15.06.2026

Dünden bugüne Ortadoğu ve Filistin sorunu: Emperyalistler

"Dünden bugüne Ortadoğu ve Filistin sorunu" yazı dizisinin 3. bölümüdür.


Fransa, Osmanlı Devleti’nin zayıflamaya başlamasına paralel olarak Suriye toprakları üzerinden Doğu Akdeniz’i kontrol altında tutma hedefini gerçekleştirebilmek için Ermenileri kullanmış ve Ermenilere otonomi fikrini aşılamıştır.

Musa Dağı Olayı

Emperyalistlerin Ermenilerle iş birliğine ilişkin önemli örneklerden biri de Musa Dağı Olayıdır. Birinci Dünya Savaşı’nda İngiliz ve Fransız kuvvetlerinin İskenderun’a çıkarma yapacağına ilişkin haberler Ermeniler arasında yayılınca Samandağ’a bağlı yedi köydeki 5000 Ermeni, Fransızların ve İngilizlerin kışkırtmasıyla silahlanarak Musa Dağı’na çıkmıştır. 1915 yılının Ağustos ayında Türk kuvvetleri isyancı Ermenilerin çıktığı Musa Dağını kuşatmaya başlayınca, Fransa ve İngiltere’nin bölgeye gönderdiği gemiler ile dağdaki isyancı Ermeniler Mısır’ın Port Said limanına tahliye edilmiştir.

Fransa, Musa Dağından tahliye ettiği Ermenilerden üç tabur gücünde bir kuvvet teşkil etmiştir. Sonra bu kuvvetleri İngiltere’nin 1914’de ilhak ettiği Kıbrıs’ın Monarga Köyü’nde bulunan askeri kampında eğiterek, 1919’da Urfa, Antep ve Maraş’ın işgalinde öncü kuvvet olarak kullanmıştır.

Fransa, Ermenistan olarak adlandırdığı Çukurova’da polis teşkilatının, demiryolu idaresinin, posta idaresinin ve diğer birçok resmî kuruluşun başına 1918-1919 yıllarında Ermenileri getirmiş, 1920 yılının Haziran ayında ise Fransa himayesinde “Amanus Ermeni Cumhuriyeti” ilan edilmiştir.

Osmanlı’nın Hıristiyanlar tarafından paylaşılması Hindistan’da huzursuzluk yaratacağından İngiltere Osmanlıyı bir federasyona dönüştürmeyi düşündü. (Günümüzdeki “Anadolu İslam Federasyonu” fikrinin başlangıcı)

Bu federasyonun 5 ögesi: Anadolu-Ermenistan-Suriye-Filistin-Mezopotamya olacaktı. Bu çözüm masrafsız ve risksiz idi. Böylelikle Fransa ve Rusya’nın Ortadoğu’da mevziler elde etmesi engellenecekti. İmparatorluktaki unsurların (Kürtlerin, Ermenilerin, Arapların) ulusal gelişimleri daha sağlıklı gelişecekti. Ama gerçekleştirilemedi.

Ortadoğu’daki İngiliz Fransız kapışması İstanbul’u birlikte işgal etmelerine rağmen orada da devam eder. İngilizler hürriyet ve itilafçıları desteklerken, Fransızlar Genç Osmanlıları destekler ( Prof. İlber ortaylı: Hürriyet-24 kasım 2018).  Gertrude Bell 31 Mart’ta İstanbul’dadır. Ayaklanmada katkısı vardır.

Sykes-Picot sonrası ve İsrail’in kuruluşuna giden süreç

İngiltere Sykes-Picot’dan zaten caymak istiyordu. İşte tam bu sırada Rusya’nın bu anlaşmaya uymayacağını söylemesiyle, İngiltere aradığı fırsatı yakalamış oldu.

5 Haziran 1916’da, anlaşmanın üzerinden dört ay geçmeden, İngiliz casusu Lawrence, Fransa’ya bırakılan topraklarda, Beyrut’un yüz km. kuzeyindeki Ras Baalbek’te bir demiryolu köprüsünü havaya uçurdu.

15 Kasım 1918’de İngiliz askerleri Musul’u işgal etti.

Savaş bittiğinde Almanya yenildiği için, Rusya ise Ekim Devrimi ile rejim değişikliğine uğradığı için Ortadoğu’dan uzaklaşmıştır. Filistin Manda Yönetiminin bundan sonraki 1916-1947 arasını kapsayan otuz yıllık dönemi, Ortadoğu’daki İngiliz Fransız kapışmasının en şiddetli dönemi olmakla kalmaz, ayni zamanda İsrail’in kuruluşuna giden en çatışmalı dönem özelliğini de taşır.  Bir toplantıda Lawrence şöyle der: “ Söz konusu Suriye ise düşman Türkiye değil, Fransa’dır.”

Bu dönemde hem İngilizler ve hem de Fransızlar Ortadoğu’ya idareci, asker ve diplomat olarak daima inisiyatif kullanabilecek en karizmatik adamlarını görevlendirmişlerdir.

Suriye’deki Fransız manda yönetiminin başına 16 Kasım 1915’de Gelibolu’da tek kolunu kaybetmiş Henri Gouraud tayin edildi. Gouraud Şam’a girdiğinde, Selahaddin Eyyubi’nin mezarını tekmeleyerek, 700 yıllık haçlı intikamını dile getirir; “Selahaddin, geri döndük!”

Gouraud’un karşısına konulan İngilizlerin Şam büyükelçisi, daha önce Fransız mandasındaki Arap topraklarında çalışmış biriydi; MacKereth, savaşta kendi generalinin emrine uymayıp ölümü göze alan, ama haklı olduğu için de beraat eden sert ve karizmatik bir askerdi.

1897 Basel Siyonist Kongresinde İsrail’in kuruluşu için ilk adım atılmıştı.1917 de İngiliz dışişleri bakanı Bafour, Lordlar kamarası Musevi lideri Rotchild’e mektup yazarak, “Filistin’de bir Musevi yurdu kurulmasını uygun gördüklerini” bildirir. (Balfour Deklarasyonu)

1914 yılında Filistin’de 80.000 Musevi, 650.000 Arap nüfus vardır. %12’lik bu Musevi nüfusun ilk nüvesini Rusya’dan getirilen Yahudiler oluşturmuştur. (1881’de Rus Çarı II Aleksandr’ın suikaste uğramasından Yahudiler sorumlu tutulduğundan göçe zorlanmışlardır.) Bundan sonra, Arap liderleri şeklen karşı görünseler de Musevilere toprak satışı hızlanmıştır.  1922’de İngiltere’nin düzenlediği bir nüfus sayımı Yahudilerin sayısının, Filistin’deki 750 binlik nüfusun yüzde 11’ine ulaştığını gösteriyordu.

Rusya’dan kaçarak Filistin’e göç etmiş Yahudiler Osmanlı İdaresi tarafından sınır dışı ediliyor, İngiltere bunları Mısır’da Gabbari ve Mahfuz’da oluşturduğu çadır kamplarda topluyordu.

Filistin İngiliz manda yönetiminde olduğundan Araplar İngilizlere başvurarak Musevilere toprak satışının önlenmesini istediler. 1936 ve 1938 de İngiliz yönetimine karşı ayaklanmalar oldu.

İngilizler, Arap ve Yahudilerden oluşan 2 uluslu bir devlet kurulmasını ve göçmen sayısının beş yıl içinde 75 bin olarak dondurulmasını önerdi. İkinci cihan harbi başlayınca konu gündemden düştü. ABD başkanı İngiliz manda yönetiminden Almanya’dan gelen 100.000 göçmene derhal izin verilmesini istedi.

İngilizler önceleri Yahudi yerleşimine göz yumarak Arapları çileden çıkarttılar. Sonra da Araplara hoş görünmek uğruna, içinde Nazi toplama kamplarından kurtarılmış çocuk ve hastaların bulunduğu bir gemiyi 1947 yılında Filistin limanlarına sokmayarak Yahudileri öfkeye boğdular. Bu öfke ile Yahudi Diaspora’sının merkezi İngiltere’den ABD ye taşındı.

12 Mart 1921‘de Mısırdaki İngiliz Yüksek komiserliği yetkilileri ve Churchill’in danışmanları 10 gün süren tartışmalardan sonra Irak’ın kurulmasına, Kürdistan’ın oluşturulmamasına ve şimdilik kurulacak Irak devletinin içinde kalmasına karar verdiler. 1990’larda Birinci Körfez Harekâtı ve çekiç güç teşkili ile başlayıp, Kuzey Iraktaki “Kürt devleti” oluşumuna kadar uzanan süreci, o gün ertelenen düşüncenin, hayata geçirilmesi olarak da okumak gerekir.

(Devam edecek)

 

Yazar

Aziz Bozatlı

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar