Siyasal İslamcıların kadın algısı – MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MDM- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MİSAK logo

_______24.11.2019_______

Siyasal İslamcıların kadın algısı

Demet Yener

Türkiye’de siyaset gündemi o kadar hızlı değişiyor ki olayları anlamaya ve aralarında ilk bakışta görülemeyen bağları fark etmeye fırsat bulamıyoruz. Türkiye siyasetini bir siyaset bilimci, sosyolog ya da sadece bir vatandaş sıfatıyla düz bir çizgiye koymak neredeyse mümkün değil.

Siyaset, bir insanın kafasındaki kurucu düşünceyi hukuk yoluyla kalıcı ve kabul edilir bir yapıya kavuşturma çabasıdır. Bu, feodalitenin zincirlerini koparıp moderniteye geçerken olgunlaşmaya başlayan bir düşünüş, tutum ve tarz değişikliğidir (Parlak & Yıldırım, 2014, s. 2). Gerçi feodaliteden moderniteye geçişi, bir kölelik biçiminden diğerine geçiş olarak nitelendirenler de var.

Günümüz teknolojisiyle “Söz uçar, yazı kalır.” yeniden anlam kazandı ve güçlendi. Siyaset oyuncularının en kıyıda köşede kalmış demeçlerine bile kolayca ulaşabiliyoruz. Akılların karıştığı, gündem konularının hızla değiştiği bir ortamda başlangıçta gözden kaçan ya da gereği kadar üstünde durulmayan her şeye hemen ulaşıyoruz. Gündem karmaşası yaratarak cirit atanların çoğaldığı siyaset arenasında bu sayede geriden gelerek gündeme hâkim olmak da kolaylaştı.

Siyaseti ve toplumdan birlikte düşünmek zorundayız. Bir tarafta kültür ve değerlerimize sahip çıkan bir siyaset; diğer taraftan da bu alanlara saldırmaya programlanmış bir siyaset… Bunların söylemleri muhakkak birbirinden farklı. Dikkatimizi ikincisinin yol açtığı yıkıma ve yozlaşmaya çevirmeliyiz.

Bizi bu noktada ilgilendirmesi gereken asıl husus; “kimlik”tir. Kimlik, toplumun temel konularından biridir. Bireyin “Ben kimim?” sorusuna verdiği cevapların toplamı olarak da tanımlanır (Metin, 2017, s. 82). Bu iç içe kimlikler cinsiyet, meslek, medeni hâl, eğitim ve daha birçok alanı içine alır. Önemli olan, kimlikle aidiyet duygusunun iç içe oluşudur. İnsan, kimliğini dâhil olduğu gruplar içinde oluşturur. Saydığımız kimlik alanları içinde “cinsiyet” en dikkat çekicisidir. Günümüz Türkiye’sinde kadın ya da erkek kimliklerinin her ikisi de sorunludur. Cumhuriyet, bağımsızlık ve modernleşme çerçevesinde şekillenen cinsiyet kimlikleri, bugün siyasal İslamcıların İslamiyet üzerinden yaptıkları müdahalelerle sağından solundan kırpıldı, yamandı ve içinden çıkılamaz bir hâle getirildi.

Türkiye’de kadın olmak, karşı cins, yani erkek olmaya oranla epey zor. Dinden arınamayan politik bir çerçeve içinde yaşıyoruz. Erkek ağırlıklı bir siyaset dünyasının içindeyiz. Türkiye’de kadın olmak, yönetme arzusuna kurban edilmiş bir kimlik. Hak ve özgürlükler açısından hiçbir zaman erkek kadar olamayan kadın; daima engellenen, küçümsenen ve cinsel obje diye itham edilen kadın; erkek kendine hâkim olamadığı için daima suçlanan, azarlanan, aşağılanan, şiddet gören ve eve hapsedilmek istenen kadın…

Türkiye’deki bu vahim durumun en büyük sorumlusu, yaptığı sayısız açıklama, çıkardığı yasalar ve söylemleriyle uzun yıllardır iktidarda olan siyasal İslamcılardır.

Hukuk sayesinde kalıcı ve kabul edilir bir alan çizme gücü olan iktidar, kadına da yasalar yoluyla kendi izin verdiği kadarlık bir yaşam alanı çizdi. Çizilen bu alanın bir kadın için yaşanılabilir olup olmadığını da hiç önemsemedi. Bu, demokrasi ve eşitlik ilkelerinin hâkim olduğu düzene aykırı bir davranıştı. İslamiyet’i bir araç olarak kullanarak ataerkil bir düzeni dayattı ve korumakla yükümlü olduğu eşitlik ilkesinin temellerine bomba koydu. Görünürde kadını koruyup kollayan yasalar çıkaran bu iktidarın onu korunmak ve kollanmak zorunda bırakanlardan aslında hiçbir farkı yoktu.

Kadını zorla ötekileştiren bu zihniyet, yönlendirdiği kitlelerin kadına bakışını da bu şekilde biçimlendirdi. Bu sebeple Türkiye’de kadın olmakla yalnız olmak aynı. Sürekli ezilen, taciz edilen, tecavüze uğrayan, vahşice öldürülen ve aşağılanan kadın, son dönemde artan baskıyla “var olma” çabasına mecbur edildi.

Önceki yıllarda farklı kurumların Türkiye’de kadınların durumu üzerine yaptığı araştırmaların sonuçları da sözlerimizi destekliyor. Yazık ki sonuçlar, kadının yok edilmeye çalışılan kimliğini ortaya çıkarıyor. Ayrıca iktidardaki siyasal İslamcıların ve ona yakınlığıyla bilinen isimlerin kadınlara hangi gözle baktığı da malum.

Kadının çalışması

2007’de Prof. Gülay Toksöz’ün Uluslararası Çalışma Örgütü için hazırladığı rapora göre, Türkiye’de erkek istihdamı %68,2 iken kadın istihdamı %23,8’dir (Kalaycıoğlu & Binnaz , 2004, s. 241).

Bu sonuç, siyasal İslamcılar iktidara geldikten kısa bir zaman sonra elde edilmiş olsa da onları özetlemiş gibidir. O rakamlardan günümüze kadar geçen sürede yaşananlar, siyasal İslamcıların kadını çalışma dünyasında istemediğinin nesnel bir kanıtlarıdır. Çalışma yasalarında kadınlar için iyileştirme yaptıklarını söyleyerek ayrımcılıklarını gizlemeye çalışsalar da durum ortadadır. Tek istedikleri konuşmayan, sormayan, çalışmayan ve evine kapatılan kölelerdir, hayat arkadaşı ya da eş değil.

“Evdeki işler yetmiyor mu?” Afyonkarahisar’ın ilçelerine ziyaretlerde bulunan Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, kendisinden iş isteyen bir grup kadının, “İş istiyoruz sayın bakanım.” sözlerine karşılık olarak “Evdeki işler yetmiyor mu?” karşılığını verdi (Bayram, 2009).

Siyasal İslamcı zihniyette kadın, eve kapatılması gereken cariyelerden daha fazlası değildir. Onlar için kadınların dış dünyada bir varlık alanlarının olması sakıncalı ve gereksizdir.

“Kızlar okuyunca erkekler evlenecek kız bulamıyor.” Çorum’da iktidar partisi il genel meclisi üyesi olan Erhan Ekmekçi, belediye meclisinde “Haydi Kızlar Okula” kampanyasının çalışmaları görüşülürken, “Evet, kızlarımız okuyor ama bu sefer de erkeklerimizi evlendirecek kız bulamıyoruz.” dedi (Cumhuriyet, 2015).

Okuyan kızlarla evlenilemediğini vurgulayan Ekmekçi’nin dünyasıyla, eşi ya da kızı hasta olduğunda onlara sadece kadın doktora gidebileceklerini söyleyen zihniyet aynıdır. Peki, kızlar okumazsa kadın doktor olması imkânı var mıdır?

“Kadınlar iş aradığı için işsizlik yüksek.” Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2008’in kasım-aralık ve 2009’un ocak döneminde 838 bin kişinin daha işsizler ordusuna eklendiğini açıklarken, Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, “İşsizlik oranı niye artıyor biliyor musunuz? Çünkü kriz dönemlerinde daha çok iş aranıyor. Özellikle kadınlar arasında kriz döneminde işgücüne katılım oranı daha artıyor.” (Hürriyet Haber Merkezi, 2009) demiştir.

Bu açıklamada kadınlar evinin işini, eşinin gönlünü ve çocuklarının anneliğini yapmakla yetinmelidir talebi gizli. Kadın sanki toplumun kamburu ve üzerinde taşıdığı bir yük gibi gösterilmiş.

Sosyal Doku Vakfı kurucusu ve başkanı Nureddin Yıldız, çalışan kadınları hedef alarak Her çalışan kadın, gözü doymamış erkek demektir. Bir kadın çalışmayı tercih ederek fuhuşa hazırlık yapmış olur. ifadelerini kullandı. Daha önce de “Duyarlı Müslüman bir hanım, internet gibi insandan cine kadar herkese açık ve bir daha kapatılamayan bir ortama fotoğraflarını nasıl koyabilir.” açıklaması ile tartışmaya yol açan Yıldız, çalışan kadınlar için “Erkeği ile ilişkisinde kadınlığı arızalıdır. Her çalışan kadın, gözü doymamış erkek demektir. Çalışan kadın ya evlenmeyi erteleyerek erkeklerin evlilik sürecini baltalıyor ya da evli olduğu halde çalıştığı için yorgunluğu ve vakit darlığı nedeniyle erkeği ile ilişkisinde kadınlığı arızalıdır. Kadınlığı arızalı olduğu için erkeğin gözü açtır. O evinde erkeğini eksik bırakıyor erkeği de iş yerinde bir başka kadına musallat oluyor. Böyle fuhuş değil ama fuhuşa hazırlık yapan sürece destek oluyor. Ayrıca çalışan kadın doğurmayan ya da az doğuran kadın demektir. Yani benim ümmetim zarar gördü.” (Gündem, 2014) demiştir.

Nefsine sahip olması gereken erkeğin her yaptığını kabul edilebilir göstermek için yine kadın suçlanmış. Kadın sanki insan değil de erkek için yaratılmış bir evcil hayvan ya da köle gibi resmedilmiş. Kadının çalışmasına karşı olduklarını her türlü söylemle ifade ettikten sonra kadının çalışma hayatını kolaylaştırıcı yasalar çıkardıklarını savunmaları oldukça çelişkili bir başka durum değil midir?

Recep Tayyip Erdoğan, 2016 yılında yine kürtaj hakkında konuşurken “Anneliği reddeden, evini çekip çevirmekten vazgeçen bir kadın, iş dünyasında istediği kadar başarılı olsun eksiktir, yarımdır.” (Göktaş, 2017) ifadelerini kullandı.

Kadının asli görevinin annelik olduğunu kimse reddedemez ama erkeklerin de babalık gibi bir görevleri var. Baba olunca çalışılabiliyorsa anne olunca da çalışılır.

Eski Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, 2015 yılının ilk bebeğini ziyaret ettiği sırada “Annelerin, annelik kariyerinin dışında bir başka kariyeri merkeze almamaları gerekir.” ifadelerini kullanmıştır (Kaçmaz, 2015).

Sosyal hayat ya da çalışma hayatı sadece erkeklere ve onların ilgisini çekecek kadınlara aitmiş gibi düşünen bu zihniyetle gelişmiş ülke statüsüne yükselmemiz neredeyse imkânsız gibi. Türkler çalışkan bir millettir. Kadını ve erkeğiyle birlikte ve omuz omuza çalışarak koca bir tarih yazmışlardır. Bu cinsiyetçi ve basit söylemler, Türk tarihi açısından kabul edilebilir gibi değil.

Cinsiyet ayrımcılığı

Dünya Cinsiyet Ayrımcılığı 2013 yılı Raporu’nda Türkiye, cinsiyet ayrımcılığı bakımından 136 ülke arasından 120. olmuştur. Sıralamada Türkiye’den hemen sonra Gana, Tanzanya, Katar gibi ülkeler yer alır (BBC News Türkçe Haber Merkezi, 2013).

O halde dünyanın penceresinden bakıldığında da Türkiye’de kadın olmak, ötekileşmektir. Cinsiyet ayrımcılığı iktidar tarafından reddedilse de bu rapor sayesinde dünyanın önünde de Türkiye’de kadının ikinci planda olduğu ortaya çıkıyor. Kadın-erkek ayrımcılığının dini bahane ederek dayatılması da özellikle yetişen yeni nesillerde dinden uzaklaşma ya da asi tepkiler verme gibi sonuçlar doğuruyor.

Kadir Has Üniversitesi’nde yapılan Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması’na göre kadınların en büyük toplumsal sorunu şiddet. Üç yıl üst üste 1200’ün üzerinde farklı katılımcıyla yapılan algı araştırmasına göre şiddet, açık ara farkla kadınların en büyük sorunu sıralamasında birinci sırada çıkmıştır. 2018 yılının ocak ve şubat aylarında yapılan son araştırmada, katılımcıların %61’i şiddeti toplumda yaşadıkları en büyük sorun olarak gösterirken bu sayının 2016 yılındaki %53’lük orana göre artmış olması da önemlidir. En büyük ikinci sorun olarak gösterilen işsizliği sırasıyla eğitimsizlik, sokakta baskı ve taciz, aile baskısı, kadın-erkek eşitsizliği ve çevre/mahalle baskısı takip ediyor (DW Türkçe, 2018).

Her konuda yalnız bırakılan kadın hayatın hiçbir alanında özgür değildir. Siyasal İslamcı iktidar ve onun etkisinde sorgulamadan yaşamayı kabullenmiş olan çoğunluğun zihniyetine göre kadının sahip olduğu tek sosyal alanı, evi, çocukları ve eşi olarak sınırlandırılmıştır.

“Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer. Perdesiz ev ya satılıktır ya da kiralıktır.” diyen AKP Ünye Tanıtım ve Medya Başkanı ve ayrıca İzmir Karaburun İlçe merkezindeki, Karaburun İlkokulu Müdürü Süleyman Demirci de (İç Açı, 2019) bizlere “Türkiye’de Kadın” gerçeğini özetleyen bir örnek olarak literatüre geçmiştir.

Kadınları adeta “mal” gibi gören siyasal İslamcı zihniyetin bir başka talihsiz açıklaması daha. Üstelik okul müdürlüğü yapan bu şahıs için okula gelen kız öğrenciler de kiralık ya da satılık mıdır? Bir eğitimci olarak bu bakış açısıyla nasıl görev yapmaktadır?

“Bir tane kız mıdır, kadın mıdır bilemem.” Recep Tayyip Erdoğan 2017 yılında katıldığı Konya mitinginde Artvin’in Hopa ilçesinde hayatını kaybeden Metin Lokumcu’nun ölümünü protesto ederken polis müdahalesi sonucu kalçası kırılan Dilşat Aktaş’tan “O kadın, kız mıdır kadın mıdır?” diye (CNN Türk Haber Merkezi, 2017) konuşmuştu.

Kadına bakış açılarını yeniden gözler önüne seren Erdoğan, burada bir bireyin haklı ya da haksız oluşunu değil özel hayatında cinsel ilişkiye girip girmediğini konu ederek kadının aşağılanması politikasını devam ettirmiş. Yine ve yeniden cinsiyet ayrımcılığı yapılmış ve kadın, birey olarak sahip olduğu kimliğine rağmen cinsel kimliği nedeniyle aşağılanmıştır.

“Kimse, bakire olmayan biriyle evlenmek istemez.” Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in danışmanı Prof. Doğan Soyaslan, TBMM Adalet Komisyonu Alt Komisyonu’nda 2003 yılındaki bir konuşmasında “Kimse, bakire olmayan biriyle evlenmek istemez. Kaçıran kişi ırzına geçtiği kızla evlenince daha iyi olmuyor mu? Bekareti bozulduysa onunla evlenilmeli. Evlenince de cezadan kurtulmalı.” (Göktaş, 2017) demişti.

Cinsel ilişkiye tek başına girmemesine rağmen yine ve yeniden kadını suçlu ve kusurlu olarak işaret edilmiş. İnsanların özel hayatlarına bu denli müdahale hoş görülemez. İnsanları bilinçlendirmek yerine “Rahatça tecavüz edebilirsiniz.” sinyali veren bu sözler kabul edilemez.

Kaynakça

Bayram, O. (2009, 03 13). gazetevatan/is-isteyen-kadinlara–alayli–cevap. 10 03, 2019 tarihinde http://www.gazetevatan.com: http://www.gazetevatan.com/is-isteyen-kadinlara–alayli–cevap–227671-gundem/ adresinden alındı

BBC News Türkçe Haber Merkezi. (2013, 10 25). BBC/kadin_erkek_esitligi. 10 03, 2019 tarihinde https://www.bbc.com: https://www.bbc.com/turkce/haberler/2013/10/131025_kadin_erkek_esitligi adresinden alındı

CNN Türk Haber Merkezi. (2017, 06 04). CNNTÜRK/basbakan.o.kadin.kiz.midir.kadin.midir. https://www.cnnturk.com: https://www.cnnturk.com/2011/yazarlar/06/04/basbakan.o.kadin.kiz.midir.kadin.midir/618955.0/index.html adresinden alınmıştır

Cumhuriyet. (2015). sozcuhaber.blogspot/kzlar-okuyunca-erkekler-evlenecek-kz.html. 10 03, 2019 tarihinde http://sozcuhaber.blogspot.com: http://sozcuhaber.blogspot.com/2012/02/kzlar-okuyunca-erkekler-evlenecek-kz.html adresinden alındı

Göktaş, K. (2017, 06 14). cumhuriyet/CHP_nin_raporu__AKP_nin_kadina_bakisi_sorunlu…_iste_o_ayrimci_soylemler. 10 15, 2019 tarihinde http://www.cumhuriyet.com.tr: http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/760445/CHP_nin_raporu__AKP_nin_kadina_bakisi_sorunlu…_iste_o_ayrimci_soylemler.html adresinden alındı

Gündem. (2014, 12 05). httt24/bir-kadin-calismayi-tecih-ederek-fuhusa-hazirlik-yapmis-olur. https://t24.com.tr: https://t24.com.tr/haber/bir-kadin-calismayi-tecih-ederek-fuhusa-hazirlik-yapmis-olur,279432 adresinden alınmıştır

Hürriyet Haber Merkezi. (2009, 03 20). hurriyet/simsek-e-bakilirsa-issizlik-kadinlar-yuzunden-artiyor. 10 03, 2019 tarihinde http://www.hurriyet.com.tr: http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/simsek-e-bakilirsa-issizlik-kadinlar-yuzunden-artiyor-11240874 adresinden alındı

İç Açı. (2019, 10 02). gazetemanifesto/okul-mudurunden-ortusuz-kadin-perdesiz-eve-benzer-paylasimi. 10 04, 2019 tarihinde Gazate MANİFESTO: https://gazetemanifesto.com/2019/okul-mudurunden-ortusuz-kadin-perdesiz-eve-benzer-paylasimi-299796/ adresinden alındı

Kaçmaz, Y. (2015, 01 03). cumhurriyet/bakan-sozlerini-yineledi-annelik-kariyerdir-. 10 06, 2019 tarihinde http://www.hurriyet.com.tr: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/bakan-sozlerini-yineledi-annelik-kariyerdir-27884416 adresinden alındı

Kalaycıoğlu, E., & Binnaz , T. (2004). İş Yaşamı, Üst Yönetim ve Siyasette Kadın. İstanbul: TESEV Yayınları.

Metin, A. (2017). Kimliğin Toplumsal İnşâsı ve Geleneksel Kadın Kimliğinin Aktarımı. Çankırı Karatekin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2(1), 74-92.

Parlak, İ., & Yıldırım, Y. (2014). Medya Aracılığıyla Siyasal Sınırlar Üretmek. Bursa: Dora Yayıncılık.

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!
       

Yazarın MİSAK'taki yazıları