Tehcir beklentileri karşıladı mı? – MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MDM- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MİSAK logo

_______29.04.2019_______

Tehcir beklentileri karşıladı mı?

Gürbüz Mızrak
Tehcir, Osmanlı’nın yaşadığı savaş şartlarında vatan müdafaası için olabilecek başarılı ve en insani bir yer değiştirme uygulamasıdır.
Tehcir, Osmanlı’nın yaşadığı savaş şartlarında vatan müdafaası için olabilecek başarılı ve en insani bir yer değiştirme uygulamasıdır.

Tehcir öncesi; düşmanla işbirliği içinde olan Ermeni çeteleri cephe gerisinde sabotajlar yapmakta, isyanlar çıkarmakta, Türk ve Müslüman halka saldırılar düzenlemekteydiler. İlerleyen Rus ordusu karşısında Osmanlı ordusunun savunma ve direnme gücü tehlikeye düşmüştü. Ordunun cephe gerisi ve ikmal yolları Ermeni sabotajlarına açıktı. İsyancı Ermenilerin;

  • işgal orduları tarafına geçip Osmanlı ordularına karşı harekâta kalkışmalarının,
  • sivil halkı, Balkanlar’daki gibi soykırım boyutlarında bir etnik temizlikle yok etmelerinin,
  • cephe gerisinde sabotajlar ve ikmal yollarını kesmeleri, sivil halka saldırılar düzenlemelerinin

engellenmesi gerekiyordu. Bunun için Osmanlı Hükümeti kendisi için büyük külfetler getirmesine rağmen, en insanî ve hukukî olanı, isyancıları savaş sahasından uzaklaştırmayı (Tehciri) seçti. Tehciri; sadece tehlikenin baş gösterdiği yerlerde ve tehlike unsuru olanlara; yani Ermeni çetelerinin düşmanla işbirliği yaptığı, isyan çıkardığı, Türk ve Müslüman halka saldırılar yaptığı yörelerde; Ermeni komitecilerine yataklık edilen yerlerde uyguladı. Buralarda isyancılar ve bunlara yataklık edenlerin dışındaki Ermeniler, hükümete sadık oldukları ve iyi halleri görüldükleri sürece tehcire tabi tutulmadılar.

Hükümet; göç ettirilenlerin sevkinin düzen ve güven içinde, vardıkları yerlerde iskânlarının olabildiğince uygun koşullarda yapılması amacıyla, titiz ve insancıl bir çaba göstermiş; bu amaçla Sevk ve İskân Geçici Kanunu ile bunun uygulanmasına ilişkin olarak birçok kanun çıkarıldı ve talimat hazırlandı.

Osmanlı hükûmeti savaş şartlarına rağmen, sevkiyatın bir düzen içinde yürümesine ve kafilelerin herhangi bir zarara uğramamasına itina etmiş, bunun için elindeki imkânları zorlayarak nakli ve iskânı gerçekleştirmeye çalışmıştır. Savaş şartlarında cephede askerine yiyecek tahin vermekte zorlanırken, daha başka öncelikli ihtiyaçları varken; yer değiştirmeye tabi göçmenlerin sevki, yerleştirilmesi ve geçimlerinin sağlanması için sınırlı bütçesinden pay ayırmıştır. Hükümet göçe tabi tutulan halkın can ve mal güvenliğini elinden geldiğince korumaya çalışmış; bu hususlarda kusuru görülenlerin cezalandırılmasında en ufak tereddüt gösterilmemiştir.

Tüm bu iyi niyet, planlama, gayretler ve fedakârlıklar sonucu; tehcire tabi tutulan Ermenilerin çoğu intizam içerisinde yeni yerleşme alanlarına sevk edilebilinmiştir. Bununla birlikte o dönemde yaygın olan hastalık salgınları, savaş koşullarının getirdiği olumsuzluklar ve imkânların kısıtlılığı nedenleriyle ölümler de olmuştur. Sevk sırasında ölümlerin çoğu salgın hastalıklardan vuku bulmuştur. Tehcir öncesinde Ermeni çetelerin Müslüman halka uyguladıkları katliamlar, toplumlar arasında kin ve intikam duygularını depreştirmiş, neticede bazı sevk edilen kafileler de saldırıya maruz kalmıştır.

1. Dünya Savaşı sonrası Osmanlı hükmeti, tehcire tabi tutulan Ermenilerden isteyenlerin tekrar eski yerlerine dönmeleri için bir kararname çıkarmıştır. Bu kararname doğrultusunda bilhassa Mondros Mütarekesi’nden sonra, Anadolu’nun daha önce Ermenilerle meskûn olan bölgelerine, önemli miktarda Ermeni nüfusu yerleştirilmiş, hatta bazı bölgelerde işgal kuvvetlerinin desteği ile eskisinden daha fazla sayıda Ermeni iskân edilmiştir.

Devletin ve halkın güvenliğini sağlamak amacıyla uygulanan tehcirin sonuçları, Ermenilerin imhası değil bilakis korunması şeklinde tecelli etmiştir. Tehcir’den beklenen hedeflere büyük ölçüde ulaşılmıştır. Bu sayede: İlerleyen Rus Ordusu karşısında savunma ve direnme gücü tehlikeye düşen Osmanlı Ordusu’nun ardı emniyete alınmış; tehcir bölgesindeki isyancı Ermenilerin işgal ordularıyla birleşip Osmanlı ordularına karşı yapacakları harekâta, Türk ve Müslümanları, Balkanlar’daki gibi soykırım boyutlarında bir etnik temizlikle yok etmesine, cephe gerisinde sabotajlar ve ikmal yollarını kesme eylemlerine, sivil halka saldırılar düzenleyip isyanlar çıkarmalarına engel olunmuş; tehcirin uygulandığı bölgelerde karşılıklı kırıma neden olabilecek muhtemel olayların önü alınmıştır.

Ermenilerin binlerce Türk’ün canına mal olan isyan ve katliamları karşısında bile, Osmanlı Hükümeti’nin ortaya koyduğu sakin ve sağduyulu tavır, belgeleriyle sabittir. Eğer iddia edildiği gibi Osmanlı, Ermeni tebaasından kurtulmak isteseydi, Ermenileri katletseydi; bunu savaşı gerekçe göstererek rahatlıkla halledebilirdi, bugün Ermenilerden eser kalmazdı. Aksine Osmanlı, yer değiştirme uygulamasıyla savaş şartlarında her an ölümle burun buruna gelebilecek olan yüz binlerce Ermeni’nin hayatını kurtarmıştır. Nitekim yeni bölgelere yerleştirilen Ermeniler sağ salim hayatlarını sürdürürken, Rus ordusu saflarında ve isyancı çetelerde Türklere karşı dövüşen Ermenilerden, savaş şartları gereği ölenler olmuştur. Bazı aksamalara rağmen, “Geçici Sevk ve İskân” yasası istenilen sonucu vermiştir. Ermeni köyleri boşalınca, Ermeni çeteleri saklanacak-beslenecek yer bulamamışlar; bu suretle daha fazla Türk’ün ve Ermeni’nin ölümünün önüne geçilmiş, sabotajlar sonlanmış ve asker savaş yerlerine gidebilmiştir. Kısaca tehcir, Osmanlı’nın yaşadığı savaş şartlarında vatan müdafaası için olabilecek başarılı ve en insani bir yer değiştirme uygulamasıdır.

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!
       

Yazarın MİSAK'taki yazıları