ile Güneş’e kadar ulaştığı; şimşek, yıldırım ve rüzgârla iç içe olduğu inanışı mevcuttu.[1] Kök Türklerde kurt başlı bayrak, siyasi bir kuruluş olmanın yanında bir tanınmanın da sembolüydü. Bayrağın yanı sıra tuğ, önemli sembollerden biriydi. Orta Asya Türk devletlerinde sıkça kullanılan tuğ, komutanlık alametlerinden biriydi. Şamanizm’de ise tuğ, bir tören aletiydi. Şaman tuğları, sopa üzerine bağlanmış at kıllarından oluşmaktaydı. Aynı zamanda Şamanlık rütbesinin alametleri arasında sayılmaktaydı. Osmanlı Devleti’nde tuğ; hükümdarlık, vezirlik, beylerbeylik, sancakbeylik gibi askerî vazife ve memuriyet alametiydi.[2]

Moğollar’da da bağımsızlığın ve hâkimiyetin sembollerinden biri tuğdur. Moğollar’da çok çeşitli tuğlar olduğu görülmektedir. Bunlardan en önemlisi dokuz tuğdur. Devletin kutsallığının, gücünün ve birliğinin göstergesidir. “Moğolistan’da Tarihi Bir Göl: Siyah Kalbin Gök Gölü” adlı yazıda belirttiğim ‘Cengiz Han, 1206 yılında tüm Moğolları tek bir bayrak altında birleştirip Moğolların lideri olduğu dönemde’ dokuz ayaklı beyaz tuğ imparatorluğun simgelerinden biri olmuştur. Günümüzde Moğolların en büyük bayramı olan Naadam’da dokuz tuğ özel bir törenle şenlik alanına konulmaktadır. Dokuz tuğun yanı sıra sadece savaş zamanlarında çıkarılan Moğol ordusunun zaferinin ve gücünün sembolü olan siyah tuğ bulunmaktadır. Tuğdan başka Moğollarda bulunan bazı semboller ise şu şekildedir: Kılıç, hükümet işlerinde bilgelik ve gücün simgesidir. Kemer, devlet sembollerinden biridir ve birleşmeyi simgeler. Moğol bayrağının temel sembolü olan Soyombo ve onun ayrılmaz parçaları güneş, ay ve ateş.

Tarihten günümüze farklı alanlarda ve anlamlarda kullanılan sembollerden en önemlisi bayraktır. Bayrak bir ülkenin bağımsızlığının simgesidir. Aynı zamanda ulusların millî değerlerini yansıtan semboldür. Özellikle modern dönemlerde bağımsızlık kavramının ön plana çıkmasıyla birlikte ülkelerin belirledikleri semboller de önem kazanmıştır. Bu yazıda da Moğolistan’ın sembollerinden biri olan Moğol bayrağını anlatmaya çalışacağız.

Budizm’in Yayılışı ve Moğol Bayrağına Etkisi

Tibet bölgesinde Budizm’in Kagyu, Sakya, Gelugpa ve Nyingma adlı dört okulu gelişmeye başlamıştı. 14. yüzyılın sonundan itibaren Gelugpa-Sarı Şapkalılar, Nyingma-Kırmızı Şapkalılar kendi öğretilerini yaymak için çalışmaktaydı. Gelugpa, Tibet’te daha hızlı yayılmaya başlayan okullardan biri oldu. 15. yüzyılda Tibetli din adamı Luvsandagva (1357-1419) Budizm’i sosyal ve ekonomik koşullara göre yeniden şekillendirdi. Tibet’in güney bölgesinde bulunan bir mağarada sarı şapka takarak uzun bir süre geçirdiğinden kurduğu mezhep ‘Sarı Şapka’ olarak adlandırıldı.

16. yüzyıldan itibaren Moğol topraklarında Tibet Budizm’i yayılmaya başladı. Budizm’in temeli Altan Han (1507-1582) döneminde atıldı. 1576 yılında Tibetli bir dinî lider olan Sodnomjamts’ı (1543-1588) onurlandırarak onu Moğolistan’a getirdi ve Budizm’in lideri ilan etti. Kendisine “Dalay Lama” unvanı verildi. Buna karşılık olarak Sodnomjamts, Altan Han’ın Kubilay Han’a ait bütün unvanları kullanmasına izin verdi. Ondan sonra 1. Bogd Öndör Gegeen Zanabazar ana temsilci oldu (Bogd, bilimde üstün olan, bilge kişilere verilen unvandır). Keşişlerin kıyafetleri, ezberleri, cemaat ritüelleri ve melodileri, Moğolistan’ın iklimine, coğrafyasına, Moğol geleneklerine ve yaşam koşullarına uyarlanmış benzersiz bir Moğol Budizm tarzı geliştirdi.

17. yüzyıl başlarına kadar Halh bölgesinin yaklaşık 80 ilçesindeki 750 manastırda 115.000 keşiş bulunmaktaydı. Moğolistan’da 1. Bogd Öndör Gegeen Zanabazar’dan 8. Bogd Jabzundamba dönemine kadar Budizm gelişmeye devam etti. Felsefe, astroloji, tıp, sanat ve dilbilim geliştirilerek insanlar aydınlatılmaya çalışıldı. 1924 yılında 8. Bogd’un ölümü sonrasında Moğol Hükümeti “Onun asla dünyaya dönmeyeceğini ve Nirvana’ya ulaştığını” ilan etti. Moğolların Tibet Budizm’ini kabul etmesiyle birlikte hayatın tüm alanlarında değişimler meydana geldi. Bu değişimlerden biri de Soyombo alfabesiydi. Soyombo, Moğolların özellikle de Moğol bayraklarının ayrılmaz bir parçası oldu.

Soyombo, Moğol halkının özgürlüğünün ve bağımsızlığının bir simgesidir. İlk olarak 1686 yılında 1. Bogd Öndör Gegeen Zanabazar tarafından Hint alfabesine dayalı olarak yazılmıştır. Evrenin köklerini oluşturan dört element su, hava, toprak ve ateşin yanı sıra insan vücudunun yapısını sembolize eder. Soyombo’nun tepesinde bulunan ve her zaman yanan alev geçmişin, bugünün ve geleceğin bir sembolüdür. Moğol kültüründe ateş, ocağı tutuşturmak, canlılık, ülkenin ihtişamını temsil için kullanılır. Ebedi gökyüzünü temsil eden Nar ve Sar (Güneş ve Ay), Moğolların kullandıkları en eski sembollerdendir. Böylece Güneş, Ay ve Ateş birlikte Moğol halkının refahını simgelemektedir. Soyombo’nun içindeki iki üçgen, düşmanı bastırmak için ucu aşağı çevrilmiş bir mızrak ve bir ok başını tasvir eder. Soyombo’nun merkezindeki iki balık, bilgelik veya erkek-dişi anlamına gelir. Balıklar gece gündüz gözleri açık şekilde durduğundan uyanıklığı sembolize eder. Tüm Moğolların, benzer şekilde uyanık olması gerektiği anlamına gelir. Balığın üzerindeki ve altındaki dikdörtgen, kalkan anlamındadır. Adalet ve düzeni temsil eder. Aynı zamanda Moğolistan’ın geleceği için Moğolların büyük çaba göstermesinin gerekliliğini vurgular. Soyombo’nun her iki yanındaki dikey köşeler duvarı sembolize etmektedir. Ayrıca tüm Moğol halkı ülkeleri için birleşirse çelik bir duvardan daha güçlü olunacağına dair halkın bilgeliğini sembolize eder. Böylelikle Moğolların saygı duyduğu Soyombo sembolünün devleti korumak anlamını içeren tarihsel bir tanımı bulunmaktadır.

(1686 yılında Öndör Gegeen Zanabazar tarafından hazırlanmış Soyombo Alfabesi. 96 harften oluşan alfabenin ilk harfi ve Moğol bayrağının ayrılmaz parçası olan Soyombo ‘A’ harfini temsil etmektedir. Kaynak: П. Гантуяа, “Монгол, Крилл бичиг үсгийн үүсэл хөгжил онцлог”)

Yeniden Doğuş: Halk Cumhuriyeti ve Sosyalist Yıldızın Sönmesi

1990 yılında Demokratik Devrim, Moğolistan’ın tarihsel gelişiminde yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Diğer sosyalist ülkelerde olduğu gibi Moğolistan’da da sosyalist yapı çıkmaza girdi. Tek parti dönemindeki insan hakları ve özgürlüğünün yeterince desteklenememesi, çoğulculuğun engellenmesi en önemli faktörler arasında görüldü. Merkezi olarak planlanmış bir ekonomik sistem hâkimdi ve ekonomik ilişkiler yukarıdan yönetilmekteydi. Moğolistan’da yönetimi iyileştirme hedefleri 1986 yılından itibaren belirlenmiş ancak Sovyetler Birliği’nin farklı beklentileri nedeniyle belirli süreliğine askıya alınmıştı. 1989 yılında ise “Yeni Nesil”, “Kâinat”, “Dünya” gibi gizli gruplar kurularak Moğolistan’ın yenileşme fikirleri gizliden desteklenmeye başlanmıştı.

Bahse konu grupların demokrasi isteğine dayalı açıklamalarından biri şu şekildeydi: “Tüm gençleri toplumdaki konumları üzerinde düşünmeye, ülkemizin ve insanımızın geleceğini belirleyecek dönüşüme gerçek anlamda katkıda bulunmaya ve bürokrasiye karşı kararlılıkla mücadele etmeye davet ediyoruz. Dönüşümün kaderi demokrasiye, şeffaflığa ve halkın özgürlüğüne bağlıdır. Biz gençler, 10 Aralık 1948 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin tam olarak uygulanmasının teşvik edilmesi gibi konuların çözülmesi için partiyi ve hükümeti göreve çağırıyoruz.”[3]

10 Aralık 1989 Uluslararası İnsan Hakları Günü’nde demokrasi isteyen gruplar Gençlik Kültür Merkezi önünde bir miting düzenledi. Buradaki toplantıda Moğol Demokratik Birliği’nin kurulduğu resmen açıklandı. İktidar partisi olumlu bir tavır sergilemeyince karşıt gösteriler birbiri ardına gerçekleşti. Halk artık siyasi mücadeleye dâhil olmuştu. Demokratik Sosyalist Hareket ve Yeni İlerici İttifak gibi yeni sendikalar kuruldu. 21 Ocak 1990’da Sühbaatar Meydanı’nda düzenlenen mitinge on binlerce kişi katıldı. Bu süreçteki en önemli olay ise Moğol Demokratik Partisi’nin kurulmasıyla birlikte ikinci siyasi partinin doğuşu oldu. 22-24 Mart 1990 tarihli meclis oturumunda 1960 Anayasası’nın “Moğolistan Halk Devrimci Partisi, toplumdaki tek güçtür” ibaresi kaldırıldı. Böylece Moğolistan Halk Cumhuriyeti’nde tek parti yönetimi sona ermişti. Devrimin bir sonucu olarak Moğol sosyal hayatının neredeyse her alanında değişiklikler ve reformlar gerçekleşti. Bu reformlar günümüz Moğol toplumunun temelinin atılmasına katkı sağladı. Moğollar kelimenin tam anlamıyla insan hak ve özgürlüklerinden yararlanmaya başladı.

Moğolistan’da demokratik reformlar devam ederken Sovyetler Birliği 25 Aralık 1991 tarihinde dağıldı ve on beş ülke bağımsızlığını ilan etti. Birliğe üye devletlerin çoğu komünizmden vazgeçerek çok partili parlamenter rejime geçtiler. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Orta Asya’da bulunan devletlerde sosyalist etkiler azalmaya başladı. Özellikle sosyalist sembollerin kullanılmamaya başlandığı görüldü. Rusya’nın geçmişten gelen baskı politikası birliğin dağılmasıyla birlikte hafifledi. Moğolistan bayrağında yer alan sosyalist yıldız bayraktan çıkarıldı. Yenilenen Moğolistan’ın ulusal bayrağı, demokratik anayasanın 12 Şubat 1992’de yürürlüğe girmesiyle birlikte kabul edildi. Anayasanın 12. Maddesinde: “Moğolistan ulusal bayrağı kırmızı, mavi ve kırmızı renklerin birleşiminden oluşacaktır. Kırmızı fonun ortasına altın bir soyombo bulunmaktadır. Bayrağın genişliği ve uzunluğu 1:2 olacaktır” ibaresi yer almıştır. Bayrağın kırmızı rengi demokratik devrimi, mavi rengi ise barışçıl ideallerini simgelemekteydi.

Moğolistan Anayasası, Moğolistan’ın bağımsızlığının ve egemenliğinin simgesini devlet amblemi, bayrağı ve marşı olduğunu belirtmektedir. Bu nedenle Moğol devletinin sembolü olan milli bayrağa saygı duymak, tarihi gelenek ve göreneklerini yaşatmak ve milli birliği güçlendirmek amacıyla 1994 yılında ‘Moğolistan Kamu Hizmeti Kanunu’ kabul edilmiştir. Ayrıca Moğolistan ulusal bayrağının yeni şekli, Ulusal Standardizasyon Konseyi’nin 23 Haziran 2011 tarihli 35 sayılı Kararı ile onaylanmıştır.

1992 yılından itibaren kullanılan günümüz Moğolistan bayrağı

Değişen Anayasalar ve Sovyet Etkisinin Şahlanışı

İkinci Dünya Savaşı devam ederken Moğolistan’da 10 Temmuz 1945 tarihinde 43. Cumhurbaşkanlığı Toplantısı yapıldı. Burada tartışılan konulardan biri “Moğolistan Halk Cumhuriyeti bayrağının tarzı ve tasarımı” oldu. Toplantıda bayrağın tasarımı şu şekilde onaylandı: “Moğolistan Halk Cumhuriyeti bayrağı 1:2 kırmızı ve mavi kumaştan, üçte biri ortası mavi olacak şekilde yapılacaktır. Her iki taraf kırmızı olacaktır. Kırmızı fonun ortasında altın sarısı bir soyombo vardır. Bayrak, “Moğolistan Halk Cumhuriyeti Mareşal Çoybalsan Ödülü” sahibi D. Çoydog tarafından tasarlandı. Moğolistan Başkanı H. Çoybalsan bu olayı, Moğolistan’ın bağımsızlığının bir kutlaması olarak nitelendirdi.

Moğolların ‘Kurtuluş Savaşı’ olan 9 Ağustos 1945’te başlayıp 3 Eylül 1945 tarihinde sona eren Rus-Japon Savaşı, Japonların İç Moğolistan’daki kontrolünü sona erdirdi. Moğol liderler bu savaşa “Moğolları tek çatı altında toplama” parolasıyla katıldı. Bu savaş ile birlikte Moğolistan, Sovyet liderlerle ilişkilerini geliştirmiş, komşusu Çin ve diğer ülkelerin bağımsızlığını tanıması yolunda büyük bir adım atmış oldu. Fakat Çoybalsan’ın İç Moğolistan ile birleşme hayalleri iki büyük komşusu Sovyet Rusya ve Çin’in jeopolitik çıkarları nedeniyle gerçekleşememişti. Çin ve Sovyet Rusya arasındaki antlaşmaların birçoğu 1950 yılında yürürlükten kalktı. Fakat yapılan antlaşmalar, Sovyet yayılmasının inşasına bir temel olarak hizmet etti.[4] Bu etkinin yayılma alanlarından biri de Moğol coğrafyası oldu.

Ekim 1945’te Moğolistan’da tüm katılımcıların yüzde yüz bağımsızlık için oy kullandığı ülke çapında bir bağımsızlık referandumu yapıldı. Ayrıca Moğolistan Halk Cumhuriyeti ve SSCB, 27 Şubat 1946’da Dostluk ve Karşılıklı Yardım Antlaşması imzaladılar. 21 Haziran 1946’da Moğolistan Halk Cumhuriyeti Hükümeti, o zamanki BM Genel Sekreteri’ne ülkesinin Birleşmiş Milletler’e üye olmasını talep eden bir mesaj gönderdi. BM Sekreterliği, 24 Haziran 1946’da Moğolistan Halk Cumhuriyeti’nin dilekçesini aldı. 6 Ağustos 1946’da Kabul Komitesi, Güvenlik Konseyi’nin 12 Ağustos 1946’daki kapalı toplantısında Moğolistan’a ilişkin ek belgelere duyulan ihtiyacı değerlendirdi. Moğolistan hükümetinden belirli soruları yanıtlamak üzere temsilci isteğinde bulunuldu. Ancak Moğolistan’ın isteğine olumlu yanıt verilmedi. 18 Ağustos 1947’de Moğolistan’ın talebi BM Güvenlik Konseyi’nin 186. oturumunda yeniden ele alındı. Güvenlik Konseyi’nin 445. oturumunda Sovyetler Birliği ve Ukrayna katılma lehinde, Çin Halk Cumhuriyeti ve Kanada karşı oy kullandı. ABD, İngiltere ve Fransa çekimser kaldı.[5]

İkinci Dünya savaşının sona ermesinin ardından savaş halinden uzaklaşan Moğolistan’da yeni bir anayasa hazırlama ihtiyacı doğdu. 1949’da Anayasa tekrar değiştirildi. Moğol bayrağı ile ilgili Madde 166’da “Moğolistan Halk Cumhuriyeti bayrağı, ortası gök mavisi, iki tarafı kırmızı renkte üçte bir büyüklüğünde kırmızı ve mavi kumaştan yapılacaktır. Kırmızı fonun tepesinde altın sarısı bir pentagram ve altında altın sarısı bir Soyombo sembolü olacaktır. Bayrağın genişliği ve uzunluğu 1:2’dir” ibaresi yer aldı.

1950’li yıllarda Moğolistan’ın siyasi ve sosyal yaşamında önemli değişikler gerçekleşti. 1952 ve 1953 yıllarında Çoybalsan ve Stalin’in art arda ölümleri yeni bir siyasi durumun oluşmasına neden oldu. Sovyetler Birliği’ndeki değişiklikler ve sosyalist sistemin oluşumu Moğol toplumu üzerinde derin bir etki yarattı. Moğolistan’da yeni bir ulusal aydın kuşağı ortaya çıktı. Bu aydınlar sosyalizmin inşasına ilişkin teorik kavramları savunmaya ve önermeye başladılar. Moğolistan Halk Devrimci Partisi’nin 1954 yılındaki 12. Kongresi, tarihsel gelişim açısından da önemli kararların çıkmasına sebep oldu. Artık işçi sınıfı ve sendikaların güçlendirilmesini öncelikli hedefler arasına koydular.

1956-1960 yıllar arasında, Stalin sonrasında, Sovyetlerin dış politikasının esaslarını kapitalist ve sosyalist sistemin barış içerisinde yürütülmesi doktrini oluşturdu. 1956’da Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin 20. Kongresi’nde yaptığı konuşmada Kruşçev, Dünya savaşı ve dünya devriminde eski komünist ideolojisinin terk edildiğini ve nükleer silahlar bağlamında uluslararası ilişkilerde yeni koşulların ortaya çıktığını savundu. Sovyetler Birliği’ndeki yeni siyasi iklim, Çin ve Moğolistan dâhil olmak üzere dünyanın sosyalist ülkelerinin iç gelişimi ve dış ilişkileri üzerinde güçlü bir etkiye sahipti. Bununla birlikte, Sovyetler Birliği, sosyalist ülkelerin iç işlerine aşırı derecede karışır durumdaydı. Her ülkenin kendine özgü kalkınma yolunu da reddetmekteydi. Sovyet modelinin aşırı vurgulanması ve Moskova’nın sosyalist ekonomik kalkınmasına odaklanması Çin’in çıkarlarına bir şekilde zarar verdi.[6]

1960’lı yıllarda Moğol hükümeti genel olarak, Sovyetler Birliği ve diğer kardeş sosyalist ülkelerle dostluk çizgisini desteklemekteydi. Brejnev, Sovyet-Moğol dostluğunun sağlam karakterine dikkat çekmekteydi. Partilerin dış politika, emperyalizmle mücadele, ulusal kurtuluş hareketi, sosyalist topluluk ülkelerinin birliği ve uluslararası komünist hareket sorunları konularında ortak görüşlere sahip olduğunu vurgulamıştı. SSCB ile Moğolistan arasındaki ekonomik ilişkilere de değinen Brejnev, tüm sorunların henüz tam olarak çözülmediğini kaydetti. Varılan anlaşmalarda değişiklik yapılmasının önemini vurguladı. Sovyetler Birliği’nin Moğolistan’a sağladığı kredi ve yardımları en etkin şekilde kullanmak için Moğolların bizzat ellerinden gelen gayreti göstermeleri gerektiğinin üzerinde durdu.[7]

24 Ekim 1961 Çarşamba günü öğleden sonra BM’nin 971’inci oturumunda, Güvenlik Konseyi Moğolistan Halk Cumhuriyeti’nin talebini on üçüncü kez değerlendirdi. Hangi ülkenin katılacağına dair uzun süren tartışmaların ardından Moğolistan’ın BM’ye katılımı konusu tartışılmaya başlandı. 27 Ekim 1961’deki BM Genel Kurulu’nda, Moğolistan Halk Cumhuriyeti’nin Birleşmiş Milletler’e katılımına ilişkin Güvenlik Konseyi’nin kararı, tüm üye devletlerin oy çokluğu ile kabul edildi.

Yukarıda bahsettiğimiz siyasi olaylarda görülen Sovyet Rusya etkisi, Moğolların birçok alanında olduğu gibi ulusal bayrağına da yansımıştır. Böylece sosyalist yıldız, Soyombo’nun üst kısmına eklenmiştir.

1945-1992 yılları arasındaki Moğol bayrağı

Kaynaklar:

[1] Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş VI Türklerde Tuğ ve Bayrak, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları / 638, Ankara 2000, s. 1.

[2] Bahaeddin Ögel, a.g.e., s. 74.

[3] Ерөнхий Боловсролын 12 Жилийн Сургуулийн 11 Дүгээр Ангийн Сурах Бичиг, Улаанбаатар 2018, s. 59.

[4] William B. Ballis, “The Pattern Of Sino-Soviet Treaties, 1945-1950”, Annals Of The American Academy Of Political And Social Science, Vol. 277, Report On China (Sep., 1951), s. 167-176.

[5] Лувсангийн Хайсандай, “Монгол Улс Нэгдсэн Үндэстний Байгууллагын Гишүүн Болсон Нь. Түүний Түүхэн Ач Холбогдол”, s. 5.

[6] Н. Алтантөгс, “Хятадаас 1956-1960 Онд Монголд Зориулж Олгосон Буцалтгүй Тусламж, Хөнгөлөлттэй Зээлийн Үр Дүнг Шинжлэх Нь”, Эрдэм Шинжилгээний Бичиг, № 477 (37), 2017 ТҮҮХ XVI, s. 131.

[7] Sergey Radchenko, “January, “1966 Information About the Visit of the Soviet Party and Government Delegation to Mongolia Headed by Brezhnev”, History and Public Policy Program Digital Archive, s. 2.

Yazar

Samet Kalyoncu

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar