20.01.2022

Kanuni Sultan Süleyman’dan sonra: Yeni bir devir mi?

Kanuni Sultan Süleyman Han devri, pek çok Tarih ilmiyle ilgili akademik çalışmalar yapan hocalarca “en parlak ve muhteşem devir” olarak kabul edilmektedir.


Bu yazı daha önce Manisa Denge Gazetesi’nde yayınlanmıştır.

Kanuni Sultan Süleyman Han devri, tarihçiler tarafından “en parlak ve muhteşem devir” olarak kabul edilmektedir. 46 yıllık saltanat süresince devlet üç kıtaya hakim olmuş, dünya siyasetine yön vermiş ve Müslüman devletlerin yardım istediği bir devlet olmuştur. Yalnız İslam ülkelerin değil Hıristiyan olan Fransa dahi Kanuni’den yardım istemiştir. Bu bile başlı başına dönemdeki otorite ve güce delalet olacaktır.

Kanuni döneminden sonra, Sultan II. Selim Han devri gelir. Bu dönem maalesef fazla bilinmemekte ve doğru anlaşılmamaktadır. Bu biraz da Selim Han’dan önceki dönemin kudretinden kaynaklanmaktadır. Sultan Selim, Osman Gazi’den bu yana süregelen savaş meydanlarının sultanı değildir. Geleneği bozmuştur. Ordunun başında hiç sefere katılmamıştır. Ama döneminde çok ciddi ve meşakkatli deniz seferleri görülmektedir.

Sokullu Mehmet Paşa her ne kadar karşı çıksa da “Kıbrıs Adası”na sefer düzenlenmiştir. Kıbrıs, 1571 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır. Kıbrıs gibi son derece stratejik ve mühim bir adanın kaybedilmesi Avrupa’da ciddi yankılar uyandırmıştı. Avrupa devletleri, Kıbrıs’ın intikamını almak için büyük bir donanma topladılar. Akabinde Haçlı orduları İnebahtı’da Osmanlı’yı yense bile Osmanlı donanması kısa sürede tekrar inşa edilmiş ve Tunus yeniden fethedilmiştir.

Yemen, Hicaz’a yakınlığı ve kavşak konumundan mütevellit önemliydi. Bu bölge yine II. Selim zamanında alındı. Don-Volga ve Süveyş Kanalı gibi meseleler yine bu dönemde düşünüldü. Bu olaylar, padişah ordunun başında olmasa bile ciddi ve büyük seferlerin yapılabilirliğini göstermesi açısından kıymetlidir.

Buraya kadar anlattıklarımız işin siyasi boyutudur. Devletlerin ilişkileri, projeler, harpler…

Edirne’nin incisi, Mimar Sinan hediyesi olan Selimiye Camisi de Sultan II. Selim Han devrinde inşa edilmiştir.

Bu dönemde şiir başta olmak üzere çeşitli sanat dallarında ortaya konulan eserler devletin sanat alanındaki parlaklığını kanıtlar niteliktedir.

II. Selim Han sonrasındaki devir artık uzun ve bitmek bilmeyen harplerin başladığı devirdir.

Sokullu Mehmet Paşa artık yaşlanmış ve devlet içindeki bazı paşalar ve kişiler artık Sokullu’nun otoritesinden rahatsızlık duyar hâle gelmişlerdir. Bu devrin padişahı ise Sultan III. Murad Han olacaktır. Şehzadeliğini babası ve dedesi gibi Manisa’da tamamlayan Murad Han, Arapça ve Farsça dillerini çok iyi derecede bilmekteydi. İyi bir tahsil görmüştü. Babasına kıyasla uzun, dedesine kıyasla kısa bir saltanatı oldu. O da babası Selim Han gibi ordunun başında sefere çıkmadı. Bu durumun devletin aleyhine sonuçlandığı iddia edenler olduğu gibi tam tersini de söyleyebiliriz. Artık bir ucu Fas’a, bir ucu Kırım’a, bir ucu Viyana’ya, bir ucu Yemen’e giden büyük bir cihan devleti vardır. Osman Gazi, Orhan Gazi, Yıldırım Bayezid dönemlerinde devletin yüz ölçümü daha azdı.

Artık Murad Han zamanında yavaş yavaş otoritenin padişahtan sonraki üstlenicisi olan sadrazamların “Serdar-ı Ekrem” unvanıyla ordunun başında sefere çıktığını görmekteyiz. Kuruluş dönemi sultanları Avrupa kıtasında daha küçük krallıklarla , Anadolu yarımadasında Türk beylikleriyle mücadele ettiler.

Kanuni zamanında ise Avrupa’da büyük bir Haçlı devleti vardır. Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu ile savaşılacaktır. Hem karada hem denizde İspanya, Almanya, Avusturya, Venedik gibi devletlerle mücadele ediliyordu. Ruslar ise yavaş yavaş güçlenip Doğu Avrupa ve Türkistan için bir tehdit olma yolunda gidiyordu. Doğu komşumuz İran’da ise bir Türk devleti olan Safevilerle olan mücadele, III. Murad döneminde İran içlerine kadar girmemizle sonuçlandı. Fakat bu durum maliye için ciddi bir zorluğu ortaya çıkaracaktı. Avusturya ve İran üzerine olan harpler, devlet için yıpratıcı bir hâl alacaktır. Kanuni Sultan Süleyman’dan I. Ahmet’e kadar olan süreç tam anlamıyla bir  “değişim ve dönüşüm” sürecidir. İyi anlaşılmalı ve okunmalıdır.

Yazar

Necdet Cura

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar